Herhangi bir ortamda biri bizi kızdırdığında veya sabrımızı zorladığında ilk anlık tepki genellikle savunmaya geçmek ya da öfkeyle karşılık vermek olmamalıdır. Ancak bu durum genellikle olayların büyümesine ve bizim haksız duruma düşmemize yol açar. Böyle anlarda kontrolü elimizde tutmak için şu adımları izleyebiliriz:
- Öfke hissettiğiniz an derin bir nefes alın ve kaslarınızı gevşetin. Derin nefes almak, beynin tepkisini yavaşlatır ve mantıklı düşünmenizi sağlar. Mümkünse kısa bir süre ortamdan bir bahane uydurarak uzaklaşın. Bu fiziksel uzaklaşma, zihinsel olarak da sakinleşmenize yardımcı olacaktır.
Karşınızdakinin provokasyonuna anında yanıt vermek yerine birkaç saniye sessiz kalın. Bu sessizlik hem karşı tarafın şaşırmasını sağlar hem de size düşünme payı bırakır. Çoğu zaman insanların kırıcı veya sinir bozucu davranışları sizinle ilgili değil, onların kendi içsel dünyaları, stresleri veya yetersizlikleriyle ilgilidir. Karşınızdakinin öfkesine aynı ses tonuyla karşılık vermek ateşe körükle gitmektir. Ses tonunuzu ne kadar sakin tutarsanız, kontrolü o kadar elinizde tutarsınız. Bu üslupla konuşmaya devam edersen seninle bu konuyu tartışamam demelisiniz.
Sizi bilerek damarınıza basmaya çalışan kişilerin amacı genellikle sizi kontrol etmektir. Sakin kalarak onlara bu gücü vermeyiniz .
Tahrik edici ve sürekli kışkırtıcı bir ortamda kalmak zorunda değilsiniz. Tartışmanın uzayacağı anladığınızda, bu konuyu şu an konuşmak istemiyorum diyerek uzaklaşmak en sağlıklı çözümdür.
Aklınızdan çıkarmayın öfkeyle verilen tepki, karşınızdakine verdiğiniz en büyük tavizdir. Sakin kalmak ise sizi güçlü kılar. Damarına basana, senin damarına basmasına izin vermeyecek kadar sakin olun. Çünkü insan öfkelendiğinde, normalde söylemeyeceği sözleri söyleyebilir.
Şimdi bu konuda yapılan bilimsel araştırmayı sizinle paylaşacağım:
"Harvard'lı nöroanatomist Dr. Jill Bolte Taylor'ın yıllar süren beyin araştırmaları, insan ilişkilerindeki haklı çıkma telaşımızı temelden sarsacak çok net bir biyolojik gerçeği ortaya koyuyor. Taylor'a göre biri bizi öfkelendirdiğinde veya haksızlığa uğradığımızda beynimizin salgıladığı stres kimyasallarının kanda çözülüp vücuttan atılması tam olarak 90 saniye sürüyor.
Yani ilk bir buçuk dakika içinde verdiğimiz her tepki bizim mantığımızın değil, tamamen biyolojimizin tepkisi. Bu durumu sadece yönetim kurulu masaları veya bütçe krizleri gibi düşünmeyelim. Eşinizle tartışırken, trafikte biri önünüze kırdığında veya en yakın arkadaşınız damarınıza bastığında da sistem tamamen aynı işliyor.
Toplumda çok yanlış bir kanı varya; lafı anında gediğine oturtmak, çat çat cevap vermek her zaman bir özgüven ve güç gösterisi sanılıyor. Aslında bu inanılmaz büyük bir enerji kaybı. Karşı tarafın provokasyonuna anında dahil olduğunuzda, onun başlattığı anlamsız yangına kendi yakıtınızı taşımış olursunuz.
Sessiz kalıp sadece beklemek, zannedildiği gibi boyun eğmek değil, kişinin kendi sistemini ve huzurunu korumaya almasıdır. Ben şimdilerde tetiklendiğim anlarda bu 90 saniye kuralını aklıma getirip kelimeleri yutmaya gayret ediyorum ama yalan yok, bazen fren yapmak gerçekten çok zor. Siz ciddi anlamda haksızlığa uğradığınızı hissettiğiniz bir tartışmada, her şeyi yakıp yıkmak yerine susmayı seçip sonradan "iyi ki ağzımı açmamışım" dediğiniz mutlaka olmuştur. Bazen en yerinde cevap, karşı tarafı kendi gürültüsüyle baş başa bırakmaktır."
