Kayseri "2029 Dünya Spor Başkenti" adayı olduğundan gerçekleştirilen Kayseri tanıtım toplantısına katılım sağlamıştık.
Bu vesileyle Kayseri'yi daha yakından tanıma fırsatı yakaladık.
Erciyes Dağı...
3 bin 917 metre rakımda, Kayseri merkezine yaklaşık 25 km mesafede yer alıyor.
Söz konusu dağ, Kayseri ekonomisine ciddi katkılar sunuyor; tarımsal faaliyetleri desteklerken sporu da canlandırmış.
Erciyes'i son bir yıl içerisinde kaç kişinin ziyaret ettiğini merak edip sordum.
Erciyes Spor A.Ş. yetkililerinden net rakamı aldım:
-3 milyon 300 bin kişi.
2025 senesinde Erciyes Dağı'nı ziyaret edenlerin sayısı 3 milyon 300 bine ulaşmış; bunun ekonomik getirisini tahminlerinize bırakıyorum.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin bir iştiraki olan Erciyes A.Ş., bölgeye 10 milyon AVRO tutarında yatırım gerçekleştirmiş.
Kayak tesisleri inşa edilmiş, pistler oluşturulmuş ve teleferik sistemleri kurulmuş; kayak okulundan sosyal alanlara ve ticari işletmelere kadar her şey yatırımcıların kullanımına açılmış.
Büyükşehir Belediyesi; Erciyes'in bakımını üstleniyor, personel istihdam ediyor, genel düzeni sağlıyor ve tüm işletme giderlerini karşılıyor.
Erciyes'e gelen turistler kayak yapıp otellerde konaklıyor, yerel lezzetleri tadıyor, şehri geziyor ve hatta Kapadokya'ya geçiş yapıyor. Bu durum Kayseri için adeta bacasız bir sanayi geliri yaratıyor.
Hizmet sektörü, kayak tesisleri sayesinde büyük bir hareketlilik yaşıyor.
Kayseri bununla da sınırlı kalmamış. Dört aylık kayak sezonunun ardından yeni hedeflere yönelmişler.
Yüksek irtifa kamp merkezleri kurarak futbol sahaları, yüzme havuzları ve sosyal donatılar inşa etmişler.
Geçtiğimiz yıl Hollanda'dan gelenler de dahil olmak üzere pek çok kulüp, Erciyes'teki kamp merkezinde yeni sezona hazırlanmış. Geçen yıl 30 takım kamp yaparken, bu sene hedefleri 100 takımı ağırlamak.
Kayseri'nin sanayi gücünden bahsetmiyorum; sadece kayak ve spor turizminin şehre getirdiği ziyaretçi sayısını ve ekonomik katkıyı anlatıyorum.
3 milyon kişinin ziyaret ettiği Erciyes Kayak ve Spor tesislerinin bir şehre sağladığı katma değer gerçekten çok yüksektir.
İşte bu, Kayseri'yi yönetenlerin vizyoner bakış açısının, doğru planlamasının ve projeli çalışma disiplininin bir sonucudur.
Bir yetkili, başlangıçta kayak konusunda deneyimleri olmadığını ancak Avusturya'daki merkezleri araştırıp incelediklerini, uzmanları davet ederek dünyanın en iyi kayak merkezlerinden birini kurduklarını belirtti. Artık Sivas'a ve Azerbaycan'a bu konuda destek veriyorlar.
Erciyes sayesinde hizmet sektörü büyüyor, yeni istihdam alanları açılıyor ve insanlar mutlu bir şekilde çalışıyor.
Elazığ'da Hazar Baba kayak tesisleri, Sivas'ta ise Yıldızdağı Kayak merkezi öne çıkan noktalar arasında.
Ben ise Malatya'daki Beydağları'nın neden kayak için değerlendirilmediğini, araştırılmadığını sorgulamaya başladım. Yama Dağı'nda kurulan tesisin kısa sürede atıl kalmasıyla birlikte, rahmetli Sami Fenercioğlu'nun anılarında geçen Beden Eğitimi öğretmeni M. Ziya Ünsel'in 1948'de Beydağı'nın zirvesine çıkışını ve Malatya'nın ilk kayak kulübünü kurma girişimlerini hatırladım.
M.Ziya Ünsel
1915 yılında Adapazarı'nda, Bulgaristan Silistre'den göç etmiş bir ailenin ilk oğlu olarak dünyaya gelen M.Ziya Ünsel; Kabataş Lisesi, Öğretmen Okulu ve Ankara Gazi Terbiye Enstitüsünde eğitim görerek Jimnastik öğretmeni olarak mezun olur.
