Dünya’nın etrafını saran galaksilerin, evrenin sadece yüzde beşini oluşturduğunu bilmek gerçekten de çok ilginç.
Geri kalan ise karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşuyor. Peki evrenin çoğunu meydana getiren karanlık madde ve enerji nedir?”
Konulu video’yu bu sabah seyredince. İnanın kendimden utandım. Millet nelerle biz nelerle uğraşıyoruz?
Neden, neden okumuyor, araştırmıyoruz?
Bundan esinlenerek,1985’li yılarda 7 cilt kitaplarını okuduğum, rahmetli Hans Ayberg’in eserlerinden notlarıma aldığım bazı sözlerini yazımda sizlerle paylaşmak istedim.
- Ayıp olan bilmek değil öğrenmemektir.
- Allah bir kulunu rezil etmek isterse onu bilimden yoksun kılar.
- İnsanın biçimsel objesi Afak, psikolojik subjesi Enfus. Afak’la Enfus yani Biçimsel ile Psikolojik birleşince HAYAT başlar. Enfus gittiği an ÖLÜM’le karşılaşırız.
Afak yani biçimsel objemiz üç boyutlu. En boy yükseklik. Enfus yani psikolojik boyutumuz sekiz boyutludur. Bilimsel on bir boyut tespit edilmiş olup, bunun dört boyutu dışa açılır. Diğer yedi boyut saklıdır.
- Cansızlar fizik yasalarıyla, hayvan ve bitkiler iç güdüleriyle, insanlar aklıyla yönlendirilir.
- Doğum öncesi bilgi dağarcığımızda, başta okuma güdüsü olmak üzere pek çok manevi, moral ve soyut kavramları peşinen öğrenmiş olarak doğarız..
- Nefes almayı, emzirilmeyi kimse bize tarif etmediği gibi, karakterimizi, zekamızı hiç kimse bir bebek mağazasından bizlere armağan etmedi.
- Duyguların gıdası sevmek, yuvası ise kalp, yürek ve vicdandır.
- Aklın zemini mantıktır. Tavanı da zeka.
- Duyguların zemini aşk, tavanı ise insancılıktır.
- Aklın soyut işlevi bilim, duyguların soyut işlevi ise erdemdir.
- Aklın soyut işlevi teknoloji, duygunun ise sanat eseridir.
- Aklın aklanması okumakla, duygunun ise gözyaşı ile olur.
- Allah evrenin niceliğini bilim üzerine, niteliğini ise duygu üzerine kurmuştur.
- Allah, ruhumuzun mayasına sevgiyi katmıştır. Bunun içindir sevilir, sevişir, seviniriz. Bunları yaptığımız sürece Allah’ımızı da sevindirmiş, razı ederek hoşnut etmiş oluruz.
- Bilim paylaşmaktır. Bilim birleştirir. Bilim parçaları sentez eder. Cehalet ise ayrıştırır. Böler.
Bilgi zeki insanı etkiler. Cahil ise cahilden etkilenir.
- Gerçek tektir. Yanlış ise on binlercedir. Tek gerçeğin çevresinde tüm dünya insanlığı birleşebilir. Sayısız yanlışın ardından ise birleşme değil ayrıcılık baş gösterir.
- Cehalet ise tek bir dini, ihtilaflara, tefrikalara ve mezheplere bölerek saltanatını sürdürmüştür. Kısaca hiçbir şeyin ortasını bir türlü bulamıyoruz. Biri ya çok iyi, ya da çok kötüdür.
- Batılı çocuklarını dövmez. Ama tersine dayak cennetten çıkmadır diyerek dövdüğümüz çocuklarımız, ileride üniforma giydiklerinde yedikleri dayakların hıncını bizlerden alırlar.
- Arapça’da Kuran okumak olan İKRA (oku) aynı kökden karaa (okumak mastar kıraat) dan; kitap ise ketebe yani yazmak’dan geliyor. Kısaca KURAN’ımızın anlamı OKUMAKTIR.
"MÜSLÜMAN DENİNCE AKLA, SADECE BELİRLİ SEMTLERDE KAPALI MAHALLELERDE YAŞAYAN, DİNİ MODA OLAN, UCUBELİĞİ BENİMSEMİŞ, ZEVKSİZ, TİCANİ GÖRÜNÜŞLÜ, HER ŞEYİ İLE BİÇİMCİ, İBADETLERİ ABARTILI, TAŞRA UZANTISI, CAHİL İNSANLAR AKLA GELEBİLİYOR."
