Bazı sözcükler ya da söyleyişiyle kendi yöresinde kalmıştır bazıları da sözcük kökeni olarak bazıları da yerel benzetme olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda ‘koğzak’ sözcüğü üzerinde durmak istiyorum.
1983 yılındanitibaren köyümüz Ballıkaya ile ilgili derleme ve araştırma çalışmalarımda bana en çok destek babam Hasan Özerol'dan (1934-2019) geldi. M. Seyfi Oktay, Mustafa Yılmaz, Haydar Öztürk, Hüseyin Erol gibi pek çok çocukluk ve ilkokul arkadaşları babamın çok zeki ve çalışkan olduğunu belirtmişlerdir.
Köyümüzün eski yerleşim yeri kuzeyden güneye doğru eğimli olup güneyde bahçeler vardı. Değirmenönü bahçelerinden sonra Koğuz geliyor, Koğuz'dan sonra Oynak, Oynak’tan sonra Çatak Yüğleri, daha sonra Çatak yöresi geliyordu.
Babam Koğuz için, koğzak sözcüğünden gelmiş olacağını söylemişti. Yöremizde koğzak, iyice oturmamış, gevşek, kaygan yer ya da yapı olarak adlandırılıyor. Bazı yörelerde ‘laçka’ sözcüğü ile eş anlamlı olarak gösteriliyor. Oysa laçka sözcüğü yapılmış şeylerin aşınıp gevşeme sonucu kullanışsız duruma gelmesini açıklar. Laçka, yönetim, ahlaki davranışlar, tutum gibi değişmeceli anlamda da kullanılan bir sözcüktür.
Yöremizde ‘koğzak’ olan yerlere ‘oynak’ da denir. Çünkü hareket etmeye yatkın yerlerdir.
Koğuz neden koğzak bir yöredir? Bunun için yöremiz ile ilgili kısa da olsa bir açıklama yapmak gerekiyor.
Malatya Çanağı
Milyonlarca yıl önce Malatya Çanağı'nın Deniz olduğu öne sürülür. Bu çanak; Munzur dağlarından Muşar ve Baskil dağlarına, Beydağlarından Nurhak dağlarına, Uzunyayla'dan Yama, Ayranca ve Göl dağlarına, yani Orta Toroslar kadar çevrelenmiştir. Çanaktaki suyun zamanla Kömürhan Boğazının yırtılması sonucu nehir yatağına binmiş, yani Fırat oluşmuştur.
Konuya bağlantılı olarak Fırat kenarından 1600-1800 rakamlı köyümüz ve paraleline kadar olan bölgede bulunan kum ocakları; caretta, midye, istiridye, deniz yıldızı taşılları (fosilleri), gelgitlerin kaya kuşağındaki izleri ve oluşturduğu mağaralar, denizaltı kayası olan dikitleri örnek verebiliriz. Hekimhan ve Kuluncak bölgelerinde jeolojik geçmişine ışık tutan ve 78 milyon yıl öncesine dayanan dünyaca ünlü Rudist ve Ammonit taşılları bulunmuştur.
Kaya kuşağında peri bacaları ve doğal mağaralar bulunur. Ayrıca Neolitik Devire (Cilalı Taş Devri) ait mağaralarda vardır. Bunlardan İki Ağzı Mağara ve Büyük Mağara önemli örneklerdir.
Ballıkaya'nın kuzeyinde bulunan kaya kuşağının üzerinde Pir Sultan Dağı, Ayrancı dağlarının bir bölümüdür. Kaya kuşağı, kaya dibi, meşe ormanı Hekimhan-Arguvan yolu, köyümüzün yeni yerleşim yeri ve böylelikle güneye doğru devam eder.
Kaya kuşağının önünde bulunan ormanlık alandan itibaren milimetrik olarak çöktüğü öne sürülür. Yeni yerleşim yerinde demir su borularının, kopması kanalizasyon borularının patlaması bunun göstergesidir.
Ballıkaya Neden Yenilendi?
1968 yılında eski yerleşim yerinde yaşanan yer kayması sonucu iki ev yıkıldı, birçok evde sorun oluştu. 1985-1987 yılları arasında 71 ev (yığma, iki katlı), 1991 yılında 43 ev (prefabrik, tek katlı) olarak 114 ev Kösharmanı ve Duzdaşı denen yere yapıldı. Eski evler yıkıldı, peğlere ağaç dikenler oldu.
