GENÇ NESİL İÇİN BU ANILAR ANLAMSIZ KALABİLİR, KIRSAL ALANDA BENZER HATIRALARA SAHİP OLANLAR DUYGUSAL BİR YOLCULUĞA ÇIKACAKTIR.
Bugün sizlere geçmişten bir bayram anısı anlatacağım.
Yıl 1950.
Mekan: Hanardı Mahallesi Eskimalatya / Malatya
Gün: BAYRAM
Bayrolar sokağında herkeste bir coşku ve bir telaş var.
Çocuklar bayramlıklarını giyip, kimin elini öpüp ne kadar bayram harçlığı toplayacaklarının derdindeler.
Evin genç kızları, bayramda misafirlere ikram edilecek şeker, sigara, kolonya ve kahveyi dikkatlice hazırlar, yer sofrasını kurarlar, yanına bir suluk ve ŞAPŞAĞI yerleştirirler.
Kadınlar, bayram yemeğini ocağa koyup pişmeye bırakır, ardından mezarlık ziyaretini yaparlar. Bu ziyaret sırasında dualar edip mezarların üzerine su ve bulgur serperler, aceleyle eve dönerler ve sabah namazı sonrası yenilecek BAYRAM YEMEĞİ için sofra kurma telaşına düşerler.
Evin erkekleri, yaz mevsimi olduğundan MİHRAP (genellikle halk arasında Mehrap olarak bilinir) denilen açık alanda bayram namazını kılmak ve mümin dostları ile bayramlaşmak için hazırlanır. Ayrıca Kurban kesme ve dağıtma heyecanı da vardır.
Merhum Haçovalı Vahap amca, inançlı, dürüst ve geleneklerine bağlı bir Anadolu insanı olarak bilinir.
Cemaatin içerisine çıkarken temiz giyinmeye özen gösterirdi.
Bağda çalışırken, temiz giyimleri kirlenmesin diye şalvarını çıkartır, altına giydiği uzun, paçaları KOPÇALI TUMAN ile çalışırdı. İşi bittikten sonra tekrar temiz temiz giysin diye şalvarını giyerdi.
Amcanın 8-10 çocuğu olduğu için bazen her istediğini alamayıp, elindekilerle idare etmeye çalışıyordu.
Bayram diye tertemiz giyinmiş, bayram namazına gitmek için hazırlık yapmış ama çoraplarının delik olduğunu fark etmiş,
Oğlu Kazım abinin el örgüsü yün çoraplarını giymiş ve "namaz bitince çıkarıp veririm" diye düşünmüş. Mihrap denilen açık alana gitmiş ve saf tutmuş.
Kazım abi, 16-17 yaşlarında yakışıklı bir genç. Sıptırız mahallesinde bir sevdiği var. Yüreği sevgi ve coşku dolu.
Tahahana kayalarının orada buluşup bayramlaşmak için SÖZLEŞMİŞLER.
Tarla, çiftlik işleriyle uğraşan Kazım abinin cebinde aynası, cımbızı ve tarağı eksik olmazdı.
Şalvar üzerine püsküllü ipek kuşağını bağlamış, cep aynasının karşısında saçını tarayıp, cımbızla kaşlarını ve bıyıklarını düzeltmiş fakat çoraplarının olmadığını fark etmiş. Babasının bayram namazına çoraplarını giyip gittiğini öğrenince hızla 3-4 km uzaktaki mihrap yerine gidip saf tutan babasının arkasına oturmuş. Babası secde ederken çoraplarını alıp kaçmış.
Namazdan sonra amca eve geldiğinde büyük bir kavga kopmuş. Rahmetli babaannem, amcanın elinden bıçağı zor almış.
Kazım abinin babasının elini öpmesiyle olay tatlı bir hatıraya dönüştü.
Dr. Hüseyin Aydıncak
NOT:
Halk dilinde kullanılan kelimeleri kullanmayı severim. Unutulmaması için çabalarım. Yeni kuşağa yardımcı olması için aşağıya anlamlarını yazdım:
ŞAPŞAK
Bakır veya teneke maşrapa, her türlü bardak
MİHRAP
Cami ve mescit gibi yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan imam için ayrılmış oyuk
HAH
El, yabancı, başkası
KOPÇA
Düğme
TUMAN
Don, şalvar
KAVİLLEŞMEK
Sözleşmek
GÖNCÜK
Gömlek ve ceketteki cep, özellikle göğüs üzerindeki cep
DERHE
Bir çeşit budama bıçağı, tahra
(MALATYA HALK AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ)
Kazım abimin şalvarlı kuşaklı fotoğrafı maalesef yok, kendi fotoğrafımı koydum
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr.Hüseyin Aydıncak
GENÇ NESİL İÇİN BU ANILAR ANLAMSIZ KALABİLİR
GENÇ NESİL İÇİN BU ANILAR ANLAMSIZ KALABİLİR, KIRSAL ALANDA BENZER HATIRALARA SAHİP OLANLAR DUYGUSAL BİR YOLCULUĞA ÇIKACAKTIR.
