Balaban yemekleri kitabımda, geçmişten günümüze uzanan yüzlerce çeşit yemeğimizi kayıt altına aldım. Ben kültürümüzü bizzat yaşayarak yaşatıyorum; bu süreçte ne özel bir araştırma yaptım ne de kimseye sordum. Zira mutfağımda her daim pişirdiğim, elimizin aşina olduğu lezzetlerdi bunlar.
Kitabı görenlerden ve edinenlerden, “Bu kitapta bir yemek tarifinden çok daha fazlası var” şeklinde takdir dolu sözler duydum. Yüzlerce yıl öncesinden süzülüp gelen yemek adları, tarifler, kullanılan malzemeler ve ölçüler, aslına sadık kalınarak yer aldı. Yemeği pişirdiğim tencereden, sunum yaptığım tabağa kadar her ayrıntı Balaban’ın ruhunu yansıtıyor.
Hiçbir maddi çıkar gözetmeden, gelecek nesillere “gastronomide biz de varız” diyebilmek için çıktım bu yola. Bugün pek çok haneden, “Mutfağımızda kitabın elimizin altında; yemeklerini ailece beğeniyle yapıp yiyoruz” diyenlerin sesi yükseliyor.
Balaban yemekleri kitabımı onlarca adet alıp sülalesine dağıtanlar; kızlarına, gelinlerine hediye ederek “Kültürümüzü unutmayın” diyenler oldu. Kitabın yayımlandığı ikinci gün, yakın köyümüzden bir hemşerimin ailesi için on kitap alması; bizzat evime gelerek tebrik edenler ve kitabı eline aldığı ilk saatte arayıp içten övgülerini iletenlerin kadirşinaslığı… Bu incelik, bir Balabanlı olarak beni ziyadesiyle onurlandırdı.
Ben kimseden methiye beklemem. Bu çalışma, toprağıma duyduğum bir vefa borcuydu. Kültürümüzü yaşayan ve yaşatan tüm Balabanlılara selam olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nermin Yılmaz Akbalaban
BALABAN'A VEFA BORCU
Balaban yemekleri kitabımda, geçmişten günümüze uzanan yüzlerce çeşit yemeğimizi kayıt altına aldım. Ben kültürümüzü bizzat yaşayarak yaşatıyorum; bu süreçte ne özel bir araştırma yaptım ne de kimseye sordum. Zira mutfağımda her daim pişirdiğim, elimizin aşina olduğu lezzetlerdi bunlar.
Kitabı görenlerden ve edinenlerden, “Bu kitapta bir yemek tarifinden çok daha fazlası var” şeklinde takdir dolu sözler duydum. Yüzlerce yıl öncesinden süzülüp gelen yemek adları, tarifler, kullanılan malzemeler ve ölçüler, aslına sadık kalınarak yer aldı. Yemeği pişirdiğim tencereden, sunum yaptığım tabağa kadar her ayrıntı Balaban’ın ruhunu yansıtıyor.
Hiçbir maddi çıkar gözetmeden, gelecek nesillere “gastronomide biz de varız” diyebilmek için çıktım bu yola. Bugün pek çok haneden, “Mutfağımızda kitabın elimizin altında; yemeklerini ailece beğeniyle yapıp yiyoruz” diyenlerin sesi yükseliyor.
Balaban yemekleri kitabımı onlarca adet alıp sülalesine dağıtanlar; kızlarına, gelinlerine hediye ederek “Kültürümüzü unutmayın” diyenler oldu. Kitabın yayımlandığı ikinci gün, yakın köyümüzden bir hemşerimin ailesi için on kitap alması; bizzat evime gelerek tebrik edenler ve kitabı eline aldığı ilk saatte arayıp içten övgülerini iletenlerin kadirşinaslığı… Bu incelik, bir Balabanlı olarak beni ziyadesiyle onurlandırdı.
Ben kimseden methiye beklemem. Bu çalışma, toprağıma duyduğum bir vefa borcuydu. Kültürümüzü yaşayan ve yaşatan tüm Balabanlılara selam olsun.