1980 yılları Eylül ayı başında okul müdürü olarak görev yaptığım Urfa Kısas köyünde idim. 12 Eylül Cuma günü saat 07.00 sıralarında kalktığımda lojmanın önündeki çeşmenin akmadığını görünce, biraz ileride bulunan çeşmeden su alıp çay demlemek istedim. Orada da su yoktu, kendi kendime, “Su da gitmiş” diye mırıldandım.
“Hoca hoca Demirel de gitti!”
Sesin geldiği yöne baktım. Uzun yerel giysi ile elinde sigarası kapılarının önünde duran Urfa Cezaevinde Sosyal Hizmet Uzmanı olan Aşur Kayabaşı duruyordu.
Demek ki ülkemizde yaşananların sonucu olarak tahmin edilen şey olmuş, ordu yönetimi el koymuştu.
Aşur Kayabaşı Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünü bitirmiş, sosyal hizmet uzmanı olarak Urfa Cezaevinde görev yapıyordu. Cuma günü idi ama sokağa çıkma yasağı nedeniyle göreve gidememişti.
12 Eylül ve sonrasında gelenleri Urfa'da yaşadık Bir yıl sonra 25 Eylül 1981 Malatya'da göreve başladığımda darbenin etkilerinin her yerde bir olmadığını gördüm Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halka davranışların iyi olmadığını belirtmeliyim.
Arapgir'e Yolculuk, Millet Han ve Diğer…
Saat 8.00 sıralarında Nimet Koç, Musa Arı ve eşim ile birlikte Kubilay Koç'un arabasıyla yaklaşık bir saatlik bir yolculuktan sonra Arapgir’e ulaştık. Ankara Arapgir Dernek Başkanı ve yardımcısı Hüseyin Özdemir ve Songül Başıbüyük bizi karşıladı. Songül annem sizi anam anında bekliyor dedi oraya ulaştıktan sonra Kozluk çayında kahvaltıya gittik.
Oldukça uzun süren kahvaltıdan sonra saat 12.00'ye yakın klarnetle cümbüşü ile müzisyen Hüseyin Ümit Aydın’ı dinledik birlikte türkü söyledik. Kaymakamlığın hakkındaki boşaltma yazısından söz açıldı.
İyileştirme yapılan ve ilginç dönemeçli olan köprünün ve buradaki etkinliklerin fotoğraflarını çektim.
Saat 12.30 sıralarında merkeze döndük. Millet Han’a girerken Hüseyin Özdemir, başkanın içeride olduğunu söyledi, “Görüşürsünüz” diye ekledi. Arapgir belediye başkanı Haluk Cömertoğlu ile bir süre söyleştik.
Hekimhan dergisini sordu, ben de han ile ilgili bilgiler almak istedim. Kapının üzerinde, Arapgir Millet Han Butik Otel yazıyor. İlgili sitede, Butik Otel Millet Han Kafe ve Restaurant 1850 yazılı. Zamanında han imiş, tüccarlar burada kalırmış. Hepsinin ayrı odaları varmış. 1850 yılında yapılmış. https://arapgirmillethan.com/ İnternet sitesinden daha ayrıntılı bilgi edinilebilir.
Tam karşısındaki Çarşı Camii de hanla yaşıtmış (1752).
2001 yılında İsviçre'de bir arkadaşımın önerisiyle Malatya'ya gelen ve beş gün konuğum olan yakın çağ tarihçisi Prof. Dr. Hans Lukas Kieser’in Iskalanmış Barış adlı 820 sayfalık kitabında Arapgir’e de yer verdiğini, arkadaşım Hüseyin Şahin’in tahta çivili Ayakkabı, Manusa Dokumacılığı ve Bervanik giyim geleneklerini-zanaatlarını Kültür Bakanlığı adına çalıştığını anlattım. Hekimhan dergisinde kapak yaptığım Arapgir Belediyesinde çalışan Hekimhanlı heykeltıraşı Furkan Ekici'den de söz ettik
Başkan Cömertoğlu bazı notlar aldı. Han ile ilgili etkinlikler ve yayınlar yapıldığını anlattı. Kültürel konulara ilgimi bildiğinden Songül Hanım'ın annesine dönerek, “Önlerine düş de Kasım Kulak ile Metin Emiroğlu müzelerini göster” dedi. Fadime Hanım önümüze düştü Asım Külah'ın yerine uğradık. Beni görmez daha önce tanıdığını söyledi ve birkaç kez de yineledi. Ancak ben anımsayamadım… Müze gibi düzenlediği evinde yok yoktu…
Bir süre sonra birlikte Emin Metin Emiroğlu evine gittik. Bahçesinde kabartma tablolar vardı ve çok dikkat çekiciydi.
