Ağbaba: Özgür Özel'in Yol arkadaşı olmaya devam edeceğim
Ağbaba: Özgür Özel'in Yol arkadaşı olmaya devam edeceğim
Malatya’da Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Yerel Yönetimler ve Ekonomi Politikaları” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe konuşmacı olarak katıldı. Konferansta konuşan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba büyük bir saldırı altında olduklarını belirterek "Tek suçumuz seçim kazanmak ve Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaktır. Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaya devam edeceğim" dedi.
Haber Giriş Tarihi: 07.06.2026 09:58
Haber Güncellenme Tarihi: 07.06.2026 10:27
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.gazetemalatya.com/
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen "Atatürk'ün yerel yönetimler ve ekonomi politikaları" konferansına katılan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, son dönemde CHP'ye yönelik yürütülen süreçlere ilişkin, "Türkiye büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Maalesef bu saldırıya uğrayan sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, Cumhuriyet ve demokrasi de bir saldırıyla karşı karşıya." dedi.
ADD Malatya Şubesi tarafından Battalgazi Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda düzenlenen moderatörlüğünü Uğur Korkmaz'ın yaptığı "Atatürk'ün yerel yönetimler ve ekonomi politikaları" konferansında, Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe konuşmacı olarak yer aldı. Konferansa CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve ADD üyeleri katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan ADD Malatya Şube Başkanı Yunus Millioğulları, Atatürk'ün yerel yönetim anlayışı ile ekonomi politikalarının günümüzde de yol gösterici nitelikte olduğunu belirterek "Bugün burada, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün devlet yönetimine ilişkin vizyonunun önemli başlıklarından ikisini; yerel yönetimler anlayışını ve ekonomi politikalarını ele alacağız. Atatürk, yalnızca merkezi bir devlet yapısı kurmakla kalmamış, aynı zamanda demokrasinin tabana yayılmasını ve halkın yaşadığı bölgenin yönetimine doğrudan katılmasını esas alan bir anlayışı da hayata geçirmeye çalışmıştır. Ona göre cumhuriyet, yalnızca Ankara'da şekillenen bir yönetim modeli değil, köyden kente kadar halkın yönetime katıldığı bir sistem olmalıdır. Bu sunum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yerel yönetimlere ilişkin vizyonunu, halkın yönetime katılımına verdiği önemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen belediyecilik atılımlarını bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Aynı zamanda Atatürk'ün ekonomik kalkınma anlayışının temel ilkeleri ve bu ilkelerin yerel kalkınma politikalarıyla ilişkisi de değerlendirilecektir." dedi.
"CUMHURİYET VE DEMOKRASİ SALDIRI ALTINDA"
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da yaptığı kısa konuşmada, "Türkiye büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Maalesef bu saldırıya uğrayan sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, sadece o partinin seçilmiş genel başkanı değil. Maalesef Cumhuriyet bir saldırıyla karşı karşıya. Demokrasi bir saldırıyla karşı karşıya. Adeta kendi içimizdeki bazı insanların da katkısıyla, geçen seçimin birincisi olan ve kurulduğu günden beri ilk kez AK Parti'yi yenen bir siyasi harekete operasyon başlatıldı ve her türlü iftirayla bu operasyon devam ediyor. Genel Başkanımız dün Gümüşhane'deydi, bugün Çorum'da bir Alevi çalıştayına katıldı. Olağanüstü bir ilgi var. Bugün Nevşehir'e gidecek, Tokat'a gidecek yine. Halkın desteği, milletin desteği önemli. Bizim tek güvendiğimiz yer millet, halk ve vicdan. Onun dışında sığınacağımız hiçbir şey yok." diye konuştu.
"İFTİRA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYAYIM"
Kendisine yönelik iddialara da değinen Ağbaba, "Günlerden beri, aylardan beri büyük bir saldırıyla, büyük bir iftira kampanyasıyla karşı karşıyayım. Sözlerimin başında şunu söyleyeyim; sizi üzecek, sizi utandıracak hiçbir olayın içerisinde olmadım. Bundan sonra da olmayacağımı bilmenizi isterim. Ömrümün hiçbir döneminde kirli işlerin içinde olmadım. Hiçbir zaman kirli bir el sıkmadım. Burada en çok Malatyalılar şahittir. Ne iş yaptığımı, nereden geldiğimi hepiniz biliyorsunuz. Deli saçması iddialar var. Bir milyon avro rüşvet almışım. Onu tutturamadılar, başka bir çocuğu gözaltına aldılar. Ev hapsi verdiler, cezaevine attılar. Sonra hiç Ankara'ya gitmemiş, hiç ilgisi olmayan bir gariban çocuğu, benim evladım dediğim, oğlum dediğim, evladımdan ayrı tutmadığım Gaffar'ımızı cezaevine attılar. Dün onu ziyarete gittim.
"TEK SUÇUM ÖZGÜR ÖZEL'İN YOL ARKADAŞI OLMAK"
"Tek suçum Özgür özel'in yol arkadaşı" olmak diyen Ağbaba, "Bu suçlamaların, bu iftiraların gerekçesi ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu iftiraların gerekçesi, 4-5 Kasım Kurultayı'nda Türkiye'yi değiştiren, Türkiye'de yıllar sonra tekrar büyük bir umut rüzgarı estiren Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaktır. Başka hiçbir suçum, günahım yok. Özgür Özel'in yol arkadaşı mıyım? Vallahi yol arkadaşıyım. En büyük destekçisi miyim? Vallahi en büyük destekçisiyim. Tanıdığım günden beri bu partiye genel başkan olmalı dediğim birisi. Tüm saldırının hedefi bu. Yoksa o deli saçması iddialarda Gaffar'ın oraya gitmediği belli, benim parayla işim olmadığı belli. Benim o zavallıyla, yani eşinin kasetiyle tehdit edilerek bu ifadeyi vermeye zorlanan adamla hiçbir ilgim yok. Ömrümde görmediğim, sadece bir sefer cezaevinde ziyaret ettiğim adamın iftiraları bunlar. Ben geçen gün Meclis'te de konuştum. Allah'a sığınıyorum. Bir de milletin vicdanına sığınıyorum. Bu birlikteliği hem Malatya'da hem Türkiye'de hep beraber devam ettireceğimizi biliyoruz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Geçenlerde, Sayın Genel Başkanımız da bilir, önemli bir devletin istihbaratı bir kamuoyu yoklaması yapıyor. Partinin oyu yüzde 45. AK Parti'nin artık rıza üretmesi mümkün değil. AK Parti'nin kendi seçmenleriyle bile iktidarını sürdürmesi mümkün değil. Bu yola tevessül ettiler. Ama bu yolun açılmasına yol açan içimizdeki insanları da sizin vicdanlarınıza havale ediyorum.
Bugün Genel Başkanımız söyledi; 'Boynumu veririm, boyun eğmem' dedi. Ben de boynumu veririm, boyun eğmem. Bu kirli kumpaslara karşı sizlerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğim. Daha neler yapacaklar, neler yapacaklar... Ama bu kumpaslara, bu kirli dünyaya, bu kötülüğe teslim olmayacağım." diye tamamladı.
"CUMHURİYET BİR KALKINMA PROJESİDİR"
Konferansta ilk olarak söz alan Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Cumhuriyet’in yalnızca siyasi bağımsızlık hareketi olmadığını, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığı hedefleyen büyük bir kalkınma projesi olduğunu söyledi. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türkiye’nin savaşlardan çıkmış, sanayi altyapısı son derece zayıf bir ülke olduğunu hatırlatan Karatepe, Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadroların ekonomik kalkınmayı devlet politikalarının merkezine yerleştirdiğini ifade eden Karatepe, 1923 İzmir İktisat Kongresi’nin Cumhuriyet ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu belirterek, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında devletin sanayileşme sürecinde daha etkin rol üstlendiğini anlattı.
