-Ayancık, Sinop, Türkeli, Erfelek ve Çatalzeytin'in birçok köyüne hasta muayenesi için gittim. Çamurlara battım, şarampollerden uçtum. Buzlu yollardan kayarak kar tepelerine saplandık, kurtarılmayı saatlerce bekledik. Çok zorluklar çektim... Çok...
Hastalarıma bir yardımım dokunduğunda bu zorluklar keyifli anılara dönüşürdü.
Çarçabuk yaşadığım zorlukları unuturdum.
80'li yıllarda köy yolları ve Ayancık'ı dış dünyaya bağlayan yollar geçit vermediği gibi, o yollarda gidebilecek araç bulmak da zordu. Şimdi herkesin altında son model 4×4 jipler var, kasıla kasıla binip şehir ortamında hava atıyorlar... O zamanlar Ayancık'ta bulunan jipler başka şehirlerde, orada burada kullanılmış, hurdaya ayrılması gereken araçlardı. Sözde 4x4 derlerdi ama arazi vitesi hiçbirinde doğru düzgün çalışmazdı.
-Geçit vermez yollara çakaralmaz jiplerle hastalara gidip faydalı olmak, çekilen sıkıntıya değiyordu.
Bir de bu yollara hasta için değil, şüpheli ölümlere otopsi için giden cesaretli kişiler vardı. Bir ölüm vakasına gidip içleri burkularak otopsi işlemi yapıp adalete ışık tutarlardı. Ne yalan söyleyeyim, ben bu işi hiç sevmezdim. Özel hekim olarak çalıştığım için de nadiren otopsi için görevlendirildim. Giden otopsi ekibine de çok üzülürdüm.
Maden Köyü'nde şüpheli bir ölüm için otopsiye gitmek isteyen savcı bey, uygun bir kamu aracı bulamayınca Kaymakamlık makamına ait çakaralmaz jipi rica etmiş. Kaymakam bey, aracını şoförüyle birlikte savcılığın emrine vermiş.
Mevsim kış. Savcı, doktor, otopsi yapacak yardımcı elemanlar, savcılık kâtibi bindikleri jiple önce İstefan tarafından Maden köyüne ulaşmaya çalışır ama kar geçit vermez. Ayancık Sinop'a dönüp Helaldı köyü üzerinden Maden'e ulaşmaya çalışırlar, ama Helaldı-Maden arası yolda da kar yol vermez. Dönüşlerinde hava kararmaya başlamıştır.
Ömerdüzü köyü ile Zaviye köyü arasındaki dik bir rampada, yukarı çıkmak üzere olan bir araca yol vermek için Kaymakam jipinin şoförü Cemil jipi sağa çeker, farlarını kısar ve ayağını frene basarak rampadaki aracın güvenle çıkmasını sağlar.
Cemil ayağını frende tutmasına rağmen, cam gibi buzul üzerinde aracın karanlıkta kayıp şarampole yuvarlandığını fark etmemişti.
Hastaneye geldiklerinde haberimiz oldu. Önemli bir yaralanma yoktu. Korkmuşlar ve üşümüşlerdi. Isıttık, yedirdik, içirdik ve bir süre kontrol altında tuttuk. Şoför Cemil savunmadaydı
"Ayağımı frene koymuştum, frenler de sağlamdı, nasıl oldu da kaydı" deyip duruyordu.
Dr.-Hüseyin Aydıncak
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr.Hüseyin Aydıncak
Buzda, Frene Güvenilmez
-Ayancık, Sinop, Türkeli, Erfelek ve Çatalzeytin'in birçok köyüne hasta muayenesi için gittim. Çamurlara battım, şarampollerden uçtum. Buzlu yollardan kayarak kar tepelerine saplandık, kurtarılmayı saatlerce bekledik. Çok zorluklar çektim... Çok...
Hastalarıma bir yardımım dokunduğunda bu zorluklar keyifli anılara dönüşürdü.
Çarçabuk yaşadığım zorlukları unuturdum.
80'li yıllarda köy yolları ve Ayancık'ı dış dünyaya bağlayan yollar geçit vermediği gibi, o yollarda gidebilecek araç bulmak da zordu. Şimdi herkesin altında son model 4×4 jipler var, kasıla kasıla binip şehir ortamında hava atıyorlar... O zamanlar Ayancık'ta bulunan jipler başka şehirlerde, orada burada kullanılmış, hurdaya ayrılması gereken araçlardı. Sözde 4x4 derlerdi ama arazi vitesi hiçbirinde doğru düzgün çalışmazdı.
-Geçit vermez yollara çakaralmaz jiplerle hastalara gidip faydalı olmak, çekilen sıkıntıya değiyordu.
Bir de bu yollara hasta için değil, şüpheli ölümlere otopsi için giden cesaretli kişiler vardı. Bir ölüm vakasına gidip içleri burkularak otopsi işlemi yapıp adalete ışık tutarlardı. Ne yalan söyleyeyim, ben bu işi hiç sevmezdim. Özel hekim olarak çalıştığım için de nadiren otopsi için görevlendirildim. Giden otopsi ekibine de çok üzülürdüm.
Maden Köyü'nde şüpheli bir ölüm için otopsiye gitmek isteyen savcı bey, uygun bir kamu aracı bulamayınca Kaymakamlık makamına ait çakaralmaz jipi rica etmiş. Kaymakam bey, aracını şoförüyle birlikte savcılığın emrine vermiş.
Mevsim kış. Savcı, doktor, otopsi yapacak yardımcı elemanlar, savcılık kâtibi bindikleri jiple önce İstefan tarafından Maden köyüne ulaşmaya çalışır ama kar geçit vermez. Ayancık Sinop'a dönüp Helaldı köyü üzerinden Maden'e ulaşmaya çalışırlar, ama Helaldı-Maden arası yolda da kar yol vermez. Dönüşlerinde hava kararmaya başlamıştır.
Ömerdüzü köyü ile Zaviye köyü arasındaki dik bir rampada, yukarı çıkmak üzere olan bir araca yol vermek için Kaymakam jipinin şoförü Cemil jipi sağa çeker, farlarını kısar ve ayağını frene basarak rampadaki aracın güvenle çıkmasını sağlar.
Cemil ayağını frende tutmasına rağmen, cam gibi buzul üzerinde aracın karanlıkta kayıp şarampole yuvarlandığını fark etmemişti.
Hastaneye geldiklerinde haberimiz oldu. Önemli bir yaralanma yoktu. Korkmuşlar ve üşümüşlerdi. Isıttık, yedirdik, içirdik ve bir süre kontrol altında tuttuk. Şoför Cemil savunmadaydı
"Ayağımı frene koymuştum, frenler de sağlamdı, nasıl oldu da kaydı" deyip duruyordu.
Dr.-Hüseyin Aydıncak