Onar Köyü, Büyükocak Cemevi ve Roma Kaya Mezarları
Saat 15.00 sıralarında Arapgir ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta olan Onar köyüne gittik. 1224 yılında yapıldığı bilinen Büyükocak Cemevinin en büyük özelliği tarihsel eskiliği ile birlikte kırlangıç çatı yapısının oluşu...
2019 yılında Adıyaman Perre, Süryani Kilisesi, Urfa'ya Göbeklitepe, Kısas ve Harran’a birlikte gittiğimiz eğitimci, edebiyatçı, romancı, oyun yazarı, araştırmacı yazar Dr. İsmail Kaygusuz'un (5. Nisan 1944-3 Şubat 2022) kimsesi olup olmadığını sordum. Gelenlerden Ergün Kaya, “Eşim kız kardeşi olur” diyerek işaret etti. İstanbul'da kalıyormuş, kitap çalışması olduğundan söz etti. Gelenlerle sohbet ettik. Direklerden söz ederek, köyümüz Ballıkaya’da da Karadirek olduğunu anlattım. Arguvan Gürge köyünde de Karakapı Cemevindeki direklerden söz ettim.
Kısa bir süre sonra daha genç birisi geldi, Lokman Kaya. Cemevinin vakfiyede kaydı varmış, bünyesinde olan ev kendilerininmiş, her türlü bakımını yaptıklarını belirtti.
Köyün güney yanında, dereye eğimli olan yerde bulunan Roma dönemine uzanan 26 adet tarihi kaya mezarından bazılarını gördük.
Yola koyulduk ve Arguvan’da alışverişten sonra Ballıkaya’ya geldiğimizde güneş batmak üzereydi…
12 Eylül 2026 Cumartesi
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Süleyman ÖZEROL
12 EYLÜL VE ARAPGİR GEZİSİ
12 Eylül’ü Anımsama
1980 yılları Eylül ayı başında okul müdürü olarak görev yaptığım Urfa Kısas köyünde idim. 12 Eylül Cuma günü saat 07.00 sıralarında kalktığımda lojmanın önündeki çeşmenin akmadığını görünce, biraz ileride bulunan çeşmeden su alıp çay demlemek istedim. Orada da su yoktu, kendi kendime, “Su da gitmiş” diye mırıldandım.
“Hoca hoca Demirel de gitti!”
Sesin geldiği yöne baktım. Uzun yerel giysi ile elinde sigarası kapılarının önünde duran Urfa Cezaevinde Sosyal Hizmet Uzmanı olan Aşur Kayabaşı duruyordu.
Demek ki ülkemizde yaşananların sonucu olarak tahmin edilen şey olmuş, ordu yönetimi el koymuştu.
Aşur Kayabaşı Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünü bitirmiş, sosyal hizmet uzmanı olarak Urfa Cezaevinde görev yapıyordu. Cuma günü idi ama sokağa çıkma yasağı nedeniyle göreve gidememişti.
12 Eylül ve sonrasında gelenleri Urfa'da yaşadık Bir yıl sonra 25 Eylül 1981 Malatya'da göreve başladığımda darbenin etkilerinin her yerde bir olmadığını gördüm Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halka davranışların iyi olmadığını belirtmeliyim.
Arapgir'e Yolculuk, Millet Han ve Diğer…
Saat 8.00 sıralarında Nimet Koç, Musa Arı ve eşim ile birlikte Kubilay Koç'un arabasıyla yaklaşık bir saatlik bir yolculuktan sonra Arapgir’e ulaştık. Ankara Arapgir Dernek Başkanı ve yardımcısı Hüseyin Özdemir ve Songül Başıbüyük bizi karşıladı. Songül annem sizi anam anında bekliyor dedi oraya ulaştıktan sonra Kozluk çayında kahvaltıya gittik.
Oldukça uzun süren kahvaltıdan sonra saat 12.00'ye yakın klarnetle cümbüşü ile müzisyen Hüseyin Ümit Aydın’ı dinledik birlikte türkü söyledik. Kaymakamlığın hakkındaki boşaltma yazısından söz açıldı.