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında Kayseri, Nazilli, İzmit, Paşabahçe ve Karabük gibi merkezlerde önemli sanayi yatırımlarının hayata geçirildiğini dile getiren Karatepe, bu yatırımlar sayesinde Türkiye’nin birçok üründe dışa bağımlılığını azalttığını söyledi. Karatepe ayrıca Atatürk dönemindeki devletçilik anlayışının, üretimin tamamen devlet tarafından yürütüldüğü bir sistem olmadığını, kamu ve özel sektörün birlikte yer aldığı Türkiye’ye özgü bir kalkınma modeli olduğunu ifade etti. Konuşmasında sosyal devlet anlayışına da değinen Yalçın Karatepe, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansıması gerektiğini belirterek, Cumhuriyet’in sosyal adalet ve toplumsal refah hedeflerini de içinde barındırdığını kaydetti.
“Atatürk’ün Demokrasi Anlayışı Kurtuluş Savaşı’nda da Görüldü”
Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ise konuşmasında Atatürk’ün yerel yönetimlere ve demokrasiye bakışını değerlendirdi.
Atatürk’ün yaşadığı dönemin, dünyada merkezi yönetimlerin ve militarizmin ön plana çıktığı yıllar olduğuna dikkat çeken Karayalçın, buna rağmen Kurtuluş Savaşı’nın seçilmiş bir meclis aracılığıyla yürütülmesinin önemli bir demokratik tercih olduğunu söyledi.
Karayalçın, Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş sonrasında üniformasını çıkararak sivil siyaseti öne çıkardığını ve devlet yönetiminde demokratik kurumların güçlenmesine önem verdiğini ifade etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kurtuluş Savaşı sürecindeki rolüne değinen Karayalçın, Atatürk’ün devlet vizyonunun temelinde halk iradesi ve demokratik temsil anlayışının bulunduğunu belirtti.
Yerel yönetimlerin de bu anlayışın önemli parçalarından biri olduğunu kaydeden Karayalçın, güçlü yerel yönetimlerin demokratik devlet yapısının tamamlayıcı unsurları arasında yer aldığını dile getirdi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Son Haberler
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ağbaba: Özgür Özel'in Yol arkadaşı olmaya devam edeceğim
Malatya’da Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Yerel Yönetimler ve Ekonomi Politikaları” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe konuşmacı olarak katıldı. Konferansta konuşan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba büyük bir saldırı altında olduklarını belirterek "Tek suçumuz seçim kazanmak ve Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaktır. Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaya devam edeceğim" dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen "Atatürk'ün yerel yönetimler ve ekonomi politikaları" konferansına katılan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, son dönemde CHP'ye yönelik yürütülen süreçlere ilişkin, "Türkiye büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Maalesef bu saldırıya uğrayan sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, Cumhuriyet ve demokrasi de bir saldırıyla karşı karşıya." dedi.
ADD Malatya Şubesi tarafından Battalgazi Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda düzenlenen moderatörlüğünü Uğur Korkmaz'ın yaptığı "Atatürk'ün yerel yönetimler ve ekonomi politikaları" konferansında, Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe konuşmacı olarak yer aldı. Konferansa CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve ADD üyeleri katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan ADD Malatya Şube Başkanı Yunus Millioğulları, Atatürk'ün yerel yönetim anlayışı ile ekonomi politikalarının günümüzde de yol gösterici nitelikte olduğunu belirterek "Bugün burada, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün devlet yönetimine ilişkin vizyonunun önemli başlıklarından ikisini; yerel yönetimler anlayışını ve ekonomi politikalarını ele alacağız. Atatürk, yalnızca merkezi bir devlet yapısı kurmakla kalmamış, aynı zamanda demokrasinin tabana yayılmasını ve halkın yaşadığı bölgenin yönetimine doğrudan katılmasını esas alan bir anlayışı da hayata geçirmeye çalışmıştır. Ona göre cumhuriyet, yalnızca Ankara'da şekillenen bir yönetim modeli değil, köyden kente kadar halkın yönetime katıldığı bir sistem olmalıdır. Bu sunum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yerel yönetimlere ilişkin vizyonunu, halkın yönetime katılımına verdiği önemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen belediyecilik atılımlarını bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Aynı zamanda Atatürk'ün ekonomik kalkınma anlayışının temel ilkeleri ve bu ilkelerin yerel kalkınma politikalarıyla ilişkisi de değerlendirilecektir." dedi.