Yine 'koğuz'a dönelim…
Koğuz’un alt bölümünde Oynak denen yerde sürekli toprak kayması oluyordu. Tabanı beyaz kaya kuşağı olan Oynak yöresinde toprak ile kaya arasında su vardı. Toprak sürekli kaya kuşağının üzerinden kayıyor, aşağı dökülüyordu. Beyaz kaya kuşağına yuğ deniliyordu. Yuğun, sur karşılığı bir sözcük olarak kullanıldığını düşünüyorum. Çünkü Kireçlik yöresinin alt yanında bulunan beyaz kaya kuşağına Lazın yüğ ya da Kale deniyordu...
Eski yerleşim yerinin üst yeni yerleşim yerinin alt başında bulunan Hasan Koç’a ait araziden su çıktıktan sonra hem Oynağın hem de pek çok su kaynağının suyu kesilmiş ya da azalmıştır. Karaağaç Değirmenönü, Koğuz ve Oynak’ta arazilerin hareketliliği de durmuştur. Yakın zamanda Ballıkaya’da kaya kuşağına paralel olan Gayrengedik ile Ağbayır arasında yapılanmaya izin verilmediği de belirtiliyor.
Şunu vurgulamak gerekiyor ki; koğzak topraklar, deprem ve suyun etkisiyle oynak duruma geliyor, kolayca kayarak çökebilir. 40 yıl aşkın bir süredir yağışların azalması su kaynaklarının kuruması ya da azalması bu durumu etkiliyor. Bundan 30-35 yıl önce köyümüzde 21 su kaynağının kuruduğunu listelemiştik. Bugün bu sayı 50'ye yakın olup daha da arttığı görünüyor. Burada suyun önemi oldukça ortaya çıkmıştır.
Köyümüz Ballıkaya'yı örneklesek de birçok yerleşim birimlerinde bu benzeri durumları görüyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Süleyman ÖZEROL
KOĞZAK, KOĞUZ VE MALATYA ÇANAĞI
Bazı sözcükler ya da söyleyişiyle kendi yöresinde kalmıştır bazıları da sözcük kökeni olarak bazıları da yerel benzetme olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda ‘koğzak’ sözcüğü üzerinde durmak istiyorum.
1983 yılındanitibaren köyümüz Ballıkaya ile ilgili derleme ve araştırma çalışmalarımda bana en çok destek babam Hasan Özerol'dan (1934-2019) geldi. M. Seyfi Oktay, Mustafa Yılmaz, Haydar Öztürk, Hüseyin Erol gibi pek çok çocukluk ve ilkokul arkadaşları babamın çok zeki ve çalışkan olduğunu belirtmişlerdir.
Köyümüzün eski yerleşim yeri kuzeyden güneye doğru eğimli olup güneyde bahçeler vardı. Değirmenönü bahçelerinden sonra Koğuz geliyor, Koğuz'dan sonra Oynak, Oynak’tan sonra Çatak Yüğleri, daha sonra Çatak yöresi geliyordu.
Babam Koğuz için, koğzak sözcüğünden gelmiş olacağını söylemişti. Yöremizde koğzak, iyice oturmamış, gevşek, kaygan yer ya da yapı olarak adlandırılıyor. Bazı yörelerde ‘laçka’ sözcüğü ile eş anlamlı olarak gösteriliyor. Oysa laçka sözcüğü yapılmış şeylerin aşınıp gevşeme sonucu kullanışsız duruma gelmesini açıklar. Laçka, yönetim, ahlaki davranışlar, tutum gibi değişmeceli anlamda da kullanılan bir sözcüktür.
Yöremizde ‘koğzak’ olan yerlere ‘oynak’ da denir. Çünkü hareket etmeye yatkın yerlerdir.
Koğuz neden koğzak bir yöredir? Bunun için yöremiz ile ilgili kısa da olsa bir açıklama yapmak gerekiyor.
