Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

DERT BİR DEĞİL ELVAN ELVAN

Yazının Giriş Tarihi: 07.10.2026 09:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.10.2026 09:08

Haydi gelin biraz dertleşelim,

Siz de dertlerinizi harbiden dökün...

Rahatlayın...

Sosyal medya zaten her bir şeyi biliyor,

Saklayacak bir şeyimiz kalmadı…

Belki ZÜLFÜ YARE DOKUNACAĞIM,

Belki biraz BAM TELİNE BASTIKLARIM olacak!

Sözüm üstüne sözü olan yorumlarını yazsın…

KABULLENEMİYORUM...

KANIMA DOKUNUYOR, KANIMA...

Noldu bize...

Noldu insanlığa...

Noldu kardeşliğe...

Noldu akrabalığa...

Noldu komşuluklara...

Noldu arkadaşlıklara...

Noldu DOSTLUKLARA...

Yav

ne yoz,

ne duygusuz,

ne sevgisiz,

ne kansız

birileri olduk.

Bizim çocukluğumuzdaki mutluluklar nerelere gitti?

Amcalıklar, Dayılıklar, Teyzelikler, Halalıklar, kuzenlikler., onların sevgileri, onlara saygılar hangi cehenneme gitti...

Külüne muhtaç olduğumuz komşuluklar,

Yazıda yabanda imeceler yaptığımız can insanlara noldu…

Sokakta karşılaştığımız, büyüklerimize saygıyla yaklaşıp elini öpüp başımıza koymalar,

Bayramlarda kapı kapı gezip büyüklerimizin ellerini öpmek hepten yok oldu, yok...

Bende biraz manyaklık var…

Manyaklıklar var.

Zaten adım DELİCE DOKTOR'a çıkmış,

delilik var,

tescilli delilik var...

İnsanlarla iletişimi, kısa da olsa, hal hatır sormayı severim.

Mesela; Ayancık'ta bir yolculukta geçtiğim yerleşim biriminde tanıdık hastam varsa çal kapı girer, konuşur, hal hatır eder, bir sağlık sorunları varsa, yardımcı olur, kahvemi ayranımı içer vedalaşıp yola devam ederdim.

Tanıdığım büyüklerimi, düşkünleri, maddi yetersizlikleri olanları, onlar beni aradı aramadı, ben onlardan daha kariyer sahibiyim, daha büyüğüm demeden, kibirlere kapılmadan her fırsatta telefon eder, hallerini sorup onlara değer verdiğimi hatırlatmış olurum. Gönüllerini alırım.

Telefon ederken de espriyi kaçırmam.

Malatya'da oturan 3 yaş büyüğüm geçen yıl Hakk'a yürüyen teyzem oğlu Bilgihan abiyi arar

"Abi kabotaj bayramın kutlu olsun"

diye muhabbete girerdim, aslında bayram falan yok, adamın kabotaj bayramı nedir ondan da haberi yok. Çocukluğumuzun anılarına dalar, sohbete girer, eskiden dil alışkanlığımız olan sözleri ve küfürleri sıralayarak paslanmış dilimizin pasını çözerdik.

İzmir'de yaşayan ,2 yıl önce Hakk'a yürüyen,5-6 yaş büyüğüm sofu, Bibim (halam) oğlu Nurettin abiyi arar, kandil, bayram gibi özel günlerini kutlar, Malatya'nın Battalgazi ilçesinden, yani Aşağışeher'deki yaşamımızdan anılar paylaşırdık.

Malatyalı, Ankara'da yaşayan Memmed abe diye andığım bir emekli astsubay büyüğümü arar

"Yovvv Memmed abe nedisin?"

diye söze girer,hürmetlerimi sunar,ak eski anıların içine dalardık.

Bu aramalarım, beni küçük düşürmez, o neden aramadı da ben aradım aşağılık duygularına GARK ETMEZ, Bu benden bir şey almaz, onların duygusallığı, mutluluğu benim, ruhuma mutluluk katar.

Yaşamıma renk katan insanlar var;

Birbirimize bağlı 4 kardeşiz.

-Benim beş yaş küçüğüm höllüklere beleyip, beşiğini salladığım, biraz statükocudur. Kuralcıdır. Bir ben ararım, bir de o arar. Belki de ben 2 ararım, o bir arar. Canı sağ olsun, bana yaşça en yakın kardeşim, Allah ömürler versin.

-Onun küçüğü tipik bir DEVRİMCİ kardeşim. Yaşamımızın odak noktasına oturttuğumuz, onunla doğan birçok sıkıntıya ailece karşı koyup, mağduriyetler yaşadığımızla, neredeyse gazete ilanıyla ilişki kurabiliyoruz. Adam WhatsApp'ta kurmuş olduğumuz kardeşler grubunda da bir günaydın deme lütfunda bile bulunmuyor. Belki de devrimci aklı ona WhatsApp'a güvenmeme öngörüsünü kazandırmış; mesajlarının faşolara FARŞ OLMASINI istemiyor. Allah akıl fikir, ömrüne bereket versin.