1946 yılında Malatya’ya atanır.
1946 yılından itibaren Malatya Lisesinde Jimnastik Öğretmeni olarak görev yapar, eşi Ayşe Ünsel ise Malatya Sümerbank Bez Fabrikasında Kimya Mühendisi olarak çalışmaya başlar.
1949 yılında kızları Nermin dünyaya gelir. O dönemlerde Atatürk’ün ülke geneline yaymayı hedeflediği ve Anadolu’nun sosyo-ekonomik yapısını değiştirecek fabrikalar ardı ardına açılmaktaydı; Malatya da Tekel ve Şeker fabrikalarıyla bu gelişimden payını almıştı. Şehrin sosyal yaşamı canlanırken, Ünsel çifti de pek çok sosyal girişime öncülük etmiştir.
Ziya Ünsel,"Bir gün kanal boyunda dolaşırken Beden Terbiyesi Müdürlüğüne uğramıştım.Salonda Reşat Erte gençlere boks eğitimi veriyordu.Pöti Hamdi ise futbolcularla ilgileniyordu.Bölge Müdürü Ali Turanlı ile kayaktan bahsettiğimde bana bodrum katını gösterdi." diye hatıralarını anlatır.
Malatya’daki kayakçılık serüveni işte o gün filizlenir.
"33 kişilik bir grupla ilk kez Beydağı'nın zirvesine tırmanırlar veimza defterini bir kayanın altına yerleştirdiğimizde, kutuplara ilk ulaşan ve bayrak diken kaşifler kadar büyük bir mutluluk hissetmiştim." diyerek kitabında belirtir.
1962 yılına kadar Malatya Lisesindeki öğretmenlik süresince şehrin sosyal dokusunu etkileyen mühim faaliyetlerde bulunmuştur.
Malatya'nın ilk kayak kulübünü hayata geçirmiştir.
Yerel basın organlarında (Demokrat Malatya vb.) düzenli yazılar kaleme almıştır. Bu süreçte ilgi duyduğu edebiyat alanında da 1950'de HİTABET SANATI VE MEŞHUR HATİPLER, 1952'de İŞLETMELERDE SPOR, 1954'te BEYDAĞ (dağ gezileri), 1955'te SPOR BİBLİYOGRAFYASI, 1959'da YEŞİL MALATYA ve 1960'ta HARPUT MASALI isimli eserlerini yayımlamıştır.
Öğrencileriyle beraber gerçekleştirdiği doğa gezileriyle onlara sporu ve doğa sevgisini aşılamış; edebiyatın kıymetini ve çevreci yaklaşımı öğretmeyi amaçlamıştır.
1962 yılından sonra İzmit'teki SEKA Ortaokulu'nun kuruluşu için görevlendirildiği için, 14 yıl boyunca yaşadığı ve gönül verdiği Malatya'dan ayrılmak durumunda kalmıştır.
1950 yılında Malatya'nın ilk kayak kulübünü kuran M.Ziya Ünsel'i rahmetle anarken; 75 sene önce Beydağları'ndaki ilk kayak gezisiyle başlayan bu çabaların Ünsel ile birlikte sona erdiğini görüyoruz.
Halbuki Malatya bu adımı 75 yıl önce atmıştı.
Beydağları'nın bir kayak merkezi oluşturmak için en elverişli yerlerden biri olduğunu savunan ve yazan kişi M.Zeki Ünsel'dir.
Kayak kulübü kurarak yol göstermiş ancak dönemin şehir yöneticileri bu önerilere gereken önemi vermemişlerdir.
Sonuçta Beydağı Kayak Merkezi bir hayal olarak kalmış ve sadece anılarda yaşamıştır.
Malatya halkı kayak yapmak için Hazar Baba'ya, Yıldızdağı'na, Palandöken'e veya Erciyes'e gitmek zorunda kalmıştır.
Oysa hedefi 1950'de belirleyen Malatya'nın, vizyoner bir isme sahip olmasına rağmen, ileriyi göremeyen idareciler nedeniyle Erciyes düzeyinde yatırımlardan ne kadar mahrum kaldığını Kayseri ziyaretimde bizzat gözlemledim.
Zeki Ünsel'in fikirleri dikkate alınmış olsaydı,
Malatya'nın Beydağları Kayak Merkezi yıllar önce hizmete girmiş olurdu.
Malatya olarak neler kaybetmişiz...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Son Haberler
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Beydağı Kayak Merkezi olur muydu?