Malatya Çanağı
Milyonlarca yıl önce Malatya Çanağı'nın Deniz olduğu öne sürülür. Bu çanak; Munzur dağlarından Muşar ve Baskil dağlarına, Beydağlarından Nurhak dağlarına, Uzunyayla'dan Yama, Ayranca ve Göl dağlarına, yani Orta Toroslar kadar çevrelenmiştir. Çanaktaki suyun zamanla Kömürhan Boğazının yırtılması sonucu nehir yatağına binmiş, yani Fırat oluşmuştur.
Konuya bağlantılı olarak Fırat kenarından 1600-1800 rakamlı köyümüz ve paraleline kadar olan bölgede bulunan kum ocakları; caretta, midye, istiridye, deniz yıldızı taşılları (fosilleri), gelgitlerin kaya kuşağındaki izleri ve oluşturduğu mağaralar, denizaltı kayası olan dikitleri örnek verebiliriz. Hekimhan ve Kuluncak bölgelerinde jeolojik geçmişine ışık tutan ve 78 milyon yıl öncesine dayanan dünyaca ünlü Rudist ve Ammonit taşılları bulunmuştur.
Kaya kuşağında peri bacaları ve doğal mağaralar bulunur. Ayrıca Neolitik Devire (Cilalı Taş Devri) ait mağaralarda vardır. Bunlardan İki Ağzı Mağara ve Büyük Mağara önemli örneklerdir.
Ballıkaya'nın kuzeyinde bulunan kaya kuşağının üzerinde Pir Sultan Dağı, Ayrancı dağlarının bir bölümüdür. Kaya kuşağı, kaya dibi, meşe ormanı Hekimhan-Arguvan yolu, köyümüzün yeni yerleşim yeri ve böylelikle güneye doğru devam eder.
Kaya kuşağının önünde bulunan ormanlık alandan itibaren milimetrik olarak çöktüğü öne sürülür. Yeni yerleşim yerinde demir su borularının, kopması kanalizasyon borularının patlaması bunun göstergesidir.
Ballıkaya Neden Yenilendi?
1968 yılında eski yerleşim yerinde yaşanan yer kayması sonucu iki ev yıkıldı, birçok evde sorun oluştu. 1985-1987 yılları arasında 71 ev (yığma, iki katlı), 1991 yılında 43 ev (prefabrik, tek katlı) olarak 114 ev Kösharmanı ve Duzdaşı denen yere yapıldı. Eski evler yıkıldı, peğlere ağaç dikenler oldu.
Yine 'koğuz'a dönelim…
Koğuz’un alt bölümünde Oynak denen yerde sürekli toprak kayması oluyordu. Tabanı beyaz kaya kuşağı olan Oynak yöresinde toprak ile kaya arasında su vardı. Toprak sürekli kaya kuşağının üzerinden kayıyor, aşağı dökülüyordu. Beyaz kaya kuşağına yuğ deniliyordu. Yuğun, sur karşılığı bir sözcük olarak kullanıldığını düşünüyorum. Çünkü Kireçlik yöresinin alt yanında bulunan beyaz kaya kuşağına Lazın yüğ ya da Kale deniyordu...
Eski yerleşim yerinin üst yeni yerleşim yerinin alt başında bulunan Hasan Koç’a ait araziden su çıktıktan sonra hem Oynağın hem de pek çok su kaynağının suyu kesilmiş ya da azalmıştır. Karaağaç Değirmenönü, Koğuz ve Oynak’ta arazilerin hareketliliği de durmuştur. Yakın zamanda Ballıkaya’da kaya kuşağına paralel olan Gayrengedik ile Ağbayır arasında yapılanmaya izin verilmediği de belirtiliyor.
Şunu vurgulamak gerekiyor ki; koğzak topraklar, deprem ve suyun etkisiyle oynak duruma geliyor, kolayca kayarak çökebilir. 40 yıl aşkın bir süredir yağışların azalması su kaynaklarının kuruması ya da azalması bu durumu etkiliyor. Bundan 30-35 yıl önce köyümüzde 21 su kaynağının kuruduğunu listelemiştik. Bugün bu sayı 50'ye yakın olup daha da arttığı görünüyor. Burada suyun önemi oldukça ortaya çıkmıştır.
Köyümüz Ballıkaya'yı örneklesek de birçok yerleşim birimlerinde bu benzeri durumları görüyoruz.