Dışarıdan keyifli gibi görünse de sıkıntılı bir iştir yazlıkçılık. Sürekli iki elin üstünde olacak, Açması bir dert kapatması bir dert… Hele bir de teknen meknen varsa, Hak getire…
Sitede bir tanıdığın teknesi var, adamın keyfi yerinde. Varlıklı da biri, herkes etrafında pervane… Bizim hanım özendi adamın teknesine “Biz de alalım bir tekne, yazın tadını çıkartalım” dedi. Oğlana kıza sorduk. Oğlan karşı çıktı. “Baba bu yaştan sonra senin işin değil, anneme uyma, onun denize indirmesi bir beladır çıkartması bir bela. Hafif bir dalga çıksa elin ayağına dolaşır. Etrafında kimseyi bulamazsın” dedi.
Kız ayran gönüllü, anasının aklında, “Ne var bunda? Biz senin yanındayız, zorlandığın zaman sana yardımcı oluruz” dedi. Ana, kız başımın etini yediler.
Ev küçük, iki artı bir dediklerinden, alt katta küçük bir salon, iki kişinin dolaşamayacağı kadar ufak bir mutfak, üstte de iki oda, bir banyo… Tepeden denizi görüyor. Kuş uçuşu yakın görünse de arabayla on beş dakikadan önce inemezsin denize. Adı yazlık işte… Bir gün kargodan bir mesaj aldım. Bizim kız lütfetmiş şişme bir bot almış. Hanım keyfinden duramıyor. “Nihayet Allah bize bunu da nasip etti, biz de artık o zenginler gibi denize girip botumuzla açılacağız” demeye başladı. Fazla sürmedi kargocu getirdi botumuzu. Avuçiçi kadar bir arabamız var. Eni belli boyu belli. Hanım gece keyfinden yatamadı. Sabah erkenden denize inip botumuzu şişirecek, keyfini süreceğiz. Bir şemsiye, iki yönetmen koltuğu ve orta boy soğutucuyla bağajımız doldu mu? İte kaka arka mindere sığdırdık botu kutusuyla. Sahile indik. İndik ki ne görelim! Ana baba günü, kıç kıça, baş başa uzanmış insanlar. Yüzülmüş hayvanları yan yana çengele asarlar ya, sahil aynen öyle… Bildiğin bir kasap dolabı…
Neyse arabanın çakmak yerine taktım botun fişini, bi güzel şişirdik. Kemik gibi oldu. Sürüye sürüye indirdik denize. Artık biz de teknesi olan adam gibi açık denizlerin özgürlüğünü tadacağız. Kürek çekip pazılarımızı güçlendireceğiz. Bir iki saat dolaştık. Aniden bir dalga çıkmasın mı? Hanımla ikimiz cumburlop denize… Bot alabora oldu. Allah’tan ki yanımızda birileri vardı da zar zor düzeltebildik botu. Bu sefer de binemiyoruz. Hanım kaburga kemiğini kıracaktı nerdeyse.
Sonuçta sahile çektik. Şişirmesi zahmetli olmuştu. “Böylece götürelim, yarın yine geliriz” dedi hanım. Onun aklına uydum. Arabanın üstüne sardık, yavaş yavaş eve geldik.
Sokakta kalsa gece ne olur ne olmaz, biri bir bıçak dürtse bot gitti… Eve sokacağız... Evin tavanı iki seksen, botun boyu üç buçuk. Yere yatırsan yatıracak yer yok, tavana diksen alçak tavanın neresine sığdıracaksın? Yanlamasına diktik pencerenin önüne. Ev oldu bir zindan. Katlanacağız artık, başka çaresi yok. Teknemiz olmasa da botumuz var ya…
Kız almış hediye göndermiş. ‘Al botunu başına çal, siz gençsiniz daha iyi eğlenirsiniz’ demek benim gibi hesap uzmanı bir babaya yakışır mı? Gelmişim yetmiş sekiz yaşına…
Neyse başınızı ağrıtmayayım. Ertesi gün sürüye sürüye tekrar çıkardık. Arabanın üstüne sardık sarmaladık yeniden indirdik denize. Birkaç saat daha oyalandıktan sonra hanıma ‘Ben yoruluyorum, bu iş bizim işimiz değil… Ne indirebiliyoruz ne kaldırabiliyoruz, gel bunu fosaltalım’dedim. Neyse ki inadı kırıldı hanımın, “Sen bilirsin” dedi. Tıpasını açtım bi güzel fosalttım. Aradım kızı, ‘Biz hevesimizi aldık. Bunu bir daha şişiremeyiz, aldığın yere iade edelim’ dedim.
