Kendini çok ciddiye almakla yaptığı işi çok ciddiye almak arasında keskin bir ayrım var. Birincisi balondur; siyasette, sanatta, ticarette, akademide, her yerde karşımıza çıkarlar; tadımlıktır. İkincisine az rastlanır, ömürlüktür; bulduğunuz yerde sarılın.
Balon demişken, aklıma geldi; “gel gel” yapan balon adamları bilir misiniz? Hani şu benzinliklerin, yol kenarı lokantaların, eğlence parklarının ve benzeri bilumum dükkânın önünde görebileceğiniz, el sallayan balon adamlar. Aşçı kılığında, dans eden adam kılığında, soytarı kılığında gel gel yaparlar. Açık havada reklamcılığın en sinir bozucu apartları olabilir bunlar. Enikonu “aparat”tırlar. Salyangoz fon motorla bunların içinde sürekli hava üflenir. Bu sayede gel gel balonun eli, hava akışından dolayı sürekli hareket ederek dikkat çeker. Balon adamlar hafiftir; bir yerden diğerine kolaylıkla taşınabilir. Kumaşları dış mekânın olumsuz hava koşullarına uygun malzemeden üretildiğinden kir tutmaz. Bazen elektrik kesintisi olur, bunlar bir pörsür böyle iki büklüm yere serilir. O upuzun, dimdik, durmak bilmeden “gel gel beni sev, beni seç” diyen balon adam işlevsiz kalır.
Bu “gel gel”lerin insan cinsinde olanları da var diye düşünürüm. Bayağı havalı adamlardır. Çeşitli kılıklarda gel gel yaparlar. Çok coşkuludurlar. Yüksek yerlere konumlandırıldıklarından uzaktan da görülebilirler. Şatafatlı tasarımlarıyla kalabalıklar içinde hemen fark edilirler. Eğlenceli ve süper hareketli halleriyle dikkat çekerler. Bir de tabii mütemadiyen gel gel yaptıkları için merak uyandırırlar. Meraktan mı, sevgiden mi, ihtiyaçtan mı bilmem, gel gel adamların da ilgilisi az değildir. Hele de böyle rüzgârı arkalarına aldıklarında bunlar bir aşka gelir ki, bir temaşa, bir şenlik, bir şölen… İnsan cinsi balon adamlar da muadilleri gibi hafiftir; bir fikirden öbürüne, bir duygudan diğerine kolaylıkla taşınabilirler. Derileri kir tutmaz Shaekespeare’ın 16. yüzyılda Romaeo ve Juliet’te yazdığı gibi, “Utanç onların alnında durmaya utanır.” Ama sonra birden elektrik kesintisi olur, gel gel adamlar bir pörsür, böyle iki büklüm yere serilir. Eee balondur nihayetinde, “gel gel”in ömrü haricen üflenen hava kadardır. Yine de ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşar balon adam. Hiç ölmeyecekmiş gibi. En büyük oymuş gibi.
Balon adamlar adam değildir. Balon adamlar insan değildir. Naylondur.
Yaşamın dev bir panayır çadırına, yüksek bütçeli bir halkla ilişkiler etkinliğine, bir “insanat bahçesine” döndüğü bu garip çağda her gel gel çağrısına gitmemeli insan, balon adamlardan sakınmalı. Hakikate daha çok sarılmalı insan, daha çok sevmeli. Sevince bütün hayatını vermeli.
• Bu yazı, Evrim Kuran’ın Aralık 2025’ te yayımlanan “CETVEL” isimli kitabından aynen alınmıştır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fatih DULKADİROĞLU
BALON ADAM
Kendini çok ciddiye almakla yaptığı işi çok ciddiye almak arasında keskin bir ayrım var. Birincisi balondur; siyasette, sanatta, ticarette, akademide, her yerde karşımıza çıkarlar; tadımlıktır. İkincisine az rastlanır, ömürlüktür; bulduğunuz yerde sarılın.
Balon demişken, aklıma geldi; “gel gel” yapan balon adamları bilir misiniz? Hani şu benzinliklerin, yol kenarı lokantaların, eğlence parklarının ve benzeri bilumum dükkânın önünde görebileceğiniz, el sallayan balon adamlar. Aşçı kılığında, dans eden adam kılığında, soytarı kılığında gel gel yaparlar. Açık havada reklamcılığın en sinir bozucu apartları olabilir bunlar. Enikonu “aparat”tırlar. Salyangoz fon motorla bunların içinde sürekli hava üflenir. Bu sayede gel gel balonun eli, hava akışından dolayı sürekli hareket ederek dikkat çeker. Balon adamlar hafiftir; bir yerden diğerine kolaylıkla taşınabilir. Kumaşları dış mekânın olumsuz hava koşullarına uygun malzemeden üretildiğinden kir tutmaz. Bazen elektrik kesintisi olur, bunlar bir pörsür böyle iki büklüm yere serilir. O upuzun, dimdik, durmak bilmeden “gel gel beni sev, beni seç” diyen balon adam işlevsiz kalır.
Bu “gel gel”lerin insan cinsinde olanları da var diye düşünürüm. Bayağı havalı adamlardır. Çeşitli kılıklarda gel gel yaparlar. Çok coşkuludurlar. Yüksek yerlere konumlandırıldıklarından uzaktan da görülebilirler. Şatafatlı tasarımlarıyla kalabalıklar içinde hemen fark edilirler. Eğlenceli ve süper hareketli halleriyle dikkat çekerler. Bir de tabii mütemadiyen gel gel yaptıkları için merak uyandırırlar. Meraktan mı, sevgiden mi, ihtiyaçtan mı bilmem, gel gel adamların da ilgilisi az değildir. Hele de böyle rüzgârı arkalarına aldıklarında bunlar bir aşka gelir ki, bir temaşa, bir şenlik, bir şölen… İnsan cinsi balon adamlar da muadilleri gibi hafiftir; bir fikirden öbürüne, bir duygudan diğerine kolaylıkla taşınabilirler. Derileri kir tutmaz Shaekespeare’ın 16. yüzyılda Romaeo ve Juliet’te yazdığı gibi, “Utanç onların alnında durmaya utanır.” Ama sonra birden elektrik kesintisi olur, gel gel adamlar bir pörsür, böyle iki büklüm yere serilir. Eee balondur nihayetinde, “gel gel”in ömrü haricen üflenen hava kadardır. Yine de ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşar balon adam. Hiç ölmeyecekmiş gibi. En büyük oymuş gibi.
Balon adamlar adam değildir. Balon adamlar insan değildir. Naylondur.
Yaşamın dev bir panayır çadırına, yüksek bütçeli bir halkla ilişkiler etkinliğine, bir “insanat bahçesine” döndüğü bu garip çağda her gel gel çağrısına gitmemeli insan, balon adamlardan sakınmalı. Hakikate daha çok sarılmalı insan, daha çok sevmeli. Sevince bütün hayatını vermeli.
• Bu yazı, Evrim Kuran’ın Aralık 2025’ te yayımlanan “CETVEL” isimli kitabından aynen alınmıştır.