Vahap GÜNER
Geçen hafta Kayseri şehrindeydim.
Kayseri "2029 Dünya Spor Başkenti" adayı olduğundan gerçekleştirilen Kayseri tanıtım toplantısına katılım sağlamıştık.
Bu vesileyle Kayseri'yi daha yakından tanıma fırsatı yakaladık.
Erciyes Dağı...
3 bin 917 metre rakımda, Kayseri merkezine yaklaşık 25 km mesafede yer alıyor.
Söz konusu dağ, Kayseri ekonomisine ciddi katkılar sunuyor; tarımsal faaliyetleri desteklerken sporu da canlandırmış.
Erciyes'i son bir yıl içerisinde kaç kişinin ziyaret ettiğini merak edip sordum.
Erciyes Spor A.Ş. yetkililerinden net rakamı aldım:
-3 milyon 300 bin kişi.
2025 senesinde Erciyes Dağı'nı ziyaret edenlerin sayısı 3 milyon 300 bine ulaşmış; bunun ekonomik getirisini tahminlerinize bırakıyorum.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin bir iştiraki olan Erciyes A.Ş., bölgeye 10 milyon AVRO tutarında yatırım gerçekleştirmiş.
Kayak tesisleri inşa edilmiş, pistler oluşturulmuş ve teleferik sistemleri kurulmuş; kayak okulundan sosyal alanlara ve ticari işletmelere kadar her şey yatırımcıların kullanımına açılmış.
Büyükşehir Belediyesi; Erciyes'in bakımını üstleniyor, personel istihdam ediyor, genel düzeni sağlıyor ve tüm işletme giderlerini karşılıyor.
Erciyes'e gelen turistler kayak yapıp otellerde konaklıyor, yerel lezzetleri tadıyor, şehri geziyor ve hatta Kapadokya'ya geçiş yapıyor. Bu durum Kayseri için adeta bacasız bir sanayi geliri yaratıyor.
Hizmet sektörü, kayak tesisleri sayesinde büyük bir hareketlilik yaşıyor.
Kayseri bununla da sınırlı kalmamış. Dört aylık kayak sezonunun ardından yeni hedeflere yönelmişler.
Yüksek irtifa kamp merkezleri kurarak futbol sahaları, yüzme havuzları ve sosyal donatılar inşa etmişler.
Geçtiğimiz yıl Hollanda'dan gelenler de dahil olmak üzere pek çok kulüp, Erciyes'teki kamp merkezinde yeni sezona hazırlanmış. Geçen yıl 30 takım kamp yaparken, bu sene hedefleri 100 takımı ağırlamak.
Kayseri'nin sanayi gücünden bahsetmiyorum; sadece kayak ve spor turizminin şehre getirdiği ziyaretçi sayısını ve ekonomik katkıyı anlatıyorum.
3 milyon kişinin ziyaret ettiği Erciyes Kayak ve Spor tesislerinin bir şehre sağladığı katma değer gerçekten çok yüksektir.
İşte bu, Kayseri'yi yönetenlerin vizyoner bakış açısının, doğru planlamasının ve projeli çalışma disiplininin bir sonucudur.
Bir yetkili, başlangıçta kayak konusunda deneyimleri olmadığını ancak Avusturya'daki merkezleri araştırıp incelediklerini, uzmanları davet ederek dünyanın en iyi kayak merkezlerinden birini kurduklarını belirtti. Artık Sivas'a ve Azerbaycan'a bu konuda destek veriyorlar.
Erciyes sayesinde hizmet sektörü büyüyor, yeni istihdam alanları açılıyor ve insanlar mutlu bir şekilde çalışıyor.
Elazığ'da Hazar Baba kayak tesisleri, Sivas'ta ise Yıldızdağı Kayak merkezi öne çıkan noktalar arasında.
Ben ise Malatya'daki Beydağları'nın neden kayak için değerlendirilmediğini, araştırılmadığını sorgulamaya başladım. Yama Dağı'nda kurulan tesisin kısa sürede atıl kalmasıyla birlikte, rahmetli Sami Fenercioğlu'nun anılarında geçen Beden Eğitimi öğretmeni M. Ziya Ünsel'in 1948'de Beydağı'nın zirvesine çıkışını ve Malatya'nın ilk kayak kulübünü kurma girişimlerini hatırladım.
M.Ziya Ünsel
1915 yılında Adapazarı'nda, Bulgaristan Silistre'den göç etmiş bir ailenin ilk oğlu olarak dünyaya gelen M.Ziya Ünsel; Kabataş Lisesi, Öğretmen Okulu ve Ankara Gazi Terbiye Enstitüsünde eğitim görerek Jimnastik öğretmeni olarak mezun olur.
