Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

‘HEKİMHAN'IN KURUÇAY’I

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2026 10:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 10:50

‘HEKİMHAN'IN KURUÇAY’I

Kuruçay Hekimhan’da her ne kadar yaz mevsimi korumuş gibi görülse de yama dağlarından Ayrancı dağlarından Fırat’a yani Karakaya Barajı’na kadar pek çok yerleşim biriminin yaşamsal yönden önemine sahiptir.

Çeyrek yüzyıl önce ‘Kömürhan Köprüsü Nereye Bakar?” başlığı altında bir yazı yazdım. Bu yazıda Fırat'ın Malatya ve geçtiği yerler ile ilgili türkülerle konularına değinmiştim. Birilerinin, ‘Kömürhan Köprüsü Harput'a bakar’ demesine karşılık Harput’a değil de Halpuz’a baktığı yönündeki görüşleri dile getirmiştim ve Hüseyin Şahin ile birlikte Arguvan Türkler kitabında konuya ayrıntılı olarak yer verdik.

Bu kez de Fırat'ın kollarından biri olan Kuruçay ve çevresinde olan oluşan kültürel değerlerimizden türkülerimizden söz etmek istiyorum.

Kırma Gönül Şişesini

60'lı yıllarda Ali Ekber çiçek'in okuduğu bir deyiş vardı.

Kırma gönül şişesini

Yapan bulunmaz bulunmaz

Yıkma hakkın binasını

Ören bulunmaz bulunmaz

Güzel Şah nereden geliyor

Salını salını salını

Gelir sevdiğimin göçü

Dolanı dolanı dolanı

Bağlantıda, ‘sevdiğimin göçü’ yerine ‘Hüseyin’in göçü’ de deniyordu.

Yüce Dağdan Bir Yol İner

O dönemde aynı makamda okunan başka bir türkü vardı.

Yüce dağdan bir yol iner

Geliyor da olan o dolanı

Hekimhan’ın Kuruçay’ı

Akar bulanı bulanı

Bu türkü, TRT repertuarına girmemiş bir uzun havaydı.

80'li yıllarda Belkıs Akkale'nin okuması ile ünlenen kırık hava türkünün sözlerini de yazalım.

Yüce dağdan Bir yol iner

Gelir dolana dolana

Bizim elin Coşkun çayı

Akar bulanı bulanı

Gelin oy gelin oy gelin oy oy oy

Yandı yürek serin oy oy oy

Yüce dağdan aşan bilir

Açıp da dolaşan bilir

Gurbet elin acısını

Ancak derde düşen bilir

Bağlantı

Yüce dağda kar olmaz mı

Seven de efkar olmaz mı

Bazı yerden ayrılırsam

Dünya bana dar olmaz mı

Bağlantı

Kayalarda buz bağladı

Dibinin navruz bağladı

Beni de bir gelin vurdu

Yaramı da kız bağladı

Bağlantı

İhsan Öztürk tarafından Kadir Akbaş'tan derlenerek notayı alınmış, Doğanşehir türküsü olarak TRT dağarcığına girmiş. Elbette ki ‘Hekimhan’ın Kurucay’ı yok. Bazı kaynaklarda yöre Arguvan gösteriliyor.

İlk üç dörtlük “Yüce Dağ” ön ayağı ile başlarken, son dörtlük Mamaş türküsünün bir dörtlüğü yamanmış, hem de değiştirilerek...

Dereler buz bağladı

Avcılar iz bağladı

Beni bir gelin vurdu

Yaramı kız bağladı

Türkü ile de hiç bağdaşmıyor...

‘Kuruçay'dan Öte Yana’

Hekimhanlı emekli öğretmen Mehmet Kılıç, Kuruçay üzerine bir şiir yazdığını belirterek telefonda okudu. Buna bağlı olarak Kuruçay'ın başlangıcından ve kollarından söz edelim.

Akgedikten Hasançelebi'ye, oradan Hekimhan’a...

Yama Dağları, Çimenlik, Basak, Güvenç, Şırzı ve Çulhalı karısı Karakıstık’tan Kuruçay’a

Karadere deresi de Hekimhan’da Kuruçay’a karışıyor

Kozdere İğdir ve Mezirme dereleri Bağırsak Deresine karışıyor.

Arguvan tarafında Göl Dağı’nda sular birikerek Uludere'ye geliyor, diğer yandan Ballıkaya Ayranca dağından gelen sular Darıderesi’ni oluşturur. Alaçayır yaylasından gelen Yaz Yurdunun dere, Ulupınar deresi, Yığma deresi birleşerek Avşar çayını oluşturur. O da Uludere’ye, yani Çavuş Çayına karışır. Uludere ile Bağırsak Çayı Boztepe barajında birleşir, Boztepe barajı çıkışından itibaren Karakaya Barajı’na kadar uzanır; yani Fırat’a karışır...

Yine 60’lı yıllara dönelim...

Hekimhan Başkavak köyünden Âşık Vahap Alkan, “Kuruçay’dan öte yana” söz başlı türküsünü çalıp söylerdi. 1973 yılında Almanya’ya gitti. 1975 yılında Türkiye'ye gelip Malatya’da Umut plakta yaptığı kasete bu türküyü okudu.

Kuruçay’dan öte yana

Yolum düştü Yazıhan’a

Yazıhan’da bir güzel var

Yollarında ölem ölem

Ölem ölem ölem ölem

Ölmeyeyim de ne gün görem

Fethiye Çelebi Kozdere

Oradan gerçek Arapgir’e

Selam yaylacı yâre

Ayranca’da ölem ölem

Bağlantı

Germişi’den Karayüğe

Sinem yara döğe döğe

Hele danışak Beböğ’e

Arguvan'da ölem ölem

Bağlantı

Birkaç gün önce Aşık Vahap Alkan ile konuştum. Eski günleri andık, ‘Etek Sarı’, ‘Kuruçay’dan Öte Yana’ ve Battal’ın Ağıtı türkülerini konuştuk. Kendisi hakkında hazırladığım yüz sayfaya yakın kitaptan da söz ettim.

Evet, herkes “yolum düştü Yazıhan’a” değil, “yolum düştü Arguvan’a” diye biliyor. Oysa Hekimhan’dan geldiğimizde Kuruçay’ı geçince yanımızda hemen Yazıhan var. Türküde de öyle işte...

Ancak birileri türküyü alıp kendine göre biçimlendirip, kendine göre seslendirince böyle oluyor.

“Gelin Oldum Karabelin Eline” türküsünü Abdullah Duzcu Akçadağ’a mal etmişti. Bu kez başka birisi Hekimhan türküsünü Doğanşehir’e emanet etmiş. Hani, “Yenice yolları bükülür gider” türküsünü de öyle yapmışlardı ya...

Türküler ne kadar halkımızın olsa da halk kültürleri telif yasası birilerinin sahip çıkmasını önayak olmuş, yöre türküleri başka yörelere kaydedilerek özgünlüğünü yitirme noktasına gelmiştir.

Nedense hep “Urfa’ya paşa geldi” türküsünü anımsarım...

Urfa'ya paşa geldi

Tahta temaşa geldi

Bir elim yar koynunda

Bir ölüm boşa geldi

Evet, TRT dağarcığını açtığınızda kaynak kişi Hamdi Polatoğlu, yöresini de ‘Van’ olarak okuyabilirsiniz.

Hani bir söz var ya; "Fransa nire Urfa nire?"

Sahi; Van nire, Urfa nire?

Ankara, 25 Şubat 2026

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.