Uzaklardan değil artık acı... Yakın. Tanıdık.
Venezuela'da deprem olmbuş... Bir an durdum. Sanki dünya aynı yerinden yeniden çatlamış gibi.
Ama insanın hafızası susmaz... Bir kapı açılır ve geri dönülmez bir yol başlar.
Tarih 6 Şubat 2023... Önce 7,7 büyüklüğünde Maraş, ardından 7,6 büyüklüğünde Elbistan depremi... Memleketim Malatya dahil 11 il... Yer yerinden oynamıştı o gün. Yalnızca toprak değil, koca bir hayat da çökmüştü.
Elli binden fazla can... Sayı değil bu, rakam hiç değil. Bir annenin yarım kalan bakışı, bir çocuğun enkaz altında kalan sesi, bir evin içinde donup kalan zaman...
Aynı sahne şimdi başka bir coğrafyada, başka bir iklimde yeniden kuruluyor. Aynı toz, aynı sessizlik, aynı çaresizlik... Dün bizdik, bugün onlar.
Venezuela’da çöken duvarların, savrulan hayatların başında duran bu çaresiz kalabalık, acının evrensel bağını bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Coğrafyalar değişse de, toprağın altından yükselen o sessiz çığlık ve geride kalanların gözlerindeki çaresiz bekleyiş hiç değişmiyor. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun; enkazın başında umutla ve korkuyla bekleyen her insanın yüreğindeki sızı aynı dili konuşuyor. Mesafe ne kadar uzak olursa olsun, dökülen gözyaşı ve hissedilen keder her yerde aynı...
Deprem dediğin sadece arzın kırılması değildir. İnsanın da kırılması, un ufak olmasıdır. Taş yıkılır, duvar yıkılır; ama en ağır yıkım insanın içindedir.
Ve anlar insan; coğrafya değişir ama acının dili, o sessiz feryadı değişmez.
Büyük şairin de dediği gibi:
"Nerede bir can ölse,
Oralı olur yüreğim.
Olmalı zaten.
Olmazsa insan olmaz yüreğim..."
Uzaklardan değil artık acı... görmek yetmez; biraz da insanın geçmişten bir sızısı, içinin harıl harıl yanmış olması gerekir.
Ve bazı acılar vardır ki yerini asla değiştirmez... Sadece insanın içinde büyür.
Ve insan en çok şunu öğrenir: Acı mesafeyle değil, kalple ölçülür.
Her sarsıntıda, her yıkımda kulaklarımızda hep aynı hakikat yankılanır: Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Asıl kıyamet, doğanın öfkesi değil; insanın vurdumduymazlığı ve tedbirsizliğidir. Masum canları toprağa gömen taşın ağırlığı değil, zamanında alınmayan önlemlerin sarsıcı yüküdür.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nermin Yılmaz Akbalaban
ACININ DİNİ , DİLİ, IRKI YOK
Uzaklardan değil artık acı... Yakın. Tanıdık.
Venezuela'da deprem olmbuş... Bir an durdum. Sanki dünya aynı yerinden yeniden çatlamış gibi.
Ama insanın hafızası susmaz... Bir kapı açılır ve geri dönülmez bir yol başlar.
Tarih 6 Şubat 2023... Önce 7,7 büyüklüğünde Maraş, ardından 7,6 büyüklüğünde Elbistan depremi... Memleketim Malatya dahil 11 il... Yer yerinden oynamıştı o gün. Yalnızca toprak değil, koca bir hayat da çökmüştü.
Elli binden fazla can... Sayı değil bu, rakam hiç değil. Bir annenin yarım kalan bakışı, bir çocuğun enkaz altında kalan sesi, bir evin içinde donup kalan zaman...
Aynı sahne şimdi başka bir coğrafyada, başka bir iklimde yeniden kuruluyor. Aynı toz, aynı sessizlik, aynı çaresizlik... Dün bizdik, bugün onlar.
Venezuela’da çöken duvarların, savrulan hayatların başında duran bu çaresiz kalabalık, acının evrensel bağını bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Coğrafyalar değişse de, toprağın altından yükselen o sessiz çığlık ve geride kalanların gözlerindeki çaresiz bekleyiş hiç değişmiyor. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun; enkazın başında umutla ve korkuyla bekleyen her insanın yüreğindeki sızı aynı dili konuşuyor. Mesafe ne kadar uzak olursa olsun, dökülen gözyaşı ve hissedilen keder her yerde aynı...
Deprem dediğin sadece arzın kırılması değildir. İnsanın da kırılması, un ufak olmasıdır. Taş yıkılır, duvar yıkılır; ama en ağır yıkım insanın içindedir.
Ve anlar insan; coğrafya değişir ama acının dili, o sessiz feryadı değişmez.
Büyük şairin de dediği gibi:
"Nerede bir can ölse,
Oralı olur yüreğim.
Olmalı zaten.
Olmazsa insan olmaz yüreğim..."
Uzaklardan değil artık acı... görmek yetmez; biraz da insanın geçmişten bir sızısı, içinin harıl harıl yanmış olması gerekir.
Ve bazı acılar vardır ki yerini asla değiştirmez... Sadece insanın içinde büyür.
Ve insan en çok şunu öğrenir: Acı mesafeyle değil, kalple ölçülür.
Her sarsıntıda, her yıkımda kulaklarımızda hep aynı hakikat yankılanır: Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Asıl kıyamet, doğanın öfkesi değil; insanın vurdumduymazlığı ve tedbirsizliğidir. Masum canları toprağa gömen taşın ağırlığı değil, zamanında alınmayan önlemlerin sarsıcı yüküdür.