Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

MİSAFİRPERVERLİK

Yazının Giriş Tarihi: 23.08.2025 06:46
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.08.2025 06:50

-Şimdi Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Eski Malatya dan SEYDO dedenin 70 yıldır unutamadığım örnek misafirperverliği

-Nerede kaldı o eski misafir severlikler

Yozlaştık be…Yozlaştık…

Evlerimiz kıraç araziye döndü…

Samimiyet yok…

Misafir de iki yüzlü davranıyor,

Ev sahibi de iki yüzlü davranıyor…

Misafirler evdeki TV programlarından geçemedikleri için kerhen söylene söylene gelmişlerdir,

Ev sahipleri de bu münasebetsizler tam da derbi maçı gününde geldiler diye gönülsüzce karşılarlar…

Yok eski candan samimi kucaklaşmalar. öpüşmeler…El ucuyla duygusuz bir tokalaşma, kuru bir hoş geldin, hoş bulduk…

Misafir yeni nesil denilen sözüm ona özgürlükçü ortamda, kreşlerde özel öğretmenler, psikologlar, pedagoglar refakatinde okutulan aile bireylerinin hiç mi hiç umurunda değil. Evin gençleri TV karşısındaki koltuklara yayılmıştır ,bir ellerinde kumanda, bir ellerinde cep telefonu gözleri ekranda misafir umurlarında değil. Zaten aile büyüklerine karşı da onlar eve girip çıktıklarında ayağa kalkıp karşılamak gibi bir dertleri, bir öğrenimleri, bir alışkanlıkları da yok.

Karşılama merasiminden sonra Misafir odasına oturulur, konusu araştırılır.

Nerde o eski sohbetlerin tadı.

Eskiden, bizim çocukluk ve gençlik dönemimizde biri bir konuda konuşursa diğeri sabırla karşıdaki ne diyor diye anlamaya çalışır, Saygıyla söz sırasının kendine gelmesini beklerdi. Sonra söz sırası kendine gelince o konuşur, karşısındaki onu dinlerdi.

Saygı vardı ,hoşgörü vardı, tevazu vardı…

Şimdi öyle mi? Değil…

Biri bir konunun ilk cümlesini söylemeden karşıdaki alleme ne diyeceğini şıp diye anlayıp lafı ağzına tıkamakta…

Karşısındakinin mesleki tecrübelerine karşın Sosyal medya ukalalığı yapmakta.İşin tadı tuzu kaçmakta…

Eskisi gibi közde ağır ağır köpürtülerek pişirilen dibekten çıkma Türk kahvesi yerine de sıcağından, buzlusundan katkı maddeli iğrenç kahveler, terkibi belirsiz Çikolatalar, boyalı lokumlar eşliğinde ikram edilir. Benim anlamadığım diyetteyim deyip özellikle şekersiz kahve isteyen de kahve yanında sunulan lokum ve çikolataları zerresini ,tozunu, pudrasını bırakmadan mideye gömer…

Böyle kahvenin de 40 yıl hatırı olmaz.

Böyle misafirliklerin anısı da olmaz…

Ama aşağıdaki konukseverliğin anısı aradan 70 yıla yakın zaman geçmesine rağmen halen tüm sıcaklığıyla yüreğimi ısıtmakta duygu ve düşüncelerim arasındaki nezih yerini korumaktadır. Ömür boyu da bu anıyı gururla taşıyıp, bıkmadan usanmadan yeni nesillere aktarmaya çalışacağım.

-Çocukluk arkadaşım sevgili Saadettin Doğandemir in dedesi SEYDO dede babaannemin ablasının kocasıydı.

BATTALGAZİ de, Hanardı Mahallesinde, çevresinde huysuz, uyumsuz, geçimsiz biri olarak bilinirdi.

Çocukken biri Saadetine dokunsa SEYDO dede tüm hışmı ile saldırır, canımızı yakardı .Bir gün sülü değenek namı diğer çelik çomak oynarken Saadettin sol tarafımda duruyordu çeliği havalandırdım çomağı salladım, çomak kazara sol tarafımda duran Saadettin'in üst dudağı ile burun arasına oturdu Saadettin kendinden geçip sırtüstü düştü. Şimdi SEYDO dede gelir seni döver dediler. Kaçtım, evimizin kapısının önünde, kalbur üzerine koyduğu sinide bulgur ayıklayan annemin arkasına gizlendim. Biraz sonra SEYDO dede geldi, bağırdı, çağırdı, sövdü, saydı…Beni bulamadı gitti...

-Sonraki yıllarda babam Malatya Tekel Tütün Fabrikasında (o zaman Reji de deniliyordu) işe girdi. Biz Malatya'ya taşındık. Orta okula başlamıştık ki Eskimalatya'ya misafir gittim. Genelde HAÇİVELİ VAHAP olarak anılan amcamların evinde misafir kalırdım. Oraya sık gittiğimizden amcam bize bazı öğütler verirdi. Bu öğütlerinden birinde amcam

"Siz buraya geliyorsunuz, başım üstünde yeriniz var, benim kuru ekmeğimi yiyin, başkalarında yemek yiyip de, Vahap'ın yeğenlerine yedirecek yemeği yokmuş diye beni mahcup etmeyin"

derdi. Amcamı hiçbir zaman mahcup etmedik. Bayrolar mahallesi içli dışlı akrabamız olduğu halde diğer amcam ve Halam dahil kimsenin bir lokma ekmeğini yememeye, bir yudum ayranlarını içmemeye özen gösterdik.

-Gene böyle Eskimalatya!ya gittiğim bir gün SEYDO dede eve yemeğe çağırdı.

SEYDO dede aynı zamanda Vahap amcamın üvey kayınbabası olur. Bu teklifini kabul etmeden önce amcama danıştım. İzin verdi.

SEYDO Dede Saadettin ile beni Kış damındaki sekide hatırlı misafirler için özellikle hazırlanmış köşe yastıkları olan minderlere oturttu. O huysuz, geçimsiz, lanet Kocaman Dede Önümüze sofra bezini serip, sini altlığını koyup üzerine elleri ile hazırladığı yiyecekleri döşediği siniye koyup taslarımıza da su, ayran doldurduktan sonra kendisi odanın ortasına diz çöküp hizmet için beklemeye başladı.

Ne kadar aksi, huysuz olursa olsun. Eve misafir gelince dünyanın en anlayışlı, en uysal insanı olduğunu gösteren SEYDO dede ömür boyu unutamayacağımız bir hayat dersinin de öğretmeni oldu. SEYDO dedemiz okula gitmemişti ,bu bize gösterdiği örnek ağırlamasında misafirperverliği yanında okuyana ve okumuşa verdiği kıymeti de vurgulamış, bize okumanın önemini göstermiştir.

Sevgili Saadettin Doğandemir tarih öğretmeni oldu,

Ben Doktor oldum. Çocuklarımız bizlerin açtığı yolda yürüdüler şükürler olsun.

SEYDO dedemizin Allah mekanını cennet etsin.

Dr-Hüseyin Aydıncak

NOT

SÜLÜ

Çelikçomak oyununda kullanılan kısa ve uçları sivri çubuk

KIRAÇ

Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak)

ALLAME

Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili

*

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.