27 Eylül 2026 pazar günü saat 12.00 sıralarında köyümüz Ballıkaya’da bulunan Vayloğ Dede ziyaretine gittim. Cumartesi ve Pazar günleri kalabalık olduğu gibi, bazen de gelen tanıdıklar oluyor. Yakın zamanda gelen Arguvan’ın Gümüşlü (Kesirik) köyünden Halil Bilem yine gelmişti. Geçenlerde çektiğim fotoğrafını gösterdim, yeniden de çektim. Fotoğrafını Ahmet Çağlayan aracılığıyla göndermemi istedi.
Bir süre sonra köye doğru ilerlemeye başladım. İstanbul’da bulunan yarım yüzyıl önce Urfa Kısas İlkokulu öğrencilerimden Celal Abbas Polat aradı. Yanında bir köylümüz varmış, onunla da konuştum. Galip Uçar, köy enstitülü Garip Uçar'ın oğlu Ali'nin oğluymuş ve İstanbul’da öğretmenmiş. Malatya Hikâyeleri adıyla kitap yayınlamış. Haberleşeceğiz…
Dereyi geçmiştim ki Arguvan'ın Göçeruşağı köyünden dört gençle karşılaştım. Kayalar, mağaralar hakkında açıklamada bulundum. Kısaca da olsa Arguvan türküleri kitabımızdan söz ettim.
Hasan Çelik'e uğradım. Biraz sonra bibisi kızı Hürriyet armut getirdi, “Yersiniz” diyerek masaya bıraktı. Birer tane alıp yedik. Hürriyet’in oturduğu sandalyenin altındaki kedi yavrusu kendi kendine oyalanıp duruyordu. O sırada bir kırmızı karınca ölü eşek arısını çekiştirerek götürmeye başladı ve de sandalyeyi geçti. Sandalyenin altında debelenip duran kedi yavrusu birden eşek arısı ölüsünü taşıyan karıncayı fark etti. Bir süre sessizce izledi, sağ ayağını uzatıp çekti, sonra hafiften çarptı. Çömelip izlemeyi sürdürürken karınca eşek arısını hala sürüklüyordu.
Kedi yeniden yaklaşıp çarptı, karınca arı ölüsünü bırakıp hızla devam ederek sebze ekmek için yapılan sekinin tuğlaları arasında gözden kayboldu.
Bu durum yıllar önce yaşadığım bir anımı anımsattı.
Oldukça iri bir kırmızı karınca eve girmiş ve bir o yana, bir bu yana dolanıp duruyordu. Yanlışlıkla basıp da ezeriz düşüncesiyle biraz uğraştıktan sonra yakalayarak dışarıya çıkarıp doğaya bıraktım. Konuyu da köşe yazarlığı yaptığım gazetede ‘Kırmızı Atlıkarıncanın Özgürlüğü’ başlığı altında yazdım ve yayınladım.
Yazımı anımsadığım gibi karıncaların kendi ağırlıklarının çok katı yük taşıdığını da anımsadım.
Karıncalar vücut ağırlığının 10 ila 50 katı yükleri rahatça taşıyabilir. Bazı türlerin 100 katı taşıdığını da…
Ohio State Üniversitesi'nde yapılan bilimsel bir araştırmada, karıncaların boyun eklemlerinin kırılmadan ya da zarar görmeden kendi ağırlıklarının 3500 ile 5000 katı kadar bir kuvvetle (basınç, güç) direnç gösterebileceği kanıtlanmıştır
Genç Bilim Dergisinden
TÜBİTAK Genç Bilim’den internet bilgilerimizi sürdürelim…
Karıncaların yükleri ağızları ile kaldırırlar ve taşıdıkları yüklerin ağırlığı boyun eklemleri aracılığıyla ayaklara aktarırlar.
Elektron mikroskobu görüntülerinden karıncalarda boyun eklemleri yumuşak dokunun dayanıklılığının çok yüksek olduğunu belirledi. Ayrıca baş boyun eklemlerinde sert ve yumuşak dokuların birleştiği ara yüzeydeki özgün yapının karıncaların boyunlarına dayanıklılık sağladığı anlaşıldı.
Naim Süleymanoğlu ve Küçük Dev Yaratıklar
Eeee…
40 yıl öncesini ve Naim Süleymanoğlu'na anımsayın. O kadar boyuyla kaç kilogramlık halteri kaldırıyordu…
Naim Süleymanoğlu 60 kilo kategorisinde 190 kilo kaldırarak kendi vücut ağırlığının 3 katından 10 kilo fazla ağırlık kaldırmıştır.
Kırmızı atlıkarıncadan söz etmiştim ya; ona ‘at karıncası’, ‘deve karıncası’ da derler. Aslında ‘kırmızı orman karıncası’dır. Kırmızı orman karıncalarının işçi olanlarını boyları 8-10 milimetre kadardır. Kraliçe karıncalar ise bir buçuk santimetreye kadar ulaşabilir. Bugün gördüğüm eşek arısını taşıyıp sonra vazgeçen karınca bu karıncalardan biriydi.
