1967 senesinde Malatya'nın Eskimalatya adıyla bilinen yerinde, şimdi Battalgazi ilçesinde, Akacakapı çarşısında bakkal Hasan Doğandemir'in (Basır Amca) dükkânında oturuyordum. O zamanlarda çevrede 5-6 dükkan, 3-4 kahve, dükkân önünde hayvan eti asan bir kasap, cami, jandarma binası ve nahiye müdürlüğü binası bulunuyordu. Çınar ağacının altında güzel bir şadırvan vardı.
Çocukluk arkadaşım Saadettin Doğandemir'in babası ve benim babamın kuzeni olan Basır Amca'nın dükkânında otururken, yabancı bir genç dikkatimi çekti. Konuştuğu kişilerle iletişim kurmaya çalışıyordu. Hemşerilerim onu Ulucami yönüne eliyle tarif ediyordu. ODTÜ Elektrik Mühendisliğinde okuyordum ve İngilizce ile biraz Almanca biliyordum. Dükkândan çıkıp turisti yakaladım ve İngilizce aradığı yeri sordum. Su arıyordu, meydandaki çınarın altındaki çeşmeye götürdüm. Çeşme başındaki maşrapayı ona verdim, su içti ve serinledik. Konuştukça, 22 yaşında bir diş hekimi olduğunu öğrendim. Annesi Fransız, babası Zerdüşt dininden bir İranlı. Fransız vatandaşıydı ve birden fazla dil biliyordu. Kürtçe bilip bilmediğimi sorduğunda, bilmediğim için şaşırdı.
-Ulucamiye kadar birlikte gittik. Adam yanında harita ve rehber kitabıyla donanımlıydı. Ulucami'yi tanıtmaya başladığında, ben caminin geçmişini bilmediğim için utanıyordum. Çinileri incelerken çocukken yaptığımız yaramazlıklar aklıma geldi. Dedelerimizin cami temellerini kazıp zarar verdiğini hatırladım; tarihi kayaların temel taşı yapıldığını da düşününce utandım.
Bir an, "Neden burayı restore etmiyorsunuz" diye sordu.
"Para yok" dedim.
"Paranız yok ama 500 bin kişilik ordunuz var, Kürt Hamido ile mi uğraşıyor desinler!" diye yanıtladı.
O zamanlar eşkıya Hamido vardı, 1967'de jandarmaya teslim olmuştu. Cezasını çekip PKK'ya karşı korucu olmuştu ve 104 yaşında vefat etmişti.
Kervansarayda kısa bir tur yaptık. Turist sayesinde uzun süredir görmediğim, babaannemin eşeğini bağladığımız yerleri hatırlamak hoşuma gitti.
-Kürtçe bilmediğimi ısrarla sordu. Adıyamandan göç edenler aklıma geldi ve onları Kura Muhammedin Kahvesine götürdüm.
Adıyamanlılar arasında tanıttım. Birkaç cümle konuştuktan sonra turiste İngilizce,
"Benden oruç tutup tutmadığımı soruyorlar, ne demeliyim?" dedi.
Zerdüşt olan birinin oruç tutup tutmadığını sorması bizim için garipti...
"Evet, tutuyorum de" dedim ve Kürtçe de "Evet", anlamına gelen,
"Erė, erė" dedi.
Müslüman hemşerilerimiz el sıkışıp kucaklaştı, çay ikram ettiler.
Sonuçta sağ salim uğurladım turisti...
Dr-Hüseyin Aydıncak
NOT-1
PEG
Yıkılmış ev yeri, arsa.
MAŞRAPA
Metal veya başka malzemeden yapılmış, kulplu bir kap.