Bugün sizlere geçmişten bir bayram anısı anlatacağım.
Yıl 1950.
Mekan: Hanardı Mahallesi Eskimalatya / Malatya
Gün: BAYRAM
Bayrolar sokağında herkeste bir coşku ve bir telaş var.
Çocuklar bayramlıklarını giyip, kimin elini öpüp ne kadar bayram harçlığı toplayacaklarının derdindeler.
Evin genç kızları, bayramda misafirlere ikram edilecek şeker, sigara, kolonya ve kahveyi dikkatlice hazırlar, yer sofrasını kurarlar, yanına bir suluk ve ŞAPŞAĞI yerleştirirler.
Kadınlar, bayram yemeğini ocağa koyup pişmeye bırakır, ardından mezarlık ziyaretini yaparlar. Bu ziyaret sırasında dualar edip mezarların üzerine su ve bulgur serperler, aceleyle eve dönerler ve sabah namazı sonrası yenilecek BAYRAM YEMEĞİ için sofra kurma telaşına düşerler.
Evin erkekleri, yaz mevsimi olduğundan MİHRAP (genellikle halk arasında Mehrap olarak bilinir) denilen açık alanda bayram namazını kılmak ve mümin dostları ile bayramlaşmak için hazırlanır. Ayrıca Kurban kesme ve dağıtma heyecanı da vardır.
Merhum Haçovalı Vahap amca, inançlı, dürüst ve geleneklerine bağlı bir Anadolu insanı olarak bilinir.
Cemaatin içerisine çıkarken temiz giyinmeye özen gösterirdi.
Bağda çalışırken, temiz giyimleri kirlenmesin diye şalvarını çıkartır, altına giydiği uzun, paçaları KOPÇALI TUMAN ile çalışırdı. İşi bittikten sonra tekrar temiz temiz giysin diye şalvarını giyerdi.
Amcanın 8-10 çocuğu olduğu için bazen her istediğini alamayıp, elindekilerle idare etmeye çalışıyordu.
Bayram diye tertemiz giyinmiş, bayram namazına gitmek için hazırlık yapmış ama çoraplarının delik olduğunu fark etmiş,
Oğlu Kazım abinin el örgüsü yün çoraplarını giymiş ve "namaz bitince çıkarıp veririm" diye düşünmüş. Mihrap denilen açık alana gitmiş ve saf tutmuş.
Kazım abi, 16-17 yaşlarında yakışıklı bir genç. Sıptırız mahallesinde bir sevdiği var. Yüreği sevgi ve coşku dolu.
Tahahana kayalarının orada buluşup bayramlaşmak için SÖZLEŞMİŞLER.
Tarla, çiftlik işleriyle uğraşan Kazım abinin cebinde aynası, cımbızı ve tarağı eksik olmazdı.
Şalvar üzerine püsküllü ipek kuşağını bağlamış, cep aynasının karşısında saçını tarayıp, cımbızla kaşlarını ve bıyıklarını düzeltmiş fakat çoraplarının olmadığını fark etmiş. Babasının bayram namazına çoraplarını giyip gittiğini öğrenince hızla 3-4 km uzaktaki mihrap yerine gidip saf tutan babasının arkasına oturmuş. Babası secde ederken çoraplarını alıp kaçmış.
Namazdan sonra amca eve geldiğinde büyük bir kavga kopmuş. Rahmetli babaannem, amcanın elinden bıçağı zor almış.
Kazım abinin babasının elini öpmesiyle olay tatlı bir hatıraya dönüştü.
Dr. Hüseyin Aydıncak
NOT:
Halk dilinde kullanılan kelimeleri kullanmayı severim. Unutulmaması için çabalarım. Yeni kuşağa yardımcı olması için aşağıya anlamlarını yazdım:
ŞAPŞAK
Bakır veya teneke maşrapa, her türlü bardak
MİHRAP
Cami ve mescit gibi yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan imam için ayrılmış oyuk
HAH
El, yabancı, başkası
KOPÇA
Düğme
TUMAN
Don, şalvar
KAVİLLEŞMEK
Sözleşmek
GÖNCÜK
Gömlek ve ceketteki cep, özellikle göğüs üzerindeki cep
DERHE
Bir çeşit budama bıçağı, tahra
(MALATYA HALK AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ)
Kazım abimin şalvarlı kuşaklı fotoğrafı maalesef yok, kendi fotoğrafımı koydum