Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Hastaların yarısı kronik hastalığını bilmiyor

Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, hipertansiyonun toplumda en yaygın görülen kronik hastalıklardan biri olduğunu belirterek, düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesi ve kontrolünde büyük önem taşıdığını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 07.07.2026 12:33
Haber Güncellenme Tarihi: 07.07.2026 12:42
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.gazetemalatya.com/
Hastaların yarısı kronik hastalığını bilmiyor

Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, hipertansiyonun hem dünyada hem de Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunduğunu belirten Afşin, yaşam tarzındaki değişiklikler, sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hastalığın görülme sıklığının her geçen yıl arttığını kaydetti.

Hipertansiyonun yalnızca kan basıncının yükselmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zamanla kalp, beyin, böbrek ve damar sisteminde kalıcı hasarlara yol açabildiğini belirtti. Yüksek tansiyonun kalp krizi, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, inme, beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini ifade eden Afşin, erken tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Hipertansiyonun en önemli özelliklerinden birinin belirti vermeden ilerlemesi olduğunu dile getiren Afşin, "Hastaların yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunu bilmiyor. Birçok kişi yıllarca hiçbir şikâyet yaşamadan bu hastalıkla yaşayabiliyor. Bazı hastalarda enseden başlayan baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, bulanık görme ve ritim bozukluğu görülebiliyor. Ancak bazı hastalar ilk kez kalp krizi, beyin kanaması veya böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolarla hastaneye başvurduğunda hipertansiyon tanısı alıyor" dedi.

Hipertansiyon tanısının günümüzde kolaylıkla konulabildiğini belirten Afşin, aile sağlığı merkezleri, hastaneler, eczaneler ve ev tipi otomatik tansiyon cihazlarıyla güvenilir ölçümler yapılabileceğini söyledi. 40 yaş ve üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmesini öneren Afşin, ailesinde genç yaşta hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin ise 30 yaşından itibaren düzenli tansiyon takibi yaptırmaları gerektiğini ifade etti.

Hipertansiyonun kontrolünde sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Afşin, özellikle yüksek tuz tüketimi, hazır ve işlenmiş gıdalar ile hareketsiz yaşamın hastalık riskini artırdığını kaydetti. DASH beslenme modelinin hipertansiyon kontrolünde etkili olduğunu belirten Afşin, sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlardan zengin beslenmenin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünlerin tüketilmesini öneren Afşin, mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi baklagillerin düzenli tüketilmesinin faydalı olduğunu ifade etti. Balık ve hindi etinin dengeli beslenmede önemli yer tuttuğunu, işlenmiş et ürünleri ile şekerli içeceklerin ise mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi.

Kahve tüketimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Afşin, kan basıncı kontrol altında olan bireylerde ölçülü kahve tüketiminin genel olarak sorun oluşturmadığını belirtti. Kontrolsüz hipertansiyon hastalarının ise kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini ifade eden Afşin, günde bir fincan yeşil çayın da dengeli beslenmenin bir parçası olabileceğini söyledi.

Düzenli fiziksel aktivitenin kan basıncını düşürmeye katkı sağladığını vurgulayan Afşin, haftada en az beş gün 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını önerdi. Yürüyüşün yanı sıra yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin de hipertansiyon kontrolüne katkı sunduğunu belirten Afşin, uygun bireylerde şınav, squat, plank ve wall sit gibi direnç egzersizlerinin de damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü destekleyebileceğini kaydetti.

Hipertansiyonun önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kilonun korunması, tuz tüketiminin azaltılması ve düzenli tansiyon takibinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, vatandaşların herhangi bir şikâyetleri olmasa bile belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini söyledi. Afşin, erken tanı sayesinde hipertansiyona bağlı gelişebilecek kalp-damar hastalıkları, inme ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini ifade etti.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.