Şimdi bu olaylar hayal oldu, tarih oldu. âmâ bende tüm acısıyla yaşıyor ve paylaşıyorum.
-Başaklama; Anadolu'da yaşamsal geleneklerden biridir. Tarla, bahçe sahibi doğadaki canlıların beslenebilmesi için, dar gelirlilerin, olmayanların toplaması (başaklaması) için, buğday, arpa, üzüm, kaysı, incir, elma v.s. bir kısım ürünü tarlada / bahçede bırakır. Tarlada bırakılan ürün ne kadar çok olursa toplumsal saygınlığın ve manevi doyumun o oranda yüksek olduğu düşünülür.
-MALATYA-ESKİMALATYADA; Ben üç yaşındayken babam askere gitti, para yok, pul yok, yiyecek yok annem ile açlık mücadelesi yaptık. Annem ırgatlığa gider ot alır, çapa yapar, haşhaş tarlalarında afyon vurur, afyon sakızı toplar ev bütçesine katkıda bulunmaya çalışırken bir taraftan da biçilmiş buğday, arpa tarlalarında başaklama yapardı. O zaman orak ve tırpan ile biçilen ekin yerinde bol miktarda saplarından kopan başak kalırdı.
Ben küçüğüm, ama evin erkeğiyim ya, anneme "Anne bana beli ver gidip BEL belleyip para kazanam da sana çarşı ekmeği alam" demişim...
Annem yaşam boyu "Belki senin canın çarşı ekmeği çekmişti, ben onu sana alamadım" diye üzüldü.
Bazen buğdayı kaynatır kurutur el değirmeninde öğüterek bulgur yapardı, bazen SOKUda tokmaklayarak kepeğinden ayırır GENDİME elde eder, bundan yoğurtlu çorba, tarhana, gendime çorbası yapardı. Bazende değirmene götürüp öğütür un elde ederdik.
-Bir de AFARA denilen olay vardı. Afara Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bu daha eziyetli, daha zahmetli, daha sabır isteyen bir işti. Eskiden atlarla, öküzlerle sürülen harman yerinde YABAlarla toplanıp harman makinasına atılan hububattan toprağa karışanları mal sahibi uğraşıp almazdı. Annem ve imkanı olmayan analar harman yerindeki o taşa toprağa karışmış buğdaylardan toplayabildikleri kadar toplar, sırtlar eve getirir leğenlerde yıkar tozundan, toprağından arındırırlar, kurutur taşlarını ayıklayarak öğütülecek hale getirirlerdi.
Ahhh ANAM Ahhh sen neler çektin, neler. Mekânın cennet olsun.
-Dün sabah mevsim nedeniyle bozulmak üzere olan bahçemde ne var ne yok topladım, yani başakladım. Birkaç biber, birkaç domates, Kırmızı Malabar ıspanağı, bir de yamuk acur topladım. Bu ara Başaklama sözcüğü ve geçmişteki yaşamımız aklıma geldi.
Çok duygulandım.
O günlerin acısını yüreğimde hissettim.
İçim daraldı...
Gözyaşlarım sel oldu...
Sel önüne ne geldiyse aldı götürdü,
boşaldım, rahatladım.
Anneme rahmet diledim,
Tanrıma bu günkü halimiz için şükürler ettim.
Dr-Hüseyin Aydıncak
Yöresel sözcükleri kullanmayı severim, unutulmaması için genelde yazılarımda yer veririm. Genç nesile aktarılsın, unutanlar hatırlasın istiyorum o nedenle de kullandığım kelimelerin TDK sözlüklerindeki anlamlarını not kısmında yazdım.
NOT
BAŞAK
1. isim Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı:
2. isim, halk ağzında Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün.
BEL
Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı
KÖPÜŞ
Çamaşır tokacı (Malatya)
KAPÇIK
Tahıl tanelerinin kabuğu
SOKU
Taş dibek:
GENDİME
Döğme; kabuğu çıkarılmış buğday
AFARA
Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı.
YABA
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr.Hüseyin Aydıncak
BAŞAKLAMAK NEDİR?
