Balaban’da eski yıllarda gelinlere bugünkü gibi beyaz gelinlikler giydirilmezdi. Zaten gelinlik de yoktu. Ama kadifeden, kutnu kumaştan, ipekten, kaşmirden… En güzel elbiselik kumaşlardan dikilen rengârenk, göz alıcı kıyafetler giydirilirdi.
Gelinlerin başına duvak niyetine tül takılmazdı. İki metrelik bembeyaz tülbentin başa gelecek kısmı özenle büzülür, gelinin saçlarına tokalarla tutturulurdu. Üzerine ise Karagöz (kadife) çiçeklerinden alımlı bir taç yapılırdı. El becerisi olan, maharetli kadınların yaptığı bu özel sanata “gelin süsleme” denirdi.
Beline kadar uzanan saçları, rengârenk elbisesi ve başındaki canlı çiçeklerden yapılmış tacıyla Balaban gelinleri, asil saf güzellikleriyle süzülür; görenlerin gözünü okşardı.
Milli bayramlarda okul çelenkleri,süslenirdi. garagöz çiçekleriye.
Bizim bahçemizdeki Karagözler tam yirmi beş yıldır aynı ata tohumundan çoğalarak, ilkbahardan kar yağana kadar bahçemizi güzelleştirmeye devam ediyor.
Eskiden Balaban’da Karagöz çiçeği hemen her evde mutlaka yetiştirilirdi. Damlardaki çiçekliklerde, avlunun bir köşesinde, eski tenekelerde ve kovalarda açan rengârenk Karagözler, kokusu ve güzelliğiyle her yere ayrı bir hava katardı. Hatta yaprakları kurutulur, yöresel yemeklerimize ayrı bir lezzet ve çeşni olarak katılırdı.
Bir çiçekten çok daha fazlasıydı Karagöz… Gelinlerin başında güzellik, evlerin avlusunda renk, sofralarda ise lezzet olurdu.
Geleneklerimizin inceliğini taşıyan benim güzel Balaban çiçeklerim…
Hâlâ açıyorlar.
Bir zamanların gelin taçlarını süsleyen Karagözler, bugün de bahçemde geçmişten geleceğe uzanan rengârenk bir hatıra gibi yaşamaya devam ediyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nermin Yılmaz Akbalaban
BALABAN’IN GELİNLERİ VE KARAGÖZ ÇİÇEKLERİ
Balaban’da eski yıllarda gelinlere bugünkü gibi beyaz gelinlikler giydirilmezdi. Zaten gelinlik de yoktu. Ama kadifeden, kutnu kumaştan, ipekten, kaşmirden… En güzel elbiselik kumaşlardan dikilen rengârenk, göz alıcı kıyafetler giydirilirdi.
Gelinlerin başına duvak niyetine tül takılmazdı. İki metrelik bembeyaz tülbentin başa gelecek kısmı özenle büzülür, gelinin saçlarına tokalarla tutturulurdu. Üzerine ise Karagöz (kadife) çiçeklerinden alımlı bir taç yapılırdı. El becerisi olan, maharetli kadınların yaptığı bu özel sanata “gelin süsleme” denirdi.
Beline kadar uzanan saçları, rengârenk elbisesi ve başındaki canlı çiçeklerden yapılmış tacıyla Balaban gelinleri, asil saf güzellikleriyle süzülür; görenlerin gözünü okşardı.
Milli bayramlarda okul çelenkleri,süslenirdi. garagöz çiçekleriye.
Bizim bahçemizdeki Karagözler tam yirmi beş yıldır aynı ata tohumundan çoğalarak, ilkbahardan kar yağana kadar bahçemizi güzelleştirmeye devam ediyor.
Eskiden Balaban’da Karagöz çiçeği hemen her evde mutlaka yetiştirilirdi. Damlardaki çiçekliklerde, avlunun bir köşesinde, eski tenekelerde ve kovalarda açan rengârenk Karagözler, kokusu ve güzelliğiyle her yere ayrı bir hava katardı. Hatta yaprakları kurutulur, yöresel yemeklerimize ayrı bir lezzet ve çeşni olarak katılırdı.
Bir çiçekten çok daha fazlasıydı Karagöz… Gelinlerin başında güzellik, evlerin avlusunda renk, sofralarda ise lezzet olurdu.
Geleneklerimizin inceliğini taşıyan benim güzel Balaban çiçeklerim…
Hâlâ açıyorlar.
Bir zamanların gelin taçlarını süsleyen Karagözler, bugün de bahçemde geçmişten geleceğe uzanan rengârenk bir hatıra gibi yaşamaya devam ediyor.