NOT-2
Restore edilen Ulucami'yi görmedim. Depremler sonrası zarar gördüğünü ancak Kervansarayı çok güzel bulduğumu söylemeliyim. Surların restorasyonunu da uzaktan takip ettim ve mutlu oldum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr.Hüseyin Aydıncak
Zerdüşt Bir Turistle Rehberlik Serüvenim
1967 senesinde Malatya'nın Eskimalatya adıyla bilinen yerinde, şimdi Battalgazi ilçesinde, Akacakapı çarşısında bakkal Hasan Doğandemir'in (Basır Amca) dükkânında oturuyordum. O zamanlarda çevrede 5-6 dükkan, 3-4 kahve, dükkân önünde hayvan eti asan bir kasap, cami, jandarma binası ve nahiye müdürlüğü binası bulunuyordu. Çınar ağacının altında güzel bir şadırvan vardı.
Çocukluk arkadaşım Saadettin Doğandemir'in babası ve benim babamın kuzeni olan Basır Amca'nın dükkânında otururken, yabancı bir genç dikkatimi çekti. Konuştuğu kişilerle iletişim kurmaya çalışıyordu. Hemşerilerim onu Ulucami yönüne eliyle tarif ediyordu. ODTÜ Elektrik Mühendisliğinde okuyordum ve İngilizce ile biraz Almanca biliyordum. Dükkândan çıkıp turisti yakaladım ve İngilizce aradığı yeri sordum. Su arıyordu, meydandaki çınarın altındaki çeşmeye götürdüm. Çeşme başındaki maşrapayı ona verdim, su içti ve serinledik. Konuştukça, 22 yaşında bir diş hekimi olduğunu öğrendim. Annesi Fransız, babası Zerdüşt dininden bir İranlı. Fransız vatandaşıydı ve birden fazla dil biliyordu. Kürtçe bilip bilmediğimi sorduğunda, bilmediğim için şaşırdı.
-Ulucamiye kadar birlikte gittik. Adam yanında harita ve rehber kitabıyla donanımlıydı. Ulucami'yi tanıtmaya başladığında, ben caminin geçmişini bilmediğim için utanıyordum. Çinileri incelerken çocukken yaptığımız yaramazlıklar aklıma geldi. Dedelerimizin cami temellerini kazıp zarar verdiğini hatırladım; tarihi kayaların temel taşı yapıldığını da düşününce utandım.
Bir an, "Neden burayı restore etmiyorsunuz" diye sordu.
"Para yok" dedim.
"Paranız yok ama 500 bin kişilik ordunuz var, Kürt Hamido ile mi uğraşıyor desinler!" diye yanıtladı.
O zamanlar eşkıya Hamido vardı, 1967'de jandarmaya teslim olmuştu. Cezasını çekip PKK'ya karşı korucu olmuştu ve 104 yaşında vefat etmişti.
Kervansarayda kısa bir tur yaptık. Turist sayesinde uzun süredir görmediğim, babaannemin eşeğini bağladığımız yerleri hatırlamak hoşuma gitti.
-Kürtçe bilmediğimi ısrarla sordu. Adıyamandan göç edenler aklıma geldi ve onları Kura Muhammedin Kahvesine götürdüm.
Adıyamanlılar arasında tanıttım. Birkaç cümle konuştuktan sonra turiste İngilizce,
"Benden oruç tutup tutmadığımı soruyorlar, ne demeliyim?" dedi.
Zerdüşt olan birinin oruç tutup tutmadığını sorması bizim için garipti...
"Evet, tutuyorum de" dedim ve Kürtçe de "Evet", anlamına gelen,
"Erė, erė" dedi.
Müslüman hemşerilerimiz el sıkışıp kucaklaştı, çay ikram ettiler.
Sonuçta sağ salim uğurladım turisti...
Dr-Hüseyin Aydıncak
NOT-1
PEG
Yıkılmış ev yeri, arsa.
MAŞRAPA
Metal veya başka malzemeden yapılmış, kulplu bir kap.
NOT-2
Restore edilen Ulucami'yi görmedim. Depremler sonrası zarar gördüğünü ancak Kervansarayı çok güzel bulduğumu söylemeliyim. Surların restorasyonunu da uzaktan takip ettim ve mutlu oldum.