Şimdi bu olaylar hayal oldu, tarih oldu. âmâ bende tüm acısıyla yaşıyor ve paylaşıyorum.
-Başaklama; Anadolu'da yaşamsal geleneklerden biridir. Tarla, bahçe sahibi doğadaki canlıların beslenebilmesi için, dar gelirlilerin, olmayanların toplaması (başaklaması) için, buğday, arpa, üzüm, kaysı, incir, elma v.s. bir kısım ürünü tarlada / bahçede bırakır. Tarlada bırakılan ürün ne kadar çok olursa toplumsal saygınlığın ve manevi doyumun o oranda yüksek olduğu düşünülür.
-MALATYA-ESKİMALATYADA; Ben üç yaşındayken babam askere gitti, para yok, pul yok, yiyecek yok annem ile açlık mücadelesi yaptık. Annem ırgatlığa gider ot alır, çapa yapar, haşhaş tarlalarında afyon vurur, afyon sakızı toplar ev bütçesine katkıda bulunmaya çalışırken bir taraftan da biçilmiş buğday, arpa tarlalarında başaklama yapardı. O zaman orak ve tırpan ile biçilen ekin yerinde bol miktarda saplarından kopan başak kalırdı.
Ben küçüğüm, ama evin erkeğiyim ya, anneme "Anne bana beli ver gidip BEL belleyip para kazanam da sana çarşı ekmeği alam" demişim...
Annem yaşam boyu "Belki senin canın çarşı ekmeği çekmişti, ben onu sana alamadım" diye üzüldü.
Annem başakladığı buğdayı KÖPÜŞle döver, KAPÇIK larından ayırt eder, rüzgârda savurur buğday tanelerini ayırırdı. Kalburlarla elerdi.
Bazen buğdayı kaynatır kurutur el değirmeninde öğüterek bulgur yapardı, bazen SOKUda tokmaklayarak kepeğinden ayırır GENDİME elde eder, bundan yoğurtlu çorba, tarhana, gendime çorbası yapardı. Bazende değirmene götürüp öğütür un elde ederdik.
-Bir de AFARA denilen olay vardı. Afara Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bu daha eziyetli, daha zahmetli, daha sabır isteyen bir işti. Eskiden atlarla, öküzlerle sürülen harman yerinde YABAlarla toplanıp harman makinasına atılan hububattan toprağa karışanları mal sahibi uğraşıp almazdı. Annem ve imkanı olmayan analar harman yerindeki o taşa toprağa karışmış buğdaylardan toplayabildikleri kadar toplar, sırtlar eve getirir leğenlerde yıkar tozundan, toprağından arındırırlar, kurutur taşlarını ayıklayarak öğütülecek hale getirirlerdi.
Ahhh ANAM Ahhh sen neler çektin, neler. Mekânın cennet olsun.
-Dün sabah mevsim nedeniyle bozulmak üzere olan bahçemde ne var ne yok topladım, yani başakladım. Birkaç biber, birkaç domates, Kırmızı Malabar ıspanağı, bir de yamuk acur topladım. Bu ara Başaklama sözcüğü ve geçmişteki yaşamımız aklıma geldi.
Çok duygulandım.
O günlerin acısını yüreğimde hissettim.
İçim daraldı...
Gözyaşlarım sel oldu...
Sel önüne ne geldiyse aldı götürdü,
boşaldım, rahatladım.
Anneme rahmet diledim,
Tanrıma bu günkü halimiz için şükürler ettim.
Dr-Hüseyin Aydıncak
Yöresel sözcükleri kullanmayı severim, unutulmaması için genelde yazılarımda yer veririm. Genç nesile aktarılsın, unutanlar hatırlasın istiyorum o nedenle de kullandığım kelimelerin TDK sözlüklerindeki anlamlarını not kısmında yazdım.
NOT
BAŞAK
1. isim Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı:
2. isim, halk ağzında Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün.
BEL
Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı
KÖPÜŞ
Çamaşır tokacı (Malatya)
KAPÇIK
Tahıl tanelerinin kabuğu
SOKU
Taş dibek:
GENDİME
Döğme; kabuğu çıkarılmış buğday
AFARA
Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı.
YABA
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı