Kadın ve Erkek;
insan soyunun biribirini tamamlayan iki eşit parçası...
Dişisi olmadan erkeği, erkeği olmadan dişisi, tek başına hiç bir anlam taşımıyor. Çünkü; yaradılış gayesi, biribirini tamamlamak.
Kadının erkeğe, erkeğin de kadına göre eksiklik ve üstünlükleri var elbette.
Her ikisi birarada, birlikte başarabiliyorlar insan olmayı ve insanın ve insanlığın var olmasını.
Biri yokken insan da yok, insanlıkta...
İnsanlık tarihi boyunca, çok çeşitli toplumlarda, çok çeşitli kültürlerde, farklı farklı anlamlar yüklenmiş olsa da, gelinen noktada görülen o ki;
Biri olmadan öteki eksik kalıyor…
Tarih boyunca kimi kültürler kadını bir köle, bir hiç saymış, kimi de ilah, tanrıça yerine koymuş.
Kimi toplumlar ve kültürler erkeği üstün güç görmüş, kimi de kölesi olmuş kadının.
Velhasılı, toplumdan topluma, kültürden kültüre ve zaman içinde çok çeşitli anlamlar yüklenmiş kadına ve erkeğe.
Her ne kadar, kadını; etinden, sütünden, yumurtasından ve derisinden ( teninden ), erkeği de parasından, pulundan, malından, mülkünden, mevki ve makamından, gölgesinden ve gücünden yararlanılan bir canlı türü olarak görse de kimileri, insanın ve insanlığın var oluşu, her ikisinin biribirini tamamlamasıyla mümkündür.
Farklı anlamlar yüklemek;
8 Mart tarihini, hakları uğruna canlarını feda eden emekçi kadınları anma gününü, çeşitli markaların indirimler yaparak, eğlenceler düzenleyerek bir tüketim çılgınlığına,
hediye alan erkek ve kendisine hediye verilen kadınların, aldıkları hediyenin fiyatı ile değerlendirildiği, alamayanların ise küçümsendiği ve cezalandırıldığı bir güne dönüştürüldüğü bir gün olarak olarak görmek, kadını erkeksiz, erkeği kadınsız görmek gibi anlamsızdır.
Bu vesile ile, toplumun her alanında, erkeğinin yanında olan, ona destek, güç veren, insana ve insanlığa faydalı bir evladı doğurup yetiştiren, iz bırakan, ebediyete intikal etmiş kıymetli anneleri, rahmet, şükran ve minnetle anıyorum.
Özellikle, yaşadığı çileli hayatıyla, adeta çocuklarına canını feda eden rahmetli Annemin, en değerli varlığım çocuklarımın annesi kıymetli eşim Birgül' ün, dünya tatlıları torunlarım Deniz Eren’im ve Eftelya’mın annesi kızım Damla' nın, varlığıyla hayatımıza anlam katan kızım Armağan başta olmak üzere, varoluşunun ve kendi değerinin farkında olan, yaşadığı yeri cennete dönüştüren, bütün emekçi kadınların,
“8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü” kutluyor, kadınların kendini daha çok güvende hissettiği, katledilmediği, kadına ve kadın haklarına daha fazla önem verilen, yaşadığı coğrafya, ırkı, rengi, dili, dini, mezhebi farketmeksizin, savaş korkusu olmadan, yürek sızısı ve evlat acısı duymadan, barış içerisinde yaşayabileceği, geleceğimize ışık tutan kadınlarımızın gülen yüzleri ile aydınlanan daha güzel bir Emekçi Kadınlar Günü özlemiyle, saygılar sunuyorum…
Kalın sağlıcakla
8 Mart 2026
Celal TÜRKER
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Celal TÜRKER
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
Kadın ve Erkek;
insan soyunun biribirini tamamlayan iki eşit parçası...
Dişisi olmadan erkeği, erkeği olmadan dişisi, tek başına hiç bir anlam taşımıyor. Çünkü; yaradılış gayesi, biribirini tamamlamak.
Kadının erkeğe, erkeğin de kadına göre eksiklik ve üstünlükleri var elbette.
Her ikisi birarada, birlikte başarabiliyorlar insan olmayı ve insanın ve insanlığın var olmasını.
Biri yokken insan da yok, insanlıkta...
İnsanlık tarihi boyunca, çok çeşitli toplumlarda, çok çeşitli kültürlerde, farklı farklı anlamlar yüklenmiş olsa da, gelinen noktada görülen o ki;
Biri olmadan öteki eksik kalıyor…
Tarih boyunca kimi kültürler kadını bir köle, bir hiç saymış, kimi de ilah, tanrıça yerine koymuş.
Kimi toplumlar ve kültürler erkeği üstün güç görmüş, kimi de kölesi olmuş kadının.
Velhasılı, toplumdan topluma, kültürden kültüre ve zaman içinde çok çeşitli anlamlar yüklenmiş kadına ve erkeğe.
Her ne kadar, kadını; etinden, sütünden, yumurtasından ve derisinden ( teninden ), erkeği de parasından, pulundan, malından, mülkünden, mevki ve makamından, gölgesinden ve gücünden yararlanılan bir canlı türü olarak görse de kimileri, insanın ve insanlığın var oluşu, her ikisinin biribirini tamamlamasıyla mümkündür.
Farklı anlamlar yüklemek;
8 Mart tarihini, hakları uğruna canlarını feda eden emekçi kadınları anma gününü, çeşitli markaların indirimler yaparak, eğlenceler düzenleyerek bir tüketim çılgınlığına,
hediye alan erkek ve kendisine hediye verilen kadınların, aldıkları hediyenin fiyatı ile değerlendirildiği, alamayanların ise küçümsendiği ve cezalandırıldığı bir güne dönüştürüldüğü bir gün olarak olarak görmek, kadını erkeksiz, erkeği kadınsız görmek gibi anlamsızdır.
Bu vesile ile, toplumun her alanında, erkeğinin yanında olan, ona destek, güç veren, insana ve insanlığa faydalı bir evladı doğurup yetiştiren, iz bırakan, ebediyete intikal etmiş kıymetli anneleri, rahmet, şükran ve minnetle anıyorum.
Özellikle, yaşadığı çileli hayatıyla, adeta çocuklarına canını feda eden rahmetli Annemin, en değerli varlığım çocuklarımın annesi kıymetli eşim Birgül' ün, dünya tatlıları torunlarım Deniz Eren’im ve Eftelya’mın annesi kızım Damla' nın, varlığıyla hayatımıza anlam katan kızım Armağan başta olmak üzere, varoluşunun ve kendi değerinin farkında olan, yaşadığı yeri cennete dönüştüren, bütün emekçi kadınların,
“8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü” kutluyor, kadınların kendini daha çok güvende hissettiği, katledilmediği, kadına ve kadın haklarına daha fazla önem verilen, yaşadığı coğrafya, ırkı, rengi, dili, dini, mezhebi farketmeksizin, savaş korkusu olmadan, yürek sızısı ve evlat acısı duymadan, barış içerisinde yaşayabileceği, geleceğimize ışık tutan kadınlarımızın gülen yüzleri ile aydınlanan daha güzel bir Emekçi Kadınlar Günü özlemiyle, saygılar sunuyorum…
Kalın sağlıcakla
8 Mart 2026
Celal TÜRKER