Karıncalar her ne kadar küçük görünseler de küçük dev yaratıklardır. Küçük dev yaratıkları küçümsemeyin…
Ballıkaya, 27 Eylül 2026
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Süleyman ÖZEROL
EŞEK ARISI ÖLÜSÜNÜ TAŞIYAN KARINCA
27 Eylül 2026 pazar günü saat 12.00 sıralarında köyümüz Ballıkaya’da bulunan Vayloğ Dede ziyaretine gittim. Cumartesi ve Pazar günleri kalabalık olduğu gibi, bazen de gelen tanıdıklar oluyor. Yakın zamanda gelen Arguvan’ın Gümüşlü (Kesirik) köyünden Halil Bilem yine gelmişti. Geçenlerde çektiğim fotoğrafını gösterdim, yeniden de çektim. Fotoğrafını Ahmet Çağlayan aracılığıyla göndermemi istedi.
Bir süre sonra köye doğru ilerlemeye başladım. İstanbul’da bulunan yarım yüzyıl önce Urfa Kısas İlkokulu öğrencilerimden Celal Abbas Polat aradı. Yanında bir köylümüz varmış, onunla da konuştum. Galip Uçar, köy enstitülü Garip Uçar'ın oğlu Ali'nin oğluymuş ve İstanbul’da öğretmenmiş. Malatya Hikâyeleri adıyla kitap yayınlamış. Haberleşeceğiz…
Dereyi geçmiştim ki Arguvan'ın Göçeruşağı köyünden dört gençle karşılaştım. Kayalar, mağaralar hakkında açıklamada bulundum. Kısaca da olsa Arguvan türküleri kitabımızdan söz ettim.
Hasan Çelik'e uğradım. Biraz sonra bibisi kızı Hürriyet armut getirdi, “Yersiniz” diyerek masaya bıraktı. Birer tane alıp yedik. Hürriyet’in oturduğu sandalyenin altındaki kedi yavrusu kendi kendine oyalanıp duruyordu. O sırada bir kırmızı karınca ölü eşek arısını çekiştirerek götürmeye başladı ve de sandalyeyi geçti. Sandalyenin altında debelenip duran kedi yavrusu birden eşek arısı ölüsünü taşıyan karıncayı fark etti. Bir süre sessizce izledi, sağ ayağını uzatıp çekti, sonra hafiften çarptı. Çömelip izlemeyi sürdürürken karınca eşek arısını hala sürüklüyordu.
Kedi yeniden yaklaşıp çarptı, karınca arı ölüsünü bırakıp hızla devam ederek sebze ekmek için yapılan sekinin tuğlaları arasında gözden kayboldu.
Bu durum yıllar önce yaşadığım bir anımı anımsattı.
Oldukça iri bir kırmızı karınca eve girmiş ve bir o yana, bir bu yana dolanıp duruyordu. Yanlışlıkla basıp da ezeriz düşüncesiyle biraz uğraştıktan sonra yakalayarak dışarıya çıkarıp doğaya bıraktım. Konuyu da köşe yazarlığı yaptığım gazetede ‘Kırmızı Atlıkarıncanın Özgürlüğü’ başlığı altında yazdım ve yayınladım.
Yazımı anımsadığım gibi karıncaların kendi ağırlıklarının çok katı yük taşıdığını da anımsadım.
Karıncalar vücut ağırlığının 10 ila 50 katı yükleri rahatça taşıyabilir. Bazı türlerin 100 katı taşıdığını da…
Ohio State Üniversitesi'nde yapılan bilimsel bir araştırmada, karıncaların boyun eklemlerinin kırılmadan ya da zarar görmeden kendi ağırlıklarının 3500 ile 5000 katı kadar bir kuvvetle (basınç, güç) direnç gösterebileceği kanıtlanmıştır
Genç Bilim Dergisinden
TÜBİTAK Genç Bilim’den internet bilgilerimizi sürdürelim…
Karıncaların yükleri ağızları ile kaldırırlar ve taşıdıkları yüklerin ağırlığı boyun eklemleri aracılığıyla ayaklara aktarırlar.
Elektron mikroskobu görüntülerinden karıncalarda boyun eklemleri yumuşak dokunun dayanıklılığının çok yüksek olduğunu belirledi. Ayrıca baş boyun eklemlerinde sert ve yumuşak dokuların birleştiği ara yüzeydeki özgün yapının karıncaların boyunlarına dayanıklılık sağladığı anlaşıldı.
Naim Süleymanoğlu ve Küçük Dev Yaratıklar
Eeee…
40 yıl öncesini ve Naim Süleymanoğlu'na anımsayın. O kadar boyuyla kaç kilogramlık halteri kaldırıyordu…
Naim Süleymanoğlu 60 kilo kategorisinde 190 kilo kaldırarak kendi vücut ağırlığının 3 katından 10 kilo fazla ağırlık kaldırmıştır.
Kırmızı atlıkarıncadan söz etmiştim ya; ona ‘at karıncası’, ‘deve karıncası’ da derler. Aslında ‘kırmızı orman karıncası’dır. Kırmızı orman karıncalarının işçi olanlarını boyları 8-10 milimetre kadardır. Kraliçe karıncalar ise bir buçuk santimetreye kadar ulaşabilir. Bugün gördüğüm eşek arısını taşıyıp sonra vazgeçen karınca bu karıncalardan biriydi.
Karıncalar her ne kadar küçük görünseler de küçük dev yaratıklardır. Küçük dev yaratıkları küçümsemeyin…
Ballıkaya, 27 Eylül 2026