"CUMHURİYET VE DEMOKRASİ SALDIRI ALTINDA"
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da yaptığı kısa konuşmada, "Türkiye büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Maalesef bu saldırıya uğrayan sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, sadece o partinin seçilmiş genel başkanı değil. Maalesef Cumhuriyet bir saldırıyla karşı karşıya. Demokrasi bir saldırıyla karşı karşıya. Adeta kendi içimizdeki bazı insanların da katkısıyla, geçen seçimin birincisi olan ve kurulduğu günden beri ilk kez AK Parti'yi yenen bir siyasi harekete operasyon başlatıldı ve her türlü iftirayla bu operasyon devam ediyor. Genel Başkanımız dün Gümüşhane'deydi, bugün Çorum'da bir Alevi çalıştayına katıldı. Olağanüstü bir ilgi var. Bugün Nevşehir'e gidecek, Tokat'a gidecek yine. Halkın desteği, milletin desteği önemli. Bizim tek güvendiğimiz yer millet, halk ve vicdan. Onun dışında sığınacağımız hiçbir şey yok." diye konuştu.
"İFTİRA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYAYIM"
Kendisine yönelik iddialara da değinen Ağbaba, "Günlerden beri, aylardan beri büyük bir saldırıyla, büyük bir iftira kampanyasıyla karşı karşıyayım. Sözlerimin başında şunu söyleyeyim; sizi üzecek, sizi utandıracak hiçbir olayın içerisinde olmadım. Bundan sonra da olmayacağımı bilmenizi isterim. Ömrümün hiçbir döneminde kirli işlerin içinde olmadım. Hiçbir zaman kirli bir el sıkmadım. Burada en çok Malatyalılar şahittir. Ne iş yaptığımı, nereden geldiğimi hepiniz biliyorsunuz. Deli saçması iddialar var. Bir milyon avro rüşvet almışım. Onu tutturamadılar, başka bir çocuğu gözaltına aldılar. Ev hapsi verdiler, cezaevine attılar. Sonra hiç Ankara'ya gitmemiş, hiç ilgisi olmayan bir gariban çocuğu, benim evladım dediğim, oğlum dediğim, evladımdan ayrı tutmadığım Gaffar'ımızı cezaevine attılar. Dün onu ziyarete gittim.
"TEK SUÇUM ÖZGÜR ÖZEL'İN YOL ARKADAŞI OLMAK"
"Tek suçum Özgür özel'in yol arkadaşı" olmak diyen Ağbaba, "Bu suçlamaların, bu iftiraların gerekçesi ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu iftiraların gerekçesi, 4-5 Kasım Kurultayı'nda Türkiye'yi değiştiren, Türkiye'de yıllar sonra tekrar büyük bir umut rüzgarı estiren Özgür Özel'in yol arkadaşı olmaktır. Başka hiçbir suçum, günahım yok. Özgür Özel'in yol arkadaşı mıyım? Vallahi yol arkadaşıyım. En büyük destekçisi miyim? Vallahi en büyük destekçisiyim. Tanıdığım günden beri bu partiye genel başkan olmalı dediğim birisi. Tüm saldırının hedefi bu. Yoksa o deli saçması iddialarda Gaffar'ın oraya gitmediği belli, benim parayla işim olmadığı belli. Benim o zavallıyla, yani eşinin kasetiyle tehdit edilerek bu ifadeyi vermeye zorlanan adamla hiçbir ilgim yok. Ömrümde görmediğim, sadece bir sefer cezaevinde ziyaret ettiğim adamın iftiraları bunlar. Ben geçen gün Meclis'te de konuştum. Allah'a sığınıyorum. Bir de milletin vicdanına sığınıyorum. Bu birlikteliği hem Malatya'da hem Türkiye'de hep beraber devam ettireceğimizi biliyoruz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Geçenlerde, Sayın Genel Başkanımız da bilir, önemli bir devletin istihbaratı bir kamuoyu yoklaması yapıyor. Partinin oyu yüzde 45. AK Parti'nin artık rıza üretmesi mümkün değil. AK Parti'nin kendi seçmenleriyle bile iktidarını sürdürmesi mümkün değil. Bu yola tevessül ettiler. Ama bu yolun açılmasına yol açan içimizdeki insanları da sizin vicdanlarınıza havale ediyorum.
