Yeni yıla girerken yaşamımızdan bir senemizin gittiğine yanmamız gerekirken, sevinçle, bayram edercesine kutlamamızın nedenini düşündüm.
Yaşam, ne demek? Hiç düşündünüzmü?
Tarif etmeye kalksak sayfalar yetmez. Yeni yıl deyince hep şunu hatırlarım. Geldik, gidiyoruz. Yoktan geldik, yok olma zamanımıza bir yılı daha yaklaştık.
Yaratan öyle sırlar koymuş yaşamımıza. Doğumdan öncesini, hatta iki üç yaş öncesini bilemezken ölümden sonrasını da bilmiyoruz.
Ölüm ne kadar soğuk bir kelime? Ölüm, yaşamın zıddıdır. Ölümü değl düşünmek, ağzımıza alsak bile ürpertiyor bizleri.
Bundan önce yazılarımın birinde ölümden neden korkulmaz konusunu işlemiştim.
Yaşam dedik, ölüme geldik. Haydi konuyu bu yeni yılın ilk gününde değiştirelim. Biraz yaşamı anlatalım.
Geçmiş geçti gitti. Gelecek kim bilecek. Yaşam için yaşadığımız şu an yani şimdi çok önemli. Yeterki şimdinin kadrini bilelim.
Peki nasıl kadrini bileceğiz? Dini bir terim olacak amma şükrederek. ŞÜKRETMEK. Git oradan neye şükredeceğiz diyenleriniz olacak. Neye şükretmek? Haydi bir kaç örnek vermeye çalışalım.
Her şey bizim için.
Bir gözü kör olan çok varlıklı birine göz lazım. Araştırmalar sonucu benim gözüm uyuyor kör varlıklıya. Apar topar beni buluyorlar. Ne olur bir gözünü ver diyorlar. Önce size soruyorum dünyanın anahtarını verseler kabul edermisin?
Çünkü biliyorsunuz bir gözün gidince diğeri de her an gidebilir.
Şükretmezmiyiz iki gözümüzün sağlam olduğuna.
Manisa'nın ileri gelenlerinden kannat önderi Şekerci Hüseyin Dede'nin şu sözü hiç aklımdan çıkmıyor. " Bir tırnağın olmassa gömleğini ilikleyemezsin." Değil gözümüz, bir tırnağımızın olmasına bile şükretmeliyiz.
Şükretmeyen insan, şuyum yok, buyum yok diye hayıflanır, kendi kendini yer bitirir. Dünyasını, yaşamını zehir eder.
Bu insana şunu demeliyiz. "Eksiklerini bir tarafa, fazlalıklarını bir tarafa yaz. Bak bakalım fazlalıkların, eksiklerin yanında yüzlerce kat fazlamı değilmi?
Sakıp Sabancı bir TV proğramında hiç konuşmayan sakat oğlu için. "Ah! Oğlum bana bir defa baba dese tüm varlığımın yarısını veririm.” Demişti. Bizim evlatlarımız her gün yüzlerce baba diyor. Nasıl şükretmeyiz?
Konu açılmışken bir fıkra geldi aklıma.
Zamanın birinde, beylikler döneminde. Adamın biri dayak yer. Kadıya şikayet eder. Bu adam kolumu kırdı der. Kadı, bunda bir hayır vardır şükret der. Ne yapsın adam şikayetinden vaz geçer. Çok geçmeden aynı adam ikinci kez dayak yer ve bir gözü çıkar.Yine aynı kadı, şükret der. Bizim adam kızar ve beyliğini değiştirmeye karar verir. Yeni bir beyliğe doğru yola çıkar. Tek gözüyle.
Tam yeni beyliğe gireceği zaman, o beylikte yeni sultan için tören yapılmaktadır. Gelenekleri gereği aralarından birini ilahlarına kurban etmektedirler. Tam o sıra sultana yardımcılarından biri, neden bizden kurban ediyoruz, beyliğimizin kapısından ilk giren yabancıyı kurban edelim der. Sultan hemen kabul eder.
Bizimki sallana sallana beyliğe girmek üzeredir. Apar topar kurban edilecek yere götürürler. Adam şaşar kalır.
İzah ederler. İlk gelen sensin seni kurban edeceğiz. Adam bir göze şükretmedik şimdi canımızdan olacağız diye düşünürken, cellat tam gözünü bağlayıp kurban edeceği zaman, sultanım bunun bir gözü kör bundan kurban olmaz der.
Ve bizim tek gözlü adamı hemen serbest bırakılır.
Bizim adam Allah’ım sana şükürler olsun. Şükretmediğim tek göz benim hayatımı kurtatardı.
Şükretmek, insanın ruh halini iyileştirir, stresi azaltır ve hayata daha olumlu bakmasını sağlar.
Kişiye iç huzur, sabır ve dayanıklılık kazandırır; ilişkileri güçlendirir ve mutluluk duygusunu artırır.
İnsanı nankörlükten ve isyandan korur.
İnanç ve kulluk bilincini kuvvetlendirir.
Şükürlerle dolu sağlıklı, huzurlu, nice mutlu yıllara...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Fuat ERGÜN
YENİ YILIN İLK GÜNÜ. ŞÜKÜRLER OLSUN.