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Fuat ERGÜN
BAŞIN BELAYA GİRMEMESİ İÇİN...
Herhangi bir ortamda biri bizi kızdırdığında veya sabrımızı zorladığında ilk anlık tepki genellikle savunmaya geçmek ya da öfkeyle karşılık vermek olmamalıdır. Ancak bu durum genellikle olayların büyümesine ve bizim haksız duruma düşmemize yol açar. Böyle anlarda kontrolü elimizde tutmak için şu adımları izleyebiliriz:
- Öfke hissettiğiniz an derin bir nefes alın ve kaslarınızı gevşetin. Derin nefes almak, beynin tepkisini yavaşlatır ve mantıklı düşünmenizi sağlar. Mümkünse kısa bir süre ortamdan bir bahane uydurarak uzaklaşın. Bu fiziksel uzaklaşma, zihinsel olarak da sakinleşmenize yardımcı olacaktır.
Karşınızdakinin provokasyonuna anında yanıt vermek yerine birkaç saniye sessiz kalın. Bu sessizlik hem karşı tarafın şaşırmasını sağlar hem de size düşünme payı bırakır. Çoğu zaman insanların kırıcı veya sinir bozucu davranışları sizinle ilgili değil, onların kendi içsel dünyaları, stresleri veya yetersizlikleriyle ilgilidir. Karşınızdakinin öfkesine aynı ses tonuyla karşılık vermek ateşe körükle gitmektir. Ses tonunuzu ne kadar sakin tutarsanız, kontrolü o kadar elinizde tutarsınız. Bu üslupla konuşmaya devam edersen seninle bu konuyu tartışamam demelisiniz.
Sizi bilerek damarınıza basmaya çalışan kişilerin amacı genellikle sizi kontrol etmektir. Sakin kalarak onlara bu gücü vermeyiniz .
Tahrik edici ve sürekli kışkırtıcı bir ortamda kalmak zorunda değilsiniz. Tartışmanın uzayacağı anladığınızda, bu konuyu şu an konuşmak istemiyorum diyerek uzaklaşmak en sağlıklı çözümdür.
Aklınızdan çıkarmayın öfkeyle verilen tepki, karşınızdakine verdiğiniz en büyük tavizdir. Sakin kalmak ise sizi güçlü kılar. Damarına basana, senin damarına basmasına izin vermeyecek kadar sakin olun. Çünkü insan öfkelendiğinde, normalde söylemeyeceği sözleri söyleyebilir.
Şimdi bu konuda yapılan bilimsel araştırmayı sizinle paylaşacağım:
"Harvard'lı nöroanatomist Dr. Jill Bolte Taylor'ın yıllar süren beyin araştırmaları, insan ilişkilerindeki haklı çıkma telaşımızı temelden sarsacak çok net bir biyolojik gerçeği ortaya koyuyor. Taylor'a göre biri bizi öfkelendirdiğinde veya haksızlığa uğradığımızda beynimizin salgıladığı stres kimyasallarının kanda çözülüp vücuttan atılması tam olarak 90 saniye sürüyor.
Yani ilk bir buçuk dakika içinde verdiğimiz her tepki bizim mantığımızın değil, tamamen biyolojimizin tepkisi. Bu durumu sadece yönetim kurulu masaları veya bütçe krizleri gibi düşünmeyelim. Eşinizle tartışırken, trafikte biri önünüze kırdığında veya en yakın arkadaşınız damarınıza bastığında da sistem tamamen aynı işliyor.
Toplumda çok yanlış bir kanı varya; lafı anında gediğine oturtmak, çat çat cevap vermek her zaman bir özgüven ve güç gösterisi sanılıyor. Aslında bu inanılmaz büyük bir enerji kaybı. Karşı tarafın provokasyonuna anında dahil olduğunuzda, onun başlattığı anlamsız yangına kendi yakıtınızı taşımış olursunuz.
Sessiz kalıp sadece beklemek, zannedildiği gibi boyun eğmek değil, kişinin kendi sistemini ve huzurunu korumaya almasıdır. Ben şimdilerde tetiklendiğim anlarda bu 90 saniye kuralını aklıma getirip kelimeleri yutmaya gayret ediyorum ama yalan yok, bazen fren yapmak gerçekten çok zor. Siz ciddi anlamda haksızlığa uğradığınızı hissettiğiniz bir tartışmada, her şeyi yakıp yıkmak yerine susmayı seçip sonradan "iyi ki ağzımı açmamışım" dediğiniz mutlaka olmuştur. Bazen en yerinde cevap, karşı tarafı kendi gürültüsüyle baş başa bırakmaktır."