1946 yılında Malatya’ya atanır.
1946 yılından itibaren Malatya Lisesinde Jimnastik Öğretmeni olarak görev yapar, eşi Ayşe Ünsel ise Malatya Sümerbank Bez Fabrikasında Kimya Mühendisi olarak çalışmaya başlar.
1949 yılında kızları Nermin dünyaya gelir. O dönemlerde Atatürk’ün ülke geneline yaymayı hedeflediği ve Anadolu’nun sosyo-ekonomik yapısını değiştirecek fabrikalar ardı ardına açılmaktaydı; Malatya da Tekel ve Şeker fabrikalarıyla bu gelişimden payını almıştı. Şehrin sosyal yaşamı canlanırken, Ünsel çifti de pek çok sosyal girişime öncülük etmiştir.
Ziya Ünsel, "Bir gün kanal boyunda dolaşırken Beden Terbiyesi Müdürlüğüne uğramıştım. Salonda Reşat Erte gençlere boks eğitimi veriyordu. Pöti Hamdi ise futbolcularla ilgileniyordu. Bölge Müdürü Ali Turanlı ile kayaktan bahsettiğimde bana bodrum katını gösterdi." diye hatıralarını anlatır.
Malatya’daki kayakçılık serüveni işte o gün filizlenir.
"33 kişilik bir grupla ilk kez Beydağı'nın zirvesine tırmanırlar ve imza defterini bir kayanın altına yerleştirdiğimizde, kutuplara ilk ulaşan ve bayrak diken kaşifler kadar büyük bir mutluluk hissetmiştim." diyerek kitabında belirtir.
1962 yılına kadar Malatya Lisesindeki öğretmenlik süresince şehrin sosyal dokusunu etkileyen mühim faaliyetlerde bulunmuştur.
Malatya'nın ilk kayak kulübünü hayata geçirmiştir.
Yerel basın organlarında (Demokrat Malatya vb.) düzenli yazılar kaleme almıştır. Bu süreçte ilgi duyduğu edebiyat alanında da 1950'de HİTABET SANATI VE MEŞHUR HATİPLER, 1952'de İŞLETMELERDE SPOR, 1954'te BEYDAĞ (dağ gezileri), 1955'te SPOR BİBLİYOGRAFYASI, 1959'da YEŞİL MALATYA ve 1960'ta HARPUT MASALI isimli eserlerini yayımlamıştır.
Öğrencileriyle beraber gerçekleştirdiği doğa gezileriyle onlara sporu ve doğa sevgisini aşılamış; edebiyatın kıymetini ve çevreci yaklaşımı öğretmeyi amaçlamıştır.
1962 yılından sonra İzmit'teki SEKA Ortaokulu'nun kuruluşu için görevlendirildiği için, 14 yıl boyunca yaşadığı ve gönül verdiği Malatya'dan ayrılmak durumunda kalmıştır.
1950 yılında Malatya'nın ilk kayak kulübünü kuran M.Ziya Ünsel'i rahmetle anarken; 75 sene önce Beydağları'ndaki ilk kayak gezisiyle başlayan bu çabaların Ünsel ile birlikte sona erdiğini görüyoruz.
Halbuki Malatya bu adımı 75 yıl önce atmıştı.
Beydağları'nın bir kayak merkezi oluşturmak için en elverişli yerlerden biri olduğunu savunan ve yazan kişi M.Zeki Ünsel'dir.
Kayak kulübü kurarak yol göstermiş ancak dönemin şehir yöneticileri bu önerilere gereken önemi vermemişlerdir.
Sonuçta Beydağı Kayak Merkezi bir hayal olarak kalmış ve sadece anılarda yaşamıştır.
Malatya halkı kayak yapmak için Hazar Baba'ya, Yıldızdağı'na, Palandöken'e veya Erciyes'e gitmek zorunda kalmıştır.
Oysa hedefi 1950'de belirleyen Malatya'nın, vizyoner bir isme sahip olmasına rağmen, ileriyi göremeyen idareciler nedeniyle Erciyes düzeyinde yatırımlardan ne kadar mahrum kaldığını Kayseri ziyaretimde bizzat gözlemledim.
Zeki Ünsel'in fikirleri dikkate alınmış olsaydı,
Malatya'nın Beydağları Kayak Merkezi yıllar önce hizmete girmiş olurdu.
Malatya olarak neler kaybetmişiz...