-1968-1969 Yıllarında Ankara Işıklar Caddesindeki Malatya Öğrenci yurdunda kalan öğrenciler elimizden geldiğince sanatsal ve kültürel etkinliklere de katılırdık.
Yurtta kendi aramızda kurduğumuz bağlama ekibimizle çeşitli sosyal kurumlarda eğlenceler düzenler,çoğu özlemini duyduğumuz malatya havası olan türkü konserleri verir,halk oyunları gösterileri sunardık. Bazan da düğünlerde çalardık.Arkadaşlar harçlık çıkartırdı.
Ekipteki Boranlı Ahmet 3 kollu bir bağlama yaptırmıştı. Sahne vizyonumuz gayet iyi gidiyordu. Şinasi diye bir de sesi güzel arkadaşımız sahnemizi şenlendirirdi.
Ahmet salağı bir gün sarhoşken sazın üzerine düşüp kırdı.
Daha sonraki yıllarda rahmetli Özay Gönlüm aynı tip bir bağlama yaptırdı bir de isim yarışması sonucunda Yaren ismini verdiği 3 kollu bağlama onunla özdeşleşti. Olan, bizim dikkatsız Ahmet'e oldu.
-Bir gün Maltepe'deki Köşk Gazinosu'na Zeki Müren, Erol Evgin gibi sanatçılar halk matinesi yapacaklar diye duyduk. Öğrenci olduğumuz için ucuz ücretle biz de gidelim diye karar verdik. Ertesi gün saat 12:00 da başlayacak olan bu halk matinesinde yer bulabilmek için bir gece saat 24:00 cıvarında gazinonun önündeki bilet kuyruğuna biz de dahil olduk. Kuyruk kısa sürede uzayıp gitti.
Kuyruk uzadıkça hır gür arttı. Çıkan gürültüden rahatsız olan gazino komşusu binalardan üzerimize kovalar dolusu su döküldü. Gece yarısı sırımsıklam olduk.Küfürle kurulanamadığımız için gece yarısından sabaha kadar tir tir titredik.
Sabah biletleri kapar kapmaz gazino salonuna dalıp güzel konumda bolca yer kapıp kapattık. Niyetimiz fazla tuttuğumuz yere güzel bayanlar alıp manita bulmaktı. Belki de esas niyetimiz konser falan değil, harbiden manita edinmekti.
Neyse kalabalık doldu salona, bizim yerlere talep olmaya başladı. Çoğu da dolma tenceresini,börek tepsisini kapıp gelen yaşlı teyzelerdi. Sonunda genç kızlardan oluşan bir gruba yerlerimizi verdik. Tanıştık. Birbirimize yiyecekler ikram ettik.,,
Bir ara antreye gidip döndüğümde baktım bizim ekip kızlara trampa olmaya başlamış...
O zaman sabit koltuklar yoktu, ayakları bükülmüş borudan yapılan sandalyeler vardı. Sandalyelerin yan ayakları da U şeklinde bükülmüş borulardan imal edilmişti. Bizim azgın zamparaların ağızları var, dilleri yok. Bir de kızlar ile konuşacak cesaretleri, girişkenlikleri yok.
Kızlarla muhabbet açmak için sandalyaların arka tarafındaki oturak yeri ile zemin arasındaki bağlantı demirine ayakları ile basıyorlar,ayakları yamuk, yumuk, sallanan sandalye ayağına dönmüş olan sandalyeler kızlarla beraber arkaya doğru yatıyor, ayağı çekince langırt diye sandalyeler üzerindeki kızla birlikte öne doğru kaykılıyor. Bizimkiler bu işlemi kaç defa yapmışlar, bilmiyorum. Son gördüğümde kızlar rahatsız olduklarını bildirince bizim azgın kıronun biri
"Noldu gız irahatsız mı oldun?" dedi, Kız da "Evet rahatsız oldum tabi" deyince.
Bizim kıro "Dön önüne gız şimdi sufatına bidene çarparım haaa" Diyerek romantizmin içine etti.
İşlemi tamamladı.
Olayı tatlıya bağlamak için araya girdim,kızlarla konuştum.
"Hüseyin sen çok centilmensin, ama arkadaşların çok kaba" dediler. Kızlara diyecek birşey bulamadım. Bizim azgınlara kızları rahat bırakmalarını söyledim. Söz dinlediler rahat bıraktılar...
Dr-Hüseyin Aydıncak
NOT
KIRO: Görgüsüz, kaba saba taşralı kimse
Kürtçede KURO delikanl,genç erkek
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr.Hüseyin Aydıncak
Getdi gözelim gızlar getdi de getdi...