Yeni yıla girerken yaşamımızdan bir senemizin gittiğine yanmamız gerekirken, sevinçle, bayram edercesine kutlamamızın nedenini düşündüm.
Yaşam, ne demek? Hiç düşündünüzmü?
Tarif etmeye kalksak sayfalar yetmez. Yeni yıl deyince hep şunu hatırlarım. Geldik, gidiyoruz. Yoktan geldik, yok olma zamanımıza bir yılı daha yaklaştık.
Yaratan öyle sırlar koymuş yaşamımıza. Doğumdan öncesini, hatta iki üç yaş öncesini bilemezken ölümden sonrasını da bilmiyoruz.
Ölüm ne kadar soğuk bir kelime? Ölüm, yaşamın zıddıdır. Ölümü değl düşünmek, ağzımıza alsak bile ürpertiyor bizleri.
Bundan önce yazılarımın birinde ölümden neden korkulmaz konusunu işlemiştim.
Yaşam dedik, ölüme geldik. Haydi konuyu bu yeni yılın ilk gününde değiştirelim. Biraz yaşamı anlatalım.
Geçmiş geçti gitti. Gelecek kim bilecek. Yaşam için yaşadığımız şu an yani şimdi çok önemli. Yeterki şimdinin kadrini bilelim.
Peki nasıl kadrini bileceğiz? Dini bir terim olacak amma şükrederek. ŞÜKRETMEK. Git oradan neye şükredeceğiz diyenleriniz olacak. Neye şükretmek? Haydi bir kaç örnek vermeye çalışalım.
Her şey bizim için.
Bir gözü kör olan çok varlıklı birine göz lazım. Araştırmalar sonucu benim gözüm uyuyor kör varlıklıya. Apar topar beni buluyorlar. Ne olur bir gözünü ver diyorlar. Önce size soruyorum dünyanın anahtarını verseler kabul edermisin?
Çünkü biliyorsunuz bir gözün gidince diğeri de her an gidebilir.
Şükretmezmiyiz iki gözümüzün sağlam olduğuna.
Manisa'nın ileri gelenlerinden kannat önderi Şekerci Hüseyin Dede'nin şu sözü hiç aklımdan çıkmıyor. " Bir tırnağın olmassa gömleğini ilikleyemezsin." Değil gözümüz, bir tırnağımızın olmasına bile şükretmeliyiz.
Şükretmeyen insan, şuyum yok, buyum yok diye hayıflanır, kendi kendini yer bitirir. Dünyasını, yaşamını zehir eder.
Bu insana şunu demeliyiz. "Eksiklerini bir tarafa, fazlalıklarını bir tarafa yaz. Bak bakalım fazlalıkların, eksiklerin yanında yüzlerce kat fazlamı değilmi?
Sakıp Sabancı bir TV proğramında hiç konuşmayan sakat oğlu için. "Ah! Oğlum bana bir defa baba dese tüm varlığımın yarısını veririm.” Demişti. Bizim evlatlarımız her gün yüzlerce baba diyor. Nasıl şükretmeyiz?
Konu açılmışken bir fıkra geldi aklıma.
Zamanın birinde, beylikler döneminde. Adamın biri dayak yer. Kadıya şikayet eder. Bu adam kolumu kırdı der. Kadı, bunda bir hayır vardır şükret der. Ne yapsın adam şikayetinden vaz geçer. Çok geçmeden aynı adam ikinci kez dayak yer ve bir gözü çıkar.Yine aynı kadı, şükret der. Bizim adam kızar ve beyliğini değiştirmeye karar verir. Yeni bir beyliğe doğru yola çıkar. Tek gözüyle.
Tam yeni beyliğe gireceği zaman, o beylikte yeni sultan için tören yapılmaktadır. Gelenekleri gereği aralarından birini ilahlarına kurban etmektedirler. Tam o sıra sultana yardımcılarından biri, neden bizden kurban ediyoruz, beyliğimizin kapısından ilk giren yabancıyı kurban edelim der. Sultan hemen kabul eder.
Bizimki sallana sallana beyliğe girmek üzeredir. Apar topar kurban edilecek yere götürürler. Adam şaşar kalır.
İzah ederler. İlk gelen sensin seni kurban edeceğiz. Adam bir göze şükretmedik şimdi canımızdan olacağız diye düşünürken, cellat tam gözünü bağlayıp kurban edeceği zaman, sultanım bunun bir gözü kör bundan kurban olmaz der.
Ve bizim tek gözlü adamı hemen serbest bırakılır.
Bizim adam Allah’ım sana şükürler olsun. Şükretmediğim tek göz benim hayatımı kurtatardı.
Şükretmek, insanın ruh halini iyileştirir, stresi azaltır ve hayata daha olumlu bakmasını sağlar.
Kişiye iç huzur, sabır ve dayanıklılık kazandırır; ilişkileri güçlendirir ve mutluluk duygusunu artırır.
İnsanı nankörlükten ve isyandan korur.
İnanç ve kulluk bilincini kuvvetlendirir.
Şükürlerle dolu sağlıklı, huzurlu, nice mutlu yıllara...