deneme bonusu veren siteler canlı casino akademik sofia grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş deneme bonusu siteleri deneme bonusu veren siteler

festival

ÖZEL: MEZHEP SAVAŞI ÇIKARMAYA NİYETLENDİLER

SİYASET 05.07.2024 - 18:32, Güncelleme: 05.07.2024 - 18:32
 

ÖZEL: MEZHEP SAVAŞI ÇIKARMAYA NİYETLENDİLER

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan’dan Başbağlar katliamının 31’inci yıldönümü anmasına katıldı. Özel burada yaptığı konuşmada, “Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü ki hepimizin birliği ve beraberliğine kastetmiş. O terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler ‘mezhep savaşı çıkarır mıyız’ diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen ve birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından, nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik ve beraberlik çıkarılır, onu gösterdiler. O gün o acılarında, bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı bugün bir kez de buradan ben ifade etmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde Aleviler ve Sünniler kardeştir. Türkler ile Kürtler kardeştir. Buna kast edenler de kalleştir” ifadesini kullandı.

Erzincan’dan Başbağlar katliamının 31’inci yıl dönümü anmasında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “31 yıl önce yüreklerinde katlanılmaz bir acı hisseden, bir büyük acıyı burada yaşayan Bağbağlar köyünün yüreği yanık, kalbinde vatan, millet ve bayrak sevgisi olan güzel insanları. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Aslında biraz önceki konuşmalarda birliğin ve beraberliğin önemi, ülkenin ortak menfaatlerinde bir arada olmak, tasa ve kıvançta ortaklaşabilmenin önemini ifade eden çok önemli konuşmalar oldu. Devletin ve milletin birliği ve bütünlüğüne vurgu yapan önemli konuşmalar oldu. O sırada ben bu konuyu hiç kelimeler kullanmadan ifade eden bir olaya tanık oldum. Bir Sayın Sevgili gazimiz, ev sahibi olmanın verdiği heyecan ile geldi ve protokole çay dağıtıyordu. Sayın Valim ayağa kalktı ve zorla elinden aldı. Götürdü dedi ki ‘Gazi çay dağıtır mı hiç?’. Gazi bu milletin devletine duyduğu sevgiyi ifade ediyordu. Sayın Vali de bu devletin devlet adamlarının milletine ve gazilerine, şehitlerine, onların ailelerine gösterilmesi gereken saygıyı, devletin kibir değil alçak gönüllük olduğunu gösteriyordu. İkisine de yürekten teşekkür ederiz” dedi. Özel şöyle devam etti: “ALEVİLER VE SÜNNİLER KARDEŞTİR, BUNA KAST EDENLER DE KALLEŞTİR” “5 Temmuz günü birileri aldıkları talimatla aslında bir pusu kurdular. Beklediler ki köyün erkekleri camide toplansın. Akşam namazını takiben camiye giden, namazdan çıkanları aldılar getirdiler ve 28’ini köyün meydanında katlettiler. Köyü ateşe verdiler. Yaktılar. 5 canımızı orada aldılar. 33 şehidimizi yüreğimizi yakarak tarih önünde hepimize emanet ettiler. Öyle Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi. Eylemin biçimi, sayısı asla rastgele değildi. İki gün önce Sivas’ta Madımak Oteli’nde canlar yanmıştı. 33 kişi hayatını kaybetmişti. Önce 31 sonra da 33’e çıkacaktı rakam. Onlar semah durmaya gelmişlerdi. İnançlarına göre bir ibadeti yerine getiriyorlardı. Birileri onları katletti. Güya ona misilleme bu sefer bir cami çıkışında, yakın sayıda vatandaş, sonra da yakılarak 5 kişi, yine 33 kişi hayatını kaybetti. Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü ki hepimizin birliği ve beraberliğine kastetmiş. O terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler ‘mezhep savaşı çıkarır mıyız’ diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen ve birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından, nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik ve beraberlik çıkarılır, onu gösterdiler. O gün o acılarında, bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı bugün bir kez de buradan ben ifade etmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde Aleviler ve Sünniler kardeştir. Türkler ile Kürtler kardeştir. Buna kastedenler de kalleştir.” “İNSANLIĞI KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ, AFFI OLMAZ” “Tabii açılan