Bugün Genel Başkanımız söyledi; 'Boynumu veririm, boyun eğmem' dedi. Ben de boynumu veririm, boyun eğmem. Bu kirli kumpaslara karşı sizlerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğim. Daha neler yapacaklar, neler yapacaklar... Ama bu kumpaslara, bu kirli dünyaya, bu kötülüğe teslim olmayacağım." diye tamamladı.
"CUMHURİYET BİR KALKINMA PROJESİDİR"
Konferansta ilk olarak söz alan Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Cumhuriyet’in yalnızca siyasi bağımsızlık hareketi olmadığını, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığı hedefleyen büyük bir kalkınma projesi olduğunu söyledi. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türkiye’nin savaşlardan çıkmış, sanayi altyapısı son derece zayıf bir ülke olduğunu hatırlatan Karatepe, Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadroların ekonomik kalkınmayı devlet politikalarının merkezine yerleştirdiğini ifade eden Karatepe, 1923 İzmir İktisat Kongresi’nin Cumhuriyet ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu belirterek, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında devletin sanayileşme sürecinde daha etkin rol üstlendiğini anlattı.
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında Kayseri, Nazilli, İzmit, Paşabahçe ve Karabük gibi merkezlerde önemli sanayi yatırımlarının hayata geçirildiğini dile getiren Karatepe, bu yatırımlar sayesinde Türkiye’nin birçok üründe dışa bağımlılığını azalttığını söyledi. Karatepe ayrıca Atatürk dönemindeki devletçilik anlayışının, üretimin tamamen devlet tarafından yürütüldüğü bir sistem olmadığını, kamu ve özel sektörün birlikte yer aldığı Türkiye’ye özgü bir kalkınma modeli olduğunu ifade etti. Konuşmasında sosyal devlet anlayışına da değinen Yalçın Karatepe, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansıması gerektiğini belirterek, Cumhuriyet’in sosyal adalet ve toplumsal refah hedeflerini de içinde barındırdığını kaydetti.
“Atatürk’ün Demokrasi Anlayışı Kurtuluş Savaşı’nda da Görüldü”
Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ise konuşmasında Atatürk’ün yerel yönetimlere ve demokrasiye bakışını değerlendirdi.
Atatürk’ün yaşadığı dönemin, dünyada merkezi yönetimlerin ve militarizmin ön plana çıktığı yıllar olduğuna dikkat çeken Karayalçın, buna rağmen Kurtuluş Savaşı’nın seçilmiş bir meclis aracılığıyla yürütülmesinin önemli bir demokratik tercih olduğunu söyledi.
Karayalçın, Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş sonrasında üniformasını çıkararak sivil siyaseti öne çıkardığını ve devlet yönetiminde demokratik kurumların güçlenmesine önem verdiğini ifade etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kurtuluş Savaşı sürecindeki rolüne değinen Karayalçın, Atatürk’ün devlet vizyonunun temelinde halk iradesi ve demokratik temsil anlayışının bulunduğunu belirtti.
Yerel yönetimlerin de bu anlayışın önemli parçalarından biri olduğunu kaydeden Karayalçın, güçlü yerel yönetimlerin demokratik devlet yapısının tamamlayıcı unsurları arasında yer aldığını dile getirdi.