Büyük harflerle yazdığım yazarın bu cümlesi beni cok etkiledi.
Bunu yenmenin tek caresi okumak, okumak, okumak. Özellikle kız çocuklarımızı okutmaktan geçiyor diyorum.
Son cümleyi yapay zeka CHAT GPT sordum. O kadar güzel açıkladı. Hayran kalmak elde değil.
Haydi hep beraber Yapay Zekanın bu yorumuna bir göz atalım.
" Cümlenin Açılımı (Ne Söylüyor?)
Siz aslında şunu söylüyorsunuz:
“Müslüman” denince, toplumun geniş kesimlerinin zihninde İslam’ın özü değil, onun karikatürleşmiş bir temsili canlanıyor.
Bu algının bileşenleri tek tek şunlar:
Kapalı mahalleler – belirli semtler
Müslümanlığın evrensel, şehirli ve insanî yönü yerine; içine kapanık, dış dünyayla teması sınırlı, modern hayatla kavgalı bir yaşam tarzı öne çıkıyor.
Dini moda – biçimcilik
İbadet ve ahlak yerine;
Sakal uzunluğu
Pantolon paçası
Cübbe, sarık
Tesettürün estetikten kopmuş hali
dinî ölçü sanılıyor. İç değil dış, ahlak değil şekil merkeze alınıyor.
Ucube estetik – zevksizlik
Sanat, mimari, müzik, edebiyat ve incelikten kopuk; “zevk = günah” anlayışıyla yetişmiş bir dindar profili oluşuyor.
Ticani görünüm
1950’lerden kalma, donmuş, tarihsel bağlamından kopmuş, nostaljik ama ruhsuz bir dindarlık biçimi.
İbadetin abartılması
İbadet:
Tevazu ve olgunluk üretmesi gerekirken
Gösteriye, başkalarını yargılamaya ve kibire dönüşüyor
Bu da “dindar = zor, katı, yargılayıcı” algısını doğuruyor.
Taşralılık ve cehalet
Buradaki “taşra” coğrafi değil;
zihinsel taşralılık:
Eleştiriye kapalı
Bilime mesafeli
Farklı olana tahammülsüz
Asıl Problem Nerede?
Sorun İslam’da değil,
sorun İslam’ın temsilinde.
Bugün görünür olan dindarlık:
Ahlakı geri plana itmiş
Bilgiyi küçümsemiş
Estetiği dışlamış
Aklı şüpheli ilan etmiş
Bu yüzden Müslüman, İslam’ın rahmetini değil; korkutucu bir kültürel kalıbı temsil eder hale geliyor.
Bu Algıdan Nasıl Kurtuluruz?
1. Dini, kimlik değil ahlak meselesi yapmak
Kur’an’da ölçü şudur:
“Sizin en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır.”
Takva:
Kıyafet değil
Ses tonu değil
Yargılama hızı değil
Adalet, merhamet, dürüstlük ve emanete riayettir.
2. Biçimi değil anlamı öne çıkarmak
İbadet → insanı güzelleştiriyorsa anlamlıdır
Namaz kılıp kul hakkı yiyen, namazın ruhunu ıskalamıştır
3. Estetikle barışmak
İslam:
Mimari üretmiştir
Musikî üretmiştir
Hat, tezhip, edebiyat üretmiştir
Çirkinlik dindarlık değildir.
Zevksizlik takva değildir.
4. Bilgiyle barışmak
Okuyan Müslüman
Sorgulayan Müslüman
Bilimi tehdit değil imkân gören Müslüman
Kuran'ın ilk emri “Oku” iken cehaleti kutsamak büyük bir çelişkidir.
5. Sessiz ama nitelikli örneklik
Bu algı:
Nutukla değil
Sosyal medyada bağırarak değil
Güzel insan olarak yıkılır.
Kimseye din anlatmadan, Dürüstlüğünüzle, zarafetinizle, vicdanınızla
“Müslüman böyle de olur” dedirtmek.
Son Söz
Sizin cümleniz bir hakaret değil, bir uyanış çağrısıdır.
Bugün ihtiyaç olan şey:
Daha fazla slogan değil
Daha fazla gösteri değil
Daha nitelikli, daha ahlaklı, daha estetik, daha mütevazı Müslümanlardır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Fuat ERGÜN
İYİ Kİ İNANCIM VAR
Dünya’nın etrafını saran galaksilerin, evrenin sadece yüzde beşini oluşturduğunu bilmek gerçekten de çok ilginç.
