Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

STETESKOP DENİLEN DİNLEME ALETİNDEN TELEFON OLUR MU?

Yazının Giriş Tarihi: 23.02.2026 11:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 11:30

STETESKOP DENİLEN DİNLEME ALETİNDEN TELEFON OLUR MU?

BEN YAPTIM OLDU

-Pratisyen hekim neye bakar diye sorduklarında

"Pratisyen hekim gözden döte kadar her şeye bakar"

Dediğimde, insanlar verilen cevabı kızgınlıkla söylediğimi sanıp mahcubiyet moduna girerler.Ben de izah ederim

"Pratisyen hekim gözü çapaklananlara ilaç yazar,gözüne yabancı bir cisim kaçanların gözünden yabancı cisimi çıkartır.Gözdeki damarlaşmaya bakarak vitamin eksikliği olup olmadığını,göz kapaklarının iç kısmını inceleyerek kansızlık olup olmadığını anlar.

Kansızlığın sebebi olarak Hemoroid kanaması olduğunu düşünür

("Sende hemoroid var mı?"

diye sorduğunda,hastada hemoroit varsa hayretler içinde

"Var, nasıl anladın?"

der doktordan çıktıktan sonra da

"Bu dohtor çoğ eyyi bi dohtor,gözüme bahtı dötümdeki hemoroidi annadı"

diye önüne gelene doktoru metheder)

Hemoroidi,basuru olanları muayene eder, fitil merhem,haplar yazar.Hatta eline eldiven takıp dötten parmak ile muayene ettiğinde, barsaklarda kanser var mı yok mu,erkek hastaların prostatında bir büyüme,kanser var mı yok mu, bilgi sahibi olabilir.Kendinin tedavi edebileceklerini tedavi eder,tedavi edemediklerini uygun uzmanlık dallarına yönlendirir"

Diye durumu özetlerim.Keşke pratisyen Hekimin işi bu dediklerim ile bitse.Şişen bademciklere,kulaktaki, burundaki yabancı cisimlere müdahale etmek durumunda olan KBB uzmanı,Zatüryeli ,astımlı hastaya müdahale eden bir Göğüs hastalıkları uzmanı,Kalp yetmezliklerine,kalp krizlerine,Tansiyon hastalarına müdahale eden Kardiyoloğ,İnme yani felç geçiren hastalarla karşılaşan nöroloğ,Akut karın,safra kesesi taşları ile yüz tüze gelen Genel cerrah,gebelik ve gebe takibi ile ilgilenen Kadın doğum uzmanı,İdrar yolu iltihap ve taşlarına çözüm bulmaya çalışan bir üroloğ,çeşitli cilt hastalıkları ile burun buruna olan bir cilt hastalıkları uzmanı olmak durumunda kalabilir.Bir de gittikçe artan psikiyatrik vakalar var.

Hastane ortamında hastalara ilgili dallardan konsültasyon istenerek sorumluluk paylaşılır.Ama kırsal kesimde hele hele bir yolu yordamı olmayan köy evinde Allah, doktor, hasta üçlüsü baş başadır.Doktorun konsültasyon yapacağı kainatın yaradanı ve uzmanından başka güveneceği,yardım alabileceği uzmanlık dalı yok.Şükürler olsun. Ben bu uzmandan çok destek gördüğüm,ben aciz kulunu görüp gözetip koruduğu inancındayım…

-1980'li yıllarda Ayancık, Sinop, Hatip Köyü'nde bir hastaya muayene için götürmek isteyenler geldi.Gitmeden önce hastanın ne gibi şikayetleri olduğunu sordum.Çok açık bilgi alamadım

-85 yaşlarındaymış,8-10 gündür

-Bir şey yemiyormuş

-Uyku uyumuyormuş

-Kendi kendine konuşuyormuş

-Bacanın içine girip çıkmıyormuş

Bunun bir hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledim.Köy yolları çamurmuş,araba inemiyormuş,bir de laf anlatamıyorlarmış.

El mecbur gideceğim.Yolllar çamur olduğuna göre epey zor bir yolculuk olacak.Arkadaşlık etsin diye köy gezmelerini seven hemşerim Ertürk Aktuğ'u da davet ettim.Hastamız için de serumlar ve tahminen ilaçlar alıp yola koyulduk.Hatip Köyü merkeze 25 km'de o günkü yol koşullarında 45 dakikada falan ancak ulaşılabiliyordu.Hatipköy'e kadar araba ile gittik, sonra Ayancık-Erfelek yolunun sol tarafındaki alanda çamurlu yollarda ine çıka bir 45 dakika kadar çamurlar içinde yaya yol aldıktan sonra hasta evine vardık.

-Hasta dedikleri gibi, bacanın içine girmiş, gözleri kapalı, elleriyle de kulaklarını kapatmış.kendi kendine anlaşılmaz bir şeyler söylüyor.Güç bela bacadan çıkarttık konuşmaya çalıştım,

"Noluyor amca, senin derdin ne?"

dedim.

"Görmüyormusun kan gövdeyi götürüyor...Uzaydan 2 gurup geldi,birbirleriyle savaş ediyorlar.Her taraf kan oldu bakamıyorum,çığlıklarına dayanamıyorum"

dedi.Arada bir de

"Alo,alo Reagan, Reagan"

diye çığlıklar atıyordu

"Reagan'ı ne yapacaksın amca"

"Ona telefon açmam lazım,gelsin bu kavgayı bitirsin,beni Hatip başına götürün Reagan'a telefon edeceğim"

dedi ve ara ara

"Alo,alo Reagan, Reagan "

Diye bağırmaya devam ediyordu. Muayene edemedim,hasta ile iletişim kurmak mümkün değildi...

Psikiyatristler bu koşullarda ne tanı koyar, ne yaparlardı bilemiyorum.

"Amca al sana telefon,Reagan ile konuş,seni dinliyor"

diyerek

Steteskopumun kulaklık kısmını adamın kulaklarına taktım,

"Alo, Alo Reagan, Reagan "

deyince ben de Stetoskopun dinleme ucundaki çan kısmından ona seslendim

"Alo ben Reagan,ben Reagan seni dinliyorum"

"Ben Hatip Köyü'nden arıyorum.Burada iki gurup uzaydan geldi savaşıyorlar,her yer kan gölüne döndü,yazık birbirlerini öldürüyorlar,bunu durdurmak için bir şeyler yap"

"Haber verdiğin için sağ ol,biz gerekeni yaparız,sen kendine iyi bak.Doktor ne derse onu yap,ben hemen bir ekip göndereceğim"

"Allah razı olsun,sağol"

derken ben koluna serum setini taktım,setten bir teskin edici yaptım.Mışıl mışıl uyumaya başladı.

Hasta yakınlarına nasıl değiştirileceğini tarif ettim,2 serumun içine daha ilaçlar kattım,24 saat serum verilecek gibi ayarladım,ve ayrıldık.

-Hava kararmıştı,çamurlara gire çıka Ertürk hemşerim ile yol alırkan merak la sordu

"Doktor sen o steteskopu telefon yapmayı nasıl akıl ettin?"

"Kul sıkışınca Hızır yetişirmiş

Dr-Hüseyin Aydıncak

"Doktor, sen o stetoskopu telefon yapmayı nasıl akıl ettin?"

Not:Bildiğim kadarınca hasta serumlardan sonra normale dönmüştü.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.