Lanet 12 Eylül darbecilerince, günlerce işkencelere, yıllarca hücre hapsine maruz bırakılan kardeşimin içini boşaltıp bize vermişler

-12 Eylül darbesinden o da nasibini alan en küçüğümüz, biraz şımarttığımızdan olsa gerek, inatçı kişiliği olmasına rağmen aile bütünlüğünü, kardeşler arasındaki iletişimi sağlama görevini benden devralmış gibi. O bizleri derleyip topluyor. Allah ömrüne sağlık, sevgi, bereket versin.

-6 tane yeğenim var, kuşak farklılığı olduğundan iletişim kanalları kapalı. Allah mürüvvetlerini göstersin, sağlıkla yaşasınlar.

Eşim Özcan Aydıncak, iki oğlum, bir kızım, gelinlerim, damadım,5 güzel torunum var. Allah ömürlerine bereket, SEVGİ, sağlık, başarı versin. Onlar benim yaşam ve mutluluk kaynağım. Eş, evlat, gelin, damat, torun olarak beklentilerimi boşa çıkartmadılar.

DOST görünümlü,iki yüzlülüklerini sahte ŞUH kahkahalar ardına gizleyen, sosyetik NAZENİN'ler var. En gıcık aldığım insancıklar bunlardır. Dostluk kavramını kaşar peyniri gibi dilim dilim dilimler bu sahtekârlar. Sana dost diye muhabbete girerken seninle bir olmaya çalışarak, başka dost dediği birilerini gömerler. Senden ayrılınca da seni bir başkalarıyla gömerler. Ama sahte dostluklarını sürdürmeye devam ederler. Yemem,fakat yemiş gibi KULAĞIMIN ÜSTÜNE YATARIM...

Geçen yıl bir paylaşımımda yaptığım DOSTLUK tanımımdan alınganlık gösteren, yıllardır her sabah Facebook'ta Günaydın DOSTUM diye lafa giren, bir emekli asker arkadaşım alınmış,

"Şimdi ben sana nasıl hitap edeceğimi bilemiyorum."

demişti bu arkadaşım gerçek bir dosttu

"SEN DOST DEMEYİ HAK EDEN, DOSTLUĞU BİLEN BİRİ OLARAK, TABİ Kİ DOSTUM DİYECEKSİN,"

demiştim.

Bir de FACEBOOK ARKADAŞLARIM var.

Yıllardır bir aile bireyleri gibi kaynaşıp kenetlendiğim sevgililerim var.

Bu başka bir alem...

Ben bundan çok memnunum ve mutluyum.

Bu sosyal olguyu, sizleri çok sevdim.

Tanıdık, tanımadık birçok güzel arkadaşım var.

Saygı ve sevgi temelli güzellikleri birlikte paylaşıp yaşıyoruz.

-Birçok akrabam var. Yurdun muhtelif şehirlerinde, yurt dışında yaşarlar. Bir kısmını hiç görmedim, doğduklarını bilmem. Ailesini tanırım. Facebook sayesinde sıcak ilişkilerimiz devam etmekte.

-Malatya'dan, Ayancık'tan, Ankara'dan birçok komşum var,

-Hastalarım, hastalarımın akrabaları var,

-Mahalle arkadaşlarım var,

-Okul arkadaşlarım var.

-Her bir paylaşımımı takip edip de beğeni, yorum yapmayan RÖNTGENCİLER var…

-Sosyal medyadan tanışıp arkadaş olduğum güzel insanlar var.

YAV BEN ÇOOOK ZENGİNİM.

Çok şanslıyım.

Bu güzel insanlarla sosyal medya ortamında olsa da yaşamı paylaştığım için çok mutluyum.

-Öğretmenlik yaparken; her sabah çocuklarıma günaydın derdim.

-Aktif doktorluk yaparken kapı önünde bekleyen SSK lı hastalarıma, mesai arkadaşlarıma, muayenehaneme gelen hastalarıma, sokaktaki insanlara günaydın derdim.

Bundan mutlu olurdum.

Şimdi de siz Facebook ailemle günaydın diye güne başlamaktan çok mutlu oluyorum.

Paylaşımlarımı genel olarak çok büyük emek ve titizlikle hazırladığım gibi, siz yorumlarınızla olaya katılan sevgili arkadaşlarımın yorumlarına da bir beğeni koyup geçmem ...

NEZAKETSİZLİK olmasın diye her birinize titizlikle, ayrı yorumlarla günaydın demekten yorulsam da çok mutluyum.

YÜREĞİNİZDE VE YAŞAMINIZDA SEVGİ EKSİK OLMASIN

GÜNAYDINLAR

SELAM VE SEVGİLER

Dr-Hüseyin Aydıncak

NOT:

ZÜLFÜ YARE DOKUNMAK

Hatırlı, güçlü bir kimseyi veya bir makamı gücendirmek, darılmasına yol açmak

BAM TELİNE BASMAK

Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek, öfkelendirecek bir şey yapmak

KİBİR

Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur

GARK ETMEK

Batırmak, boğma

FARŞ OLMAK

Rezil olmak

DOST

Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı

ŞUH

Neşeli ve serbest (kadın)

NAZENİN

Şımarık, nazlı yetiştirilmiş

KULAK ÜSTÜNE YATMAK

Görmezlikten, duymazlıktan gelmek, dikkate almamak, umursamamak.

RÖNGENCİ

Dikizci, gizli izleyici

NEZAKETSİZLİK

kabalık

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.