Geri kalan ise karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşuyor. Peki evrenin çoğunu meydana getiren karanlık madde ve enerji nedir?”
Konulu video’yu bu sabah seyredince. İnanın kendimden utandım. Millet nelerle biz nelerle uğraşıyoruz?
Neden, neden okumuyor, araştırmıyoruz?
Bundan esinlenerek,1985’li yılarda 7 cilt kitaplarını okuduğum, rahmetli Hans Ayberg’in eserlerinden notlarıma aldığım bazı sözlerini yazımda sizlerle paylaşmak istedim.
- Ayıp olan bilmek değil öğrenmemektir.
- Allah bir kulunu rezil etmek isterse onu bilimden yoksun kılar.
- İnsanın biçimsel objesi Afak, psikolojik subjesi Enfus. Afak’la Enfus yani Biçimsel ile Psikolojik birleşince HAYAT başlar. Enfus gittiği an ÖLÜM’le karşılaşırız.
Afak yani biçimsel objemiz üç boyutlu. En boy yükseklik. Enfus yani psikolojik boyutumuz sekiz boyutludur. Bilimsel on bir boyut tespit edilmiş olup, bunun dört boyutu dışa açılır. Diğer yedi boyut saklıdır.
- Cansızlar fizik yasalarıyla, hayvan ve bitkiler iç güdüleriyle, insanlar aklıyla yönlendirilir.
- Doğum öncesi bilgi dağarcığımızda, başta okuma güdüsü olmak üzere pek çok manevi, moral ve soyut kavramları peşinen öğrenmiş olarak doğarız..
- Nefes almayı, emzirilmeyi kimse bize tarif etmediği gibi, karakterimizi, zekamızı hiç kimse bir bebek mağazasından bizlere armağan etmedi.
- Mümin olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe mümin olamazsınız.
- Duyguların gıdası sevmek, yuvası ise kalp, yürek ve vicdandır.
- Aklın zemini mantıktır. Tavanı da zeka.
- Duyguların zemini aşk, tavanı ise insancılıktır.
- Aklın soyut işlevi bilim, duyguların soyut işlevi ise erdemdir.
- Aklın soyut işlevi teknoloji, duygunun ise sanat eseridir.
- Aklın aklanması okumakla, duygunun ise gözyaşı ile olur.
- Allah evrenin niceliğini bilim üzerine, niteliğini ise duygu üzerine kurmuştur.
- Allah, ruhumuzun mayasına sevgiyi katmıştır. Bunun içindir sevilir, sevişir, seviniriz. Bunları yaptığımız sürece Allah’ımızı da sevindirmiş, razı ederek hoşnut etmiş oluruz.
- Bilim paylaşmaktır. Bilim birleştirir. Bilim parçaları sentez eder. Cehalet ise ayrıştırır. Böler.
Bilgi zeki insanı etkiler. Cahil ise cahilden etkilenir.
- Gerçek tektir. Yanlış ise on binlercedir. Tek gerçeğin çevresinde tüm dünya insanlığı birleşebilir. Sayısız yanlışın ardından ise birleşme değil ayrıcılık baş gösterir.
- Cehalet ise tek bir dini, ihtilaflara, tefrikalara ve mezheplere bölerek saltanatını sürdürmüştür. Kısaca hiçbir şeyin ortasını bir türlü bulamıyoruz. Biri ya çok iyi, ya da çok kötüdür.
- Batılı çocuklarını dövmez. Ama tersine dayak cennetten çıkmadır diyerek dövdüğümüz çocuklarımız, ileride üniforma giydiklerinde yedikleri dayakların hıncını bizlerden alırlar.
- Arapça’da Kuran okumak olan İKRA (oku) aynı kökden karaa (okumak mastar kıraat) dan; kitap ise ketebe yani yazmak’dan geliyor. Kısaca KURAN’ımızın anlamı OKUMAKTIR.
"MÜSLÜMAN DENİNCE AKLA, SADECE BELİRLİ SEMTLERDE KAPALI MAHALLELERDE YAŞAYAN, DİNİ MODA OLAN, UCUBELİĞİ BENİMSEMİŞ, ZEVKSİZ, TİCANİ GÖRÜNÜŞLÜ, HER ŞEYİ İLE BİÇİMCİ, İBADETLERİ ABARTILI, TAŞRA UZANTISI, CAHİL İNSANLAR AKLA GELEBİLİYOR."