-1968-1969 Yıllarında Ankara Işıklar Caddesindeki Malatya Öğrenci yurdunda kalan öğrenciler elimizden geldiğince sanatsal ve kültürel etkinliklere de katılırdık.
Yurtta kendi aramızda kurduğumuz bağlama ekibimizle çeşitli sosyal kurumlarda eğlenceler düzenler,çoğu özlemini duyduğumuz malatya havası olan türkü konserleri verir,halk oyunları gösterileri sunardık. Bazan da düğünlerde çalardık.Arkadaşlar harçlık çıkartırdı.
Ekipteki Boranlı Ahmet 3 kollu bir bağlama yaptırmıştı. Sahne vizyonumuz gayet iyi gidiyordu. Şinasi diye bir de sesi güzel arkadaşımız sahnemizi şenlendirirdi.
Ahmet salağı bir gün sarhoşken sazın üzerine düşüp kırdı.
Daha sonraki yıllarda rahmetli Özay Gönlüm aynı tip bir bağlama yaptırdı bir de isim yarışması sonucunda Yaren ismini verdiği 3 kollu bağlama onunla özdeşleşti. Olan, bizim dikkatsız Ahmet'e oldu.
-Bir gün Maltepe'deki Köşk Gazinosu'na Zeki Müren, Erol Evgin gibi sanatçılar halk matinesi yapacaklar diye duyduk. Öğrenci olduğumuz için ucuz ücretle biz de gidelim diye karar verdik. Ertesi gün saat 12:00 da başlayacak olan bu halk matinesinde yer bulabilmek için bir gece saat 24:00 cıvarında gazinonun önündeki bilet kuyruğuna biz de dahil olduk. Kuyruk kısa sürede uzayıp gitti.
Kuyruk uzadıkça hır gür arttı. Çıkan gürültüden rahatsız olan gazino komşusu binalardan üzerimize kovalar dolusu su döküldü. Gece yarısı sırımsıklam olduk.Küfürle kurulanamadığımız için gece yarısından sabaha kadar tir tir titredik.
Sabah biletleri kapar kapmaz gazino salonuna dalıp güzel konumda bolca yer kapıp kapattık. Niyetimiz fazla tuttuğumuz yere güzel bayanlar alıp manita bulmaktı. Belki de esas niyetimiz konser falan değil, harbiden manita edinmekti.
Neyse kalabalık doldu salona, bizim yerlere talep olmaya başladı. Çoğu da dolma tenceresini,börek tepsisini kapıp gelen yaşlı teyzelerdi. Sonunda genç kızlardan oluşan bir gruba yerlerimizi verdik. Tanıştık. Birbirimize yiyecekler ikram ettik.,,
Bir ara antreye gidip döndüğümde baktım bizim ekip kızlara trampa olmaya başlamış...
O zaman sabit koltuklar yoktu, ayakları bükülmüş borudan yapılan sandalyeler vardı. Sandalyelerin yan ayakları da U şeklinde bükülmüş borulardan imal edilmişti. Bizim azgın zamparaların ağızları var, dilleri yok. Bir de kızlar ile konuşacak cesaretleri, girişkenlikleri yok.
Kızlarla muhabbet açmak için sandalyaların arka tarafındaki oturak yeri ile zemin arasındaki bağlantı demirine ayakları ile basıyorlar,ayakları yamuk, yumuk, sallanan sandalye ayağına dönmüş olan sandalyeler kızlarla beraber arkaya doğru yatıyor, ayağı çekince langırt diye sandalyeler üzerindeki kızla birlikte öne doğru kaykılıyor. Bizimkiler bu işlemi kaç defa yapmışlar, bilmiyorum. Son gördüğümde kızlar rahatsız olduklarını bildirince bizim azgın kıronun biri
"Noldu gız irahatsız mı oldun?" dedi, Kız da "Evet rahatsız oldum tabi" deyince.
Bizim kıro "Dön önüne gız şimdi sufatına bidene çarparım haaa" Diyerek romantizmin içine etti.
İşlemi tamamladı.
Olayı tatlıya bağlamak için araya girdim,kızlarla konuştum.
"Hüseyin sen çok centilmensin, ama arkadaşların çok kaba" dediler. Kızlara diyecek birşey bulamadım. Bizim azgınlara kızları rahat bırakmalarını söyledim. Söz dinlediler rahat bıraktılar...
Dr-Hüseyin Aydıncak
NOT
KIRO: Görgüsüz, kaba saba taşralı kimse
Kürtçede KURO delikanl,genç erkek