davaların sonuçsuz kalması, o günlerde sadece 25 kilometre öteden 14 saatte ulaşılabilmesi, burada yarattığı büyük travma, halen daha yüreğimizin soğumamasına sebebiyet veriyor. Dava zaman aşımına uğradı aynı Madımak gibi bunu kabul etmiyoruz. Çünkü böyle suçlar insanlığa karşı işlenen suçlardır. İnsanlığı karşı işlenen suçların zamanaşımı olmaz, affı olmaz. Dava 2019’da bir kez daha açıldı ama yine bütün sanıklar firari. Biz bu davanın sanıkların gıyabında da olsa bir insanlık suçu, insanlığa karşı işlenmiş suç olarak nitelendirilmesini, her türlü zamanaşımı ve ceza indiriminden, aftan muaf olmasının sağlanmasını geleceğe yönelik olarak önemsiyoruz. Ben bu ay tekrar Saraybosna’da olacağım. Geçen devlet günlerinde orada olduğumda Aliya İzzetbegoviç’in mezarının başındaydım. Duamızı okuduk. Aliya İzzetbegoviç’in muhteşem öğüdü ve vasiyetini tekrar ettik. Diyor ki ‘Unutulan katliamlar tekrarlanır’. Biz bugün Başbağlar’a gelirken 31’inci yılındaki bir acı ile değil birinci yılındaki acıyı hissederek, birinci yılda yüreğimiz ne kadar yanıyorsa, o kadar yüreğimiz yanarak geldik. İki gün önce Sivas’taydık, orada o acıyı hissettik, iki gün sonra buradayız. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin mutlaka o acıları unutturmamaya, hayatını kaybedenlerin manevi huzurlarında onlara rahmet dilemeye, geride bize bıraktıkları emanetlere sahip çıkmaya, gazilerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.” “BAŞBAĞLAR’IN ACISININ ARAŞTIRILMASI İÇİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM” “Ben daha önce hep zorlu kara yolculukları ile geliyordum. Bugünkü yurtdışı seyahatimizden dolayı buraya da havaalanında helikopter ile geldik. Gelirken öyle bir coğrafya gördüm ki. Pilot arkadaş ‘Başbağlar burası’ deyince uzaktan, dağların, vadilerin arasında, şirin bir köy. Nereden buldunuz be kardeşim, nereden geldiniz ve musallat oldunuz, kim yolladı? Ne istediniz bu güzel insanlardan? Gerçekten insan bir kez daha bu terörün ne kadar acımasız olduğunu, bu teröristlerin ve bunları kullanan güçlerin ne kadar vicdansız olduklarını ve ne kadar sinsi bir planın parçası olduklarını bir kez daha görüyor. Burada maalesef şunu ifade etmek isterim. Sayın milletvekilimiz geçtiğimiz hafta bir araştırma komisyonu Sayın Sarıgül teklif etti. Bence biz bu teklifi yineleyelim. Partiler arası diyalogla, nasıl birçok komisyonu Soma’da ya da hekime karşı şiddet için bu sefer İliç’te kurduysak, bu Başbağlar’ın acısının araştırılması, hiç olmazsa tarih önünde Gazi Meclis’in dokümanlarına bu konuda bir çabanın nakşedilmesi için bunu grup başkanvekillerimizden rica edelim. Kendileri diğer parti grupları ile görüşsünler ve bu komisyonu ivedilikle kuralım. İliç komisyonunun gayretlerini, mücadelelerini önemsiyoruz. Yapılacak madencilik faaliyetlerinin insan sağlığı ve çevreyi önemsemesini, bu konuda ÇED raporları konusunda, diğer konularda varsa üzerlerine cesaretle gidilmesini önemsiyoruz. Sayın Valimiz, Sayın Bakan teşekkür etti. Ben de Sayın Bakan’a ‘Eğer devletin valisi, milletin kendisi bakandan razıysa, ben de razıyım’ dedim. Geçen sene olimpiyatlarda Busenaz gece 03.00’de izliyordum. Şampiyon oldu. Dedi ki ‘Bakanımız bizi hiç yalnız bırakmıyor’. Ertesi gün çıktım, Bakan’a teşekkür ettim. Milli sporcu Bakan’dan razıysa ben de razıyım. Köylü, kaymakam, vali, herkes eğer diyorsa ki ‘Bizi yalnız bırakmadı, o Bakan’dan biz de razıyız’. Siyaset gerektiğinde mücadele etmek. Gerektiğinde münakaşa etmek, gerektiğinde millet için kavga etmek ama üzerine düştüğünde teşekkür etmek ve nezaket göstermektir. Bunu ifade etmek isterim.” “BAŞBAĞLAR’A SAHİP ÇIKMAYI BİR VASİYETE UYMAK OLARAK GÖRÜYORUM” “Erzincan güzel coğrafyasına, muhteşem insanlarına, can Erzincanlılara, geçmişlerinde çok acılar bırakmış bir coğrafya, depremlerle, katliamlara, felaketlerle, biraz önce sayın milletvekilim ifade etti. Erzincanlıların acıya dirençliliğini, artık bundan sonra Erzincanlıların acıların kenti değil güzelliklerin kenti olmasını ümit ediyoruz. Partimizin üçüncü genel başkanı, Türkiye Cumhuriyet Başbakanı Bülent Ecevit’in Başbağlar sonrası o yