Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik

Yazının Giriş Tarihi: 30.04.2026 11:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.04.2026 11:29

1 Mayıs… Takvim yapraklarında “işçi bayramı” olarak işaretli o gün. Meydanlarda sloganlar, ekranlarda kutlama mesajları, sosyal medyada iyi dilekler… Peki gerçekten kutlayan kim? Daha doğrusu, bu bayram kimin bayramı?
Bir günlüğüne tatil ilan edilen bir gerçeklikten söz ediyoruz. Ama o tatilin bile herkese ait olmadığını bile bile… Çünkü bu ülkede “işçi bayramı” denilen günde bile çalışmaya devam eden binlerce insan var. Fabrikada, şantiyede, hastanede, maden ocağında… Onlar için 1 Mayıs, diğer günlerden farksız; hatta belki daha yoğun, daha görünmez, daha sahipsiz.
Şimdi durup sormak gerekiyor: Bir günlüğüne verilen tatil, bir yılın yükünü unutturur mu? Ya da bir gün “bayram” ilan edilince, diğer 364 günün hesabı kapanır mı?
Geçtiğimiz günlerde maden işçilerinin direnişine tanık olduk. Günlerce, haftalarca seslerini duyurmaya çalıştılar. Haklarını istediler, alın terlerinin karşılığını talep ettiler. Görüldüler mü? Kısmen. Duyuldular mı? Belki. Ama asıl soru şu: Haklarını gerçekten alabildiler mi?
Çünkü bu ülkede çoğu zaman hak, verilmez; alınır denir. Ama işçi ne kadar alabilir? Ne kadar dayanabilir? Ne kadar direnirken ayakta kalabilir?
1 Mayıs’ta kürsülerden “emeğin kutsallığı” anlatılır. İşçinin değeri, alın terinin önemi vurgulanır. Güzel sözler, güçlü cümleler kurulur. Ama ertesi gün ne değişir? Aynı işçi, aynı koşullarda, aynı belirsizliklerle çalışmaya devam eder.
İşte tam da bu yüzden, 1 Mayıs bir kutlamadan çok bir sorgulama günüdür. Kimler gerçekten bayram yapıyor, kimler sadece izliyor, kimler o gün bile çalışmak zorunda kalıyor…
Ve en önemlisi: Bu bayram, gerçekten işçinin mi?
Eğer bir ülkede işçi hâlâ hakkını almak için direniş yapmak zorundaysa, eğer emeğin karşılığı hâlâ tartışılıyorsa, eğer bayram günü bile çalışmak zorunda olanlar varsa… O zaman ortada kutlanacak bir bayram değil, konuşulacak büyük bir gerçek var demektir.
1 Mayıs’ı alkışlarla değil, sorularla karşılamak gerekiyor.
Çünkü bazen en büyük kutlama, gerçeği söylemektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.