Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bir Endonezya Filmi: ‘Çocukluğuma Bir Mektup’

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2026 20:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2026 20:10

2000 yılı Martının ortasında grip salgınının etkin olmasının ardından dışarıya fazla çıkamadığımız zamanlarda oğlum Yazar’ın önerisi üzerine Netflix kanalını izlemeye başladım.

Netflix’te daha çok dizileri izliyordum, bazen de film izlediğim oluyordu. Bir köpeğin öyküsünü anlatan Hachiko: Bir Köpeğin Hikâyesi (2009) adlı filmi unutamam. Hackiho, her gün sahibi Japon profesörü metroya bırakır, akşam da onunla eve dönerdi. Film ile ilgili yazımı da köşe yazarlarını yaptığım gazetede yayınladım.

7 Şubat 2026 günü Endonezya yapımı ‘Çocukluğuma Bir Mektup’ adlı filmi izledim. 2 saat 15 dakikalık filmde, Endonezya’da bir vakfın işlettiği bir yetimhanede büyümüş asi ve çekingen bir gencin geçmişini irdeleyip kabul etmesi ve yetimhanedeki çocukların yaşamından kesitler temel alınmıştı.

Kefas adlı gencin eşi ve kızı ile yaşamını sürdürürken bazı sorunlar onu geçmiş ile hesaplaşmaya götürür. Bu girişten sonra Kefas’ın yetimhane yaşamında dönüm noktası olan kız kardeşini kaybetmesi ve geçici müdür Simon beyin etkisi devreye girer…

Simon Bey, yetimhanede büyümüş eşi ve çocuğunu kaybetmiştir. Eşinin mezarının yanını satın almak için yetimhane arkadaşı vakıf yöneticisinin önerisi üzerine geçici olarak müdürlüğü üstlenir. Aldığı maaşla mezar yerini satın alır. Yetimhanede büyümüş bir birey olarak çocukların durumundan anladığı için onları mutlu etmeye çalışır. Bunu başarırken bir türlü düzene girmeyen Kefas’ı da yola getirir. Hatta ona gitar çalmayı öğretir. Tüm çocuklara iyi davranır…

Yaşamına son vererek eşinin yanında satın aldığı mezara konulmayı planlar. Bunun için cenaze ve mezarlık hizmetleri görevlisine gerekli parayı öder, bir de mektup bırakır. Mektupta belirlediği gün ve saatte cenazesini gelip almalarını ister…

Yetimlerin Öğretmeni Oldum

‘Çocukluğuma Bir Mektup’ filmini izlerken 1972 yılında daha 19 yaşında bir gençken Urfa Yetiştirme Yurdunda yetimlerin öğretmeni olarak göreve başladığım zamanı anımsadım.

Yetiştirme yolunda kalan çocukları şu gruplara ayırabiliriz.

- Annesi olmayan çocuklar…

- Babası olmayan çocuklar…

- Annesi ve babası olmayan çocuklar…

- Annesi ve babası olduğu halde bakamayanlar bakamayanların çocukları…

- Annesi ve babası belli olmayan çocuklar…

- Yakınları olmayan çocuklar…

Buraya gelen öğretmenlerin iki yılı tamamlamadan görevden ayrıldığını söylemişlerdi, ben tam tamına üç yıl görev yaptım. İlk görev yılımda, okuyamayıp da çalışan çocukların grup öğretmeniydim. Yurttan çok çocukların çalıştığı yerlerde günüm geçiyordu. Diğer iki yılda da okula giden çocuklara grup öğretmenliği yaptım.

Yetiştirme yurdunda, 06-18 yaş arası çocuklar barınıyordu. Liseyi bitirememişlerse yaş sınırı uzatılıyordu. Ayrıca liseyi bitirse de evi ve yakını olmayanlar 21 yaşına kadar kalabiliyordu. Göreve başladığımda benden büyük, 21 yaşında öğrencilerimiz de vardı.

Yemekhane, yatakhane, çamaşırhane, ders çalışma odaları vardı. Banyoları anlaşmalı hamamlarda öğretmenlerin gözetiminde yapılıyordu. Baharda kır gezileri düzenleniyor, bazı hizmetlerden ücretsiz yararlanmaları sağlanıyordu.

İki yıl orada kalmam, bağlama çalıp türkü söylemem, fotoğraf çekmem ve onlarla yakından ilgilenmem, ‘Anıya Benzer’ adını verdiğim ve 1962-1980 yılları arasındaki yaşamımda iz bırakan önemli anılarımdan oluşan kitap çalışmamda yurt anılarım da yer aldı. Elbette ki kitapta yer vermediğim pek çok konu da oldu. Her şeyi açıklamak, yazmak ya da söylemek gerekmiyor…

Filmi izlerken bu anılarımı da anımsadım, bazı sahnelerde doluksadım, bazı sahnelerde de gözyaşlarıma tutamadım.

‘Çocukluğuma Bir Mektup’

Yaramaz bir genç olan Kefas’ı düzene sokan Simon Bey, onu koruyucu aile yoluyla da topluma kazandırır. Kefas’ın kendisine bıraktığı radyoyu da mirası gibi ona bırakması anlamlıydı…

Yetimhanenin çocukları Simon Bey'in cenazesinde bir araya geldikleri gibi yıllar sonra mezarı başında da bir araya geldiler. Burada Kefas, kaleme aldığı ‘Çocukluğuna Bir Mektup’ ile arkadaşlarını oldukça duygulandırdı. Acı, minnettarlık, sevgi, mutluluk, dostluk, kayıplara üzülme, elveda ve daha pek çok duyguyu yaşayan yetimhane çocukları yetimhane günlerini anıdılar, o günlerden söz ettiler. Kefas ise kız kardeşinin yetimhanedeyken ölümünü hiç unutamamıştı ve de dile getirdi.

Yetimlerin her biri artık birer yetişkin olmuşlardı ve de iş güç sahibiydiler. Kefas, ‘Çocukluğuna Bir Mektup’ ile dile getirdiklerini okurken Vakıf Başkanı da ağarmış saçı sakalıyla dinleyip Simon beyi anarken acı bir burukluk yaşadı ve gözyaşlarını tutamadı.

Film için her ne kadar ‘hayal ürünü’, yani ‘kurmaca’ olduğu açıklanması yapılsa da; aslında yaşamın kendisini gerçekçiliği dile getirmişti. Ben de yarım yüzyıl öncesinden gerçek yaşamda bunların tanığıyım...

Ankara, 7 Şubat 2026

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.