Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (1)

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2026 22:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2026 22:54

Türkiye eğitim sistemi ve uygulamalarıyla ilgili düşünceler, genellikle sonuçlar üzerinden ifade edilir. Oysa bu sonuçların, hangi süreçlerin ürünü olduğu konuşulmalıdır. Süreçler üzerinden eğitim öğretim sistemini bütün boyutlarıyla konuşmak için,

Devletin kuruluşuna esas temel dinamikler, bu dinamiklerin manifestosu olan kuruluş felsefesi ve bu felsefenin sürekliliğinin sağlanmasının ana unsuru insanın nasıl yetiştirileceğine dair anlayış bilinmeli. Bu insan ya da devletin diliyle söylersek, “vatandaş- yurttaş” hangi özelliklerle donanımlı olmalı?”. “Bu donanıma haiz insanı yetiştirmek amacıyla yapılandırılan eğitim sisteminin öncelikleri neler olmalı?” gibi soruların cevaplarına ulaşmak gerekir.

Bu manada,

Eğitimin, siyasal ve toplumsal işlevlerini dikkate almak gerekir. Eğitim sistemi merkezi devletlerde tek taraflı belirlenir. Sistem bölge farkı gözetmeksizin ülkenin en ücra köşesine kadar aynı şekilde işlemek üzere, sürece dahil olur. Devletin bu anlayışının ürünü olması nedeniyle eğitim bir yönüyle, ideolojik faaliyetler toplamıdır.

Devletin varlığını ve devamını sağlayacak ana unsuru insandır. Bunun için, devletin varlığı ve bu varlığın vücut bulmuş ifadelerinin toplamı olan ideolojiyi savunacak ve gelecek nesillere aktaracak insana ve ya yurttaşa ihtiyacı vardır. Bunu sağlayacak olan da eğitim sistemidir.

Devlet bu nedenle, yurttaşlarının eğitiminin, kendisi tarafından belirlenen ideallere uygun yetiştirilmesini esas alır. Bu yurttaşın özellikleri, devletin varlığı ve birliğini merkeze alan siyasi saiklerle ve tek taraflı olarak belirlenir. Toplumsal mutabakat metni olması gereken anayasalarında da yazılır. Bu ilkeler, toplumun farklı kesimlerinin hayat anlayışı, inanç farklılıkları, etnik kökenleri, yaşadıkları coğrafya gibi doğuştan sahip olan özelliklerinden kaynaklı farklılıklarla ve bireylerin eğitimden beklentileriyle yer yer çatışabilir. Bu çatışmaları yok saymak ve görmezden gelmek farklılıkları dikkate almamaktır ve güçlüden yana olmaktır.

Devletler tek taraflı buyuran ve belirleyendir. Bu anlamda devletin önceliği; mevcut siyasal sistemin korunup, kollanması, geleceğin lider kadrolarının ve resmî ideolojinin savunucusu yurttaşların ya da seçmenlerin yetiştirilmesidir.

Oysa çağımız demokrasilerince benimsenen ve insana saygıyı esas alan eğitim sistemi bireyi merkeze alarak yapılandırılır ve sistem kurgu aşamasından itibaren tüm İşleyiş süreçlerinde insanın ihtiyaçları, hayalleri, hazır bulunuşluk düzeyi dikkate alınarak organize edilir. Çünkü çağdaş eğitimin merkezinde birey vardır. İnsanın temel haklarından olan eğitimle ilgili tüm süreçler ve faaliyetler bu anlayışa göre düzenlenir. Bu düzenlemeler; bireyin ne istediği, ihtiyaçları, yetenekleri, yeterlilikleri gibi kendine has özelliklerini anlamanın önemini dikkate alarak ve toplumun, dahası gezegenin gelecekte hangi özelliklere sahip insana ihtiyacı olacağı sorusunun cevabını düşünerek organize edilir. Bu felsefeyle kurgulanan eğitim sisteminin başarı şansı ülkedeki yönetim yapısıyla doğrudan ilgilidir.