Kemal Abi, sen de benim gibi büyük bir hevesle geldin ama fosalttın partinin içini, korkarım ki bizim gibi bir daha şişiremeyeceksin… Ver gitsin malı sahiplerine…
Aklımdayken şunu da söyleyeyim Kemal Abi:
Sana Kemal Abi diyorum diye bana kızıyorlar. Adın Kemal ama cidarını saran üç beş kendini bilmezin sözüne uydukça kemale erdiğin tartışılmaya başladı Kemal Abi. İyi kötü bir devlet terbiyesi almışsın, ne de olsa benden birkaç yaş da büyüksün, Kemal Abi demeyip de ‘Aptıraman’ mı diyem sana Kemal Abi…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fatih DULKADİROĞLU
FOSALTTIN…
Dışarıdan keyifli gibi görünse de sıkıntılı bir iştir yazlıkçılık. Sürekli iki elin üstünde olacak, Açması bir dert kapatması bir dert… Hele bir de teknen meknen varsa, Hak getire…
Sitede bir tanıdığın teknesi var, adamın keyfi yerinde. Varlıklı da biri, herkes etrafında pervane… Bizim hanım özendi adamın teknesine “Biz de alalım bir tekne, yazın tadını çıkartalım” dedi. Oğlana kıza sorduk. Oğlan karşı çıktı. “Baba bu yaştan sonra senin işin değil, anneme uyma, onun denize indirmesi bir beladır çıkartması bir bela. Hafif bir dalga çıksa elin ayağına dolaşır. Etrafında kimseyi bulamazsın” dedi.
Kız ayran gönüllü, anasının aklında, “Ne var bunda? Biz senin yanındayız, zorlandığın zaman sana yardımcı oluruz” dedi. Ana, kız başımın etini yediler.
Ev küçük, iki artı bir dediklerinden, alt katta küçük bir salon, iki kişinin dolaşamayacağı kadar ufak bir mutfak, üstte de iki oda, bir banyo… Tepeden denizi görüyor. Kuş uçuşu yakın görünse de arabayla on beş dakikadan önce inemezsin denize. Adı yazlık işte… Bir gün kargodan bir mesaj aldım. Bizim kız lütfetmiş şişme bir bot almış. Hanım keyfinden duramıyor. “Nihayet Allah bize bunu da nasip etti, biz de artık o zenginler gibi denize girip botumuzla açılacağız” demeye başladı. Fazla sürmedi kargocu getirdi botumuzu. Avuçiçi kadar bir arabamız var. Eni belli boyu belli. Hanım gece keyfinden yatamadı. Sabah erkenden denize inip botumuzu şişirecek, keyfini süreceğiz. Bir şemsiye, iki yönetmen koltuğu ve orta boy soğutucuyla bağajımız doldu mu? İte kaka arka mindere sığdırdık botu kutusuyla. Sahile indik. İndik ki ne görelim! Ana baba günü, kıç kıça, baş başa uzanmış insanlar. Yüzülmüş hayvanları yan yana çengele asarlar ya, sahil aynen öyle… Bildiğin bir kasap dolabı…
Neyse arabanın çakmak yerine taktım botun fişini, bi güzel şişirdik. Kemik gibi oldu. Sürüye sürüye indirdik denize. Artık biz de teknesi olan adam gibi açık denizlerin özgürlüğünü tadacağız. Kürek çekip pazılarımızı güçlendireceğiz. Bir iki saat dolaştık. Aniden bir dalga çıkmasın mı? Hanımla ikimiz cumburlop denize… Bot alabora oldu. Allah’tan ki yanımızda birileri vardı da zar zor düzeltebildik botu. Bu sefer de binemiyoruz. Hanım kaburga kemiğini kıracaktı nerdeyse.
Sonuçta sahile çektik. Şişirmesi zahmetli olmuştu. “Böylece götürelim, yarın yine geliriz” dedi hanım. Onun aklına uydum. Arabanın üstüne sardık, yavaş yavaş eve geldik.
Sokakta kalsa gece ne olur ne olmaz, biri bir bıçak dürtse bot gitti… Eve sokacağız... Evin tavanı iki seksen, botun boyu üç buçuk. Yere yatırsan yatıracak yer yok, tavana diksen alçak tavanın neresine sığdıracaksın? Yanlamasına diktik pencerenin önüne. Ev oldu bir zindan. Katlanacağız artık, başka çaresi yok. Teknemiz olmasa da botumuz var ya…
Kız almış hediye göndermiş. ‘Al botunu başına çal, siz gençsiniz daha iyi eğlenirsiniz’ demek benim gibi hesap uzmanı bir babaya yakışır mı? Gelmişim yetmiş sekiz yaşına…
Neyse başınızı ağrıtmayayım. Ertesi gün sürüye sürüye tekrar çıkardık. Arabanın üstüne sardık sarmaladık yeniden indirdik denize. Birkaç saat daha oyalandıktan sonra hanıma ‘Ben yoruluyorum, bu iş bizim işimiz değil… Ne indirebiliyoruz ne kaldırabiliyoruz, gel bunu fosaltalım’dedim. Neyse ki inadı kırıldı hanımın, “Sen bilirsin” dedi. Tıpasını açtım bi güzel fosalttım. Aradım kızı, ‘Biz hevesimizi aldık. Bunu bir daha şişiremeyiz, aldığın yere iade edelim’ dedim.
Kemal Abi, sen de benim gibi büyük bir hevesle geldin ama fosalttın partinin içini, korkarım ki bizim gibi bir daha şişiremeyeceksin… Ver gitsin malı sahiplerine…
Aklımdayken şunu da söyleyeyim Kemal Abi:
Sana Kemal Abi diyorum diye bana kızıyorlar. Adın Kemal ama cidarını saran üç beş kendini bilmezin sözüne uydukça kemale erdiğin tartışılmaya başladı Kemal Abi. İyi kötü bir devlet terbiyesi almışsın, ne de olsa benden birkaç yaş da büyüksün, Kemal Abi demeyip de ‘Aptıraman’ mı diyem sana Kemal Abi…