İyileştirme yapılan ve ilginç dönemeçli olan köprünün ve buradaki etkinliklerin fotoğraflarını çektim.
Saat 12.30 sıralarında merkeze döndük. Millet Han’a girerken Hüseyin Özdemir, başkanın içeride olduğunu söyledi, “Görüşürsünüz” diye ekledi. Arapgir belediye başkanı Haluk Cömertoğlu ile bir süre söyleştik.
Hekimhan dergisini sordu, ben de han ile ilgili bilgiler almak istedim. Kapının üzerinde, Arapgir Millet Han Butik Otel yazıyor. İlgili sitede, Butik Otel Millet Han Kafe ve Restaurant 1850 yazılı. Zamanında han imiş, tüccarlar burada kalırmış. Hepsinin ayrı odaları varmış. 1850 yılında yapılmış. https://arapgirmillethan.com/ İnternet sitesinden daha ayrıntılı bilgi edinilebilir.
Tam karşısındaki Çarşı Camii de hanla yaşıtmış (1752).
2001 yılında İsviçre'de bir arkadaşımın önerisiyle Malatya'ya gelen ve beş gün konuğum olan yakın çağ tarihçisi Prof. Dr. Hans Lukas Kieser’in Iskalanmış Barış adlı 820 sayfalık kitabında Arapgir’e de yer verdiğini, arkadaşım Hüseyin Şahin’in tahta çivili Ayakkabı, Manusa Dokumacılığı ve Bervanik giyim geleneklerini-zanaatlarını Kültür Bakanlığı adına çalıştığını anlattım. Hekimhan dergisinde kapak yaptığım Arapgir Belediyesinde çalışan Hekimhanlı heykeltıraşı Furkan Ekici'den de söz ettik
Başkan Cömertoğlu bazı notlar aldı. Han ile ilgili etkinlikler ve yayınlar yapıldığını anlattı. Kültürel konulara ilgimi bildiğinden Songül Hanım'ın annesine dönerek, “Önlerine düş de Kasım Kulak ile Metin Emiroğlu müzelerini göster” dedi. Fadime Hanım önümüze düştü Asım Külah'ın yerine uğradık. Beni görmez daha önce tanıdığını söyledi ve birkaç kez de yineledi. Ancak ben anımsayamadım… Müze gibi düzenlediği evinde yok yoktu…
Bir süre sonra birlikte Emin Metin Emiroğlu evine gittik. Bahçesinde kabartma tablolar vardı ve çok dikkat çekiciydi.
Onar Köyü, Büyükocak Cemevi ve Roma Kaya Mezarları
Saat 15.00 sıralarında Arapgir ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta olan Onar köyüne gittik. 1224 yılında yapıldığı bilinen Büyükocak Cemevinin en büyük özelliği tarihsel eskiliği ile birlikte kırlangıç çatı yapısının oluşu...
2019 yılında Adıyaman Perre, Süryani Kilisesi, Urfa'ya Göbeklitepe, Kısas ve Harran’a birlikte gittiğimiz eğitimci, edebiyatçı, romancı, oyun yazarı, araştırmacı yazar Dr. İsmail Kaygusuz'un (5. Nisan 1944-3 Şubat 2022) kimsesi olup olmadığını sordum. Gelenlerden Ergün Kaya, “Eşim kız kardeşi olur” diyerek işaret etti. İstanbul'da kalıyormuş, kitap çalışması olduğundan söz etti. Gelenlerle sohbet ettik. Direklerden söz ederek, köyümüz Ballıkaya’da da Karadirek olduğunu anlattım. Arguvan Gürge köyünde de Karakapı Cemevindeki direklerden söz ettim.
Kısa bir süre sonra daha genç birisi geldi, Lokman Kaya. Cemevinin vakfiyede kaydı varmış, bünyesinde olan ev kendilerininmiş, her türlü bakımını yaptıklarını belirtti.
Köyün güney yanında, dereye eğimli olan yerde bulunan Roma dönemine uzanan 26 adet tarihi kaya mezarından bazılarını gördük.
Yola koyulduk ve Arguvan’da alışverişten sonra Ballıkaya’ya geldiğimizde güneş batmak üzereydi…
12 Eylül 2026 Cumartesi