Çağımızda gezegenin hemen hemen tüm coğrafyalarında kabul gördüğü üzere, insana saygıyı esas alan yönetim anlayışı demokrasidir. Demokrasi olarak adlandırılan yönetim sistemi, nitelikli eğitimle doğrudan ilgilidir. Çünkü nitelikli eğitimin hayat bulması için ülkede işlevsel bir demokrasi olmalı ve vatandaşlar eğitim hizmetlerini devlet kurumlarından almalıdır. Devlet kurumlarında nitelikli eğitim, eğitimin tüm paydaşlarının niteliğinin artırılmasına bağlı olarak hayat bulur ve süreklilik kazanabilir. Eğitimin paydaşları; eğitimciler, yöneticiler, öğrenci, okul çalışanları, veliler, merkez yönetimi ve yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, okulların doğrudan ya da dolaylı hizmete esas irtibatlı olduğu kurum ve kuruluş temsilcileri gibi çok sayıda bileşenden oluşmaktadır. Bu bileşenler, eğitim sisteminin yapılanması aşamasından itibaren tüm süreçlere dahil olmalı ve sistemin niteliği konusundaki asgari müşterekleri birlikte belirlemeliler.

Eğitim faaliyetleri doğrudan insan-insan ilişkileriyle hayat bulur. Nitelik ifadesi olan eğitsel sonuçlara ulaşmanın şartı, faaliyetlerin alan eğitimi almış uzman eğitimciler aracılığıyla yürütülmesidir. Nitelikli eğitim uzmanlık gerektirir. Bu nedenle sistem uzmanlığa saygıyı, iş gücü motivasyonunu artırmayı, sürekliliği olan akademik çalışmaları, öğretmen eğitiminin sürekliliğini, liyakate esas yönetim yapılanmasını esas almalıdır. Günün genel geçer insan ihtiyaçlarını gözetmelidir. Eğitim günlük siyasal çıkarların ve popülizmin etki alanından çıkarılmalıdır. Altyapı sürekli geliştirilmeli, iyileştirilmelidir. Araştırma, geliştirme çalışmalarıyla elde edilen veriler doğrultusunda hareket planı oluşturulmalıdır. Belirlenen hedeflerin gerçekleşmesine yönelik başarılı sonuçları olan uygulamalar ve araştırma geliştirme çalışmalarında süreklilik sağlanmalıdır.

Toplumların gelişmişlik düzeylerinin en önemli ölçütü, bireylerinin nitelikli eğitimle ulaşılan insani değerlere sahip olmalarıdır. Bu insani değerler; bireylerin kendisini gerçekleştirmesinin ve mutluluk olarak adlandırılan yaşanmışlıkları içselleştirmesinin anahtarları olacak sanatsal ve kültürel faaliyetlere duyarlı olmaları, anadili, matematik, fen, medya, bilim, tarih, coğrafya okuryazarı olmaları, din, dil, ırk, cinsiyet, inanç farkı gözetmeksizin, insan-insan ve devlet-birey ilişkilerinde evrensel değerlerin ve hukukun egemen olduğu yönetim anlayışı konusundaki farkındalıkları olarak özetlenebilir. Nitelikli eğitimin temel hedefi, bu özelliklerle donanımlı bireyler yetiştirilmesi ve bireyin yetenekleri doğrultusunda görev ve sorumluluklar üstlenerek hayata katılmasını sağlamak olmalıdır.

Bu temel hedef doğrultusunda eğitim alan bireyler; nitelikli ve iyi yetişmiş insanlar olarak hayata katılır. Böylelikle, üretime ve sürdürülebilir toplumsal kalkınmaya katkı sağlanır. Burada, laiklik kavramıyla hedeflenen anlayışla, nitelikli eğitimin ilişkisi ne olabilir ya da nasıl açıklanabilir? sorusu akla gelebilir.

Düşünce özgürlüğünün temel şartı, laikliktir. Laiklik esasına göre örgütlenmeyen yönetsel anlayışta düşünce özgürlüğü olmaz. Düşünce özgürlüğü de, demokrasinin olmazsa olmazıdır ve ön koşuludur. Bu nedenle insana saygıyı ve evrensel hukuka uygun özgürlük anlayışını benimseyen devletler, kişilerin herhangi bir dini benimsemesi ya da benimsememesine yönelik eylemde bulunamaz, baskı uygulayamaz. Devlet organizasyonuyla kamu hizmeti olarak yürütülen eğitim faaliyetlerinde laikliğe aykırı uygulamalara yer veremez. Devlet, herkesin dini inanç ve ibadetine saygı duymak, bunları korumak ve teminat altına almakla, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamakla ve de din ve inanç özgürlüğünü ihlal etmemekle yükümlüdür.
……………………………………………………………………….

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.