Büyük harflerle yazdığım yazarın bu cümlesi beni cok etkiledi.
Bunu yenmenin tek caresi okumak, okumak, okumak. Özellikle kız çocuklarımızı okutmaktan geçiyor diyorum.
Son cümleyi yapay zeka CHAT GPT sordum. O kadar güzel açıkladı. Hayran kalmak elde değil.
Haydi hep beraber Yapay Zekanın bu yorumuna bir göz atalım.
" Cümlenin Açılımı (Ne Söylüyor?)
Siz aslında şunu söylüyorsunuz:
“Müslüman” denince, toplumun geniş kesimlerinin zihninde İslam’ın özü değil, onun karikatürleşmiş bir temsili canlanıyor.
Bu algının bileşenleri tek tek şunlar:
Kapalı mahalleler – belirli semtler
Müslümanlığın evrensel, şehirli ve insanî yönü yerine; içine kapanık, dış dünyayla teması sınırlı, modern hayatla kavgalı bir yaşam tarzı öne çıkıyor.
Dini moda – biçimcilik
İbadet ve ahlak yerine;
Sakal uzunluğu
Pantolon paçası
Cübbe, sarık
Tesettürün estetikten kopmuş hali
dinî ölçü sanılıyor. İç değil dış, ahlak değil şekil merkeze alınıyor.
Ucube estetik – zevksizlik
Sanat, mimari, müzik, edebiyat ve incelikten kopuk; “zevk = günah” anlayışıyla yetişmiş bir dindar profili oluşuyor.
Ticani görünüm
1950’lerden kalma, donmuş, tarihsel bağlamından kopmuş, nostaljik ama ruhsuz bir dindarlık biçimi.
İbadetin abartılması
İbadet:
Tevazu ve olgunluk üretmesi gerekirken
Gösteriye, başkalarını yargılamaya ve kibire dönüşüyor
Bu da “dindar = zor, katı, yargılayıcı” algısını doğuruyor.
Taşralılık ve cehalet
Buradaki “taşra” coğrafi değil;
zihinsel taşralılık:
Eleştiriye kapalı
Bilime mesafeli
Farklı olana tahammülsüz
Asıl Problem Nerede?
Sorun İslam’da değil,
sorun İslam’ın temsilinde.
Bugün görünür olan dindarlık:
Ahlakı geri plana itmiş
Bilgiyi küçümsemiş
Estetiği dışlamış
Aklı şüpheli ilan etmiş
Bu yüzden Müslüman, İslam’ın rahmetini değil; korkutucu bir kültürel kalıbı temsil eder hale geliyor.
Bu Algıdan Nasıl Kurtuluruz?
1. Dini, kimlik değil ahlak meselesi yapmak
Kur’an’da ölçü şudur:
“Sizin en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır.”
Takva:
Kıyafet değil
Ses tonu değil
Yargılama hızı değil
Adalet, merhamet, dürüstlük ve emanete riayettir.
2. Biçimi değil anlamı öne çıkarmak
İbadet → insanı güzelleştiriyorsa anlamlıdır
Namaz kılıp kul hakkı yiyen, namazın ruhunu ıskalamıştır
3. Estetikle barışmak
İslam:
Mimari üretmiştir
Musikî üretmiştir
Hat, tezhip, edebiyat üretmiştir
Çirkinlik dindarlık değildir.
Zevksizlik takva değildir.
4. Bilgiyle barışmak
Okuyan Müslüman
Sorgulayan Müslüman
Bilimi tehdit değil imkân gören Müslüman
Kuran'ın ilk emri “Oku” iken cehaleti kutsamak büyük bir çelişkidir.
5. Sessiz ama nitelikli örneklik
Bu algı:
Nutukla değil
Sosyal medyada bağırarak değil
Güzel insan olarak yıkılır.
Kimseye din anlatmadan, Dürüstlüğünüzle, zarafetinizle, vicdanınızla
“Müslüman böyle de olur” dedirtmek.
Son Söz
Sizin cümleniz bir hakaret değil, bir uyanış çağrısıdır.
Bugün ihtiyaç olan şey:
Daha fazla slogan değil
Daha fazla gösteri değil
Daha nitelikli, daha ahlaklı, daha estetik, daha mütevazı Müslümanlardır.