Bugün 26 Ağustos… Bundan tam 104 yıl önce, bu toprakların kaderini değiştiren Büyük Taarruz başladı. O gün yalnızca bir savaş başlamadı. Yorgun, yoksul, yıllarca savaşlardan çıkmış bir millet, son gücünü vatanı için ortaya koydu. Anadolu’nun dört bir yanından gelen Mehmetçikler, arkalarında analarını, eşlerini, çocuklarını ve yarım kalmış hayatlarını bırakarak cepheye yürüdüler. Kimi gencecikti… Kiminin evinde onu bekleyen bir anası, kiminin yeni doğmuş bir çocuğu vardı. Kimi belki de ardına dönüp son kez baktığı köyünü bir daha göremeyeceğini biliyordu. Ama hepsinin yüreğinde aynı sevda vardı: Vatan.
26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz, yalnızca düşmana karşı kazanılan bir zafer değildi. Esareti kabul etmeyen bir milletin, bağımsızlığı uğruna yeniden ayağa kalkışının destanıydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde başlayan o yürüyüş, 30 Ağustos'ta Büyük Zafer'le taçlandı.
Bugün özgürce nefes alabiliyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa, kendi vatanımızda başımız dik yaşayabiliyorsak; bunda o gün canını ortaya koyanların, cepheye evladını gönderen anaların, kağnılarla cephane taşıyan kadınların ve adı bilinmeyen nice kahramanın payı vardır.
Aradan 104 yıl geçti. Zaman değişti, şehirler değişti, hayatlarımız değişti… Ama bazı günlerin anlamı hiç değişmedi. 26 Ağustos da işte o günlerden biridir. Bugün yalnızca bir zaferi hatırlamıyoruz. Bize bırakılan bu vatanın hangi fedakârlıklarla kazanıldığını da hatırlıyoruz. Bir milletin en zor günlerinde bile umudunu kaybetmediğini, yokluk içinde var olmayı başardığını ve “Ya istiklal, ya ölüm!” diyerek tarihini yeniden yazdığını…
Sevgili gençler… Bugün sizlerden istenen, cephelerde savaşmanız değil elbette. Ancak sizlere emanet edilen bu vatanın hangi zorluklarla kazanıldığını unutmamanızdır. Özgürlüğün, bağımsızlığın ve üzerinde yaşadığımız bu güzel toprakların kıymetini bilin. Geçmişinizi öğrenin. Çünkü geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez.
Bu ülke sizlere kolay bırakılmadı. Bir annenin gözyaşıyla, bir babanın duasıyla, gencecik insanların canıyla kazanıldı bu vatan. Sizlerden beklenen; birbirinizi ayırmadan, ötekileştirmeden, sevgiyle ve birlik içinde bu güzel ülkeye sahip çıkmanızdır.
Atalarımızın bize bıraktığı en büyük miras yalnızca toprak değildir. Özgürlük, bağımsızlık ve başı dik yaşama onurudur.
Unutmayın gençler… Bir milletin geleceği, geçmişinden aldığı güçle yükselir.
Bu vatan size emanet. Emanete sahip çıkın.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
26 Ağustos 1922… Bir milletin yeniden ayağa kalktığı gün… Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümü kutlu olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nermin Yılmaz Akbalaban
BİR MİLLETİN AYAĞA KALKTIĞI GÜN
Bugün 26 Ağustos… Bundan tam 104 yıl önce, bu toprakların kaderini değiştiren Büyük Taarruz başladı. O gün yalnızca bir savaş başlamadı. Yorgun, yoksul, yıllarca savaşlardan çıkmış bir millet, son gücünü vatanı için ortaya koydu. Anadolu’nun dört bir yanından gelen Mehmetçikler, arkalarında analarını, eşlerini, çocuklarını ve yarım kalmış hayatlarını bırakarak cepheye yürüdüler. Kimi gencecikti… Kiminin evinde onu bekleyen bir anası, kiminin yeni doğmuş bir çocuğu vardı. Kimi belki de ardına dönüp son kez baktığı köyünü bir daha göremeyeceğini biliyordu. Ama hepsinin yüreğinde aynı sevda vardı: Vatan.
26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz, yalnızca düşmana karşı kazanılan bir zafer değildi. Esareti kabul etmeyen bir milletin, bağımsızlığı uğruna yeniden ayağa kalkışının destanıydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde başlayan o yürüyüş, 30 Ağustos'ta Büyük Zafer'le taçlandı.
Bugün özgürce nefes alabiliyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa, kendi vatanımızda başımız dik yaşayabiliyorsak; bunda o gün canını ortaya koyanların, cepheye evladını gönderen anaların, kağnılarla cephane taşıyan kadınların ve adı bilinmeyen nice kahramanın payı vardır.
Aradan 104 yıl geçti. Zaman değişti, şehirler değişti, hayatlarımız değişti… Ama bazı günlerin anlamı hiç değişmedi. 26 Ağustos da işte o günlerden biridir. Bugün yalnızca bir zaferi hatırlamıyoruz. Bize bırakılan bu vatanın hangi fedakârlıklarla kazanıldığını da hatırlıyoruz. Bir milletin en zor günlerinde bile umudunu kaybetmediğini, yokluk içinde var olmayı başardığını ve “Ya istiklal, ya ölüm!” diyerek tarihini yeniden yazdığını…
Sevgili gençler… Bugün sizlerden istenen, cephelerde savaşmanız değil elbette. Ancak sizlere emanet edilen bu vatanın hangi zorluklarla kazanıldığını unutmamanızdır. Özgürlüğün, bağımsızlığın ve üzerinde yaşadığımız bu güzel toprakların kıymetini bilin. Geçmişinizi öğrenin. Çünkü geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez.
Bu ülke sizlere kolay bırakılmadı. Bir annenin gözyaşıyla, bir babanın duasıyla, gencecik insanların canıyla kazanıldı bu vatan. Sizlerden beklenen; birbirinizi ayırmadan, ötekileştirmeden, sevgiyle ve birlik içinde bu güzel ülkeye sahip çıkmanızdır.
Atalarımızın bize bıraktığı en büyük miras yalnızca toprak değildir. Özgürlük, bağımsızlık ve başı dik yaşama onurudur.
Unutmayın gençler… Bir milletin geleceği, geçmişinden aldığı güçle yükselir.
Bu vatan size emanet. Emanete sahip çıkın.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
26 Ağustos 1922… Bir milletin yeniden ayağa kalktığı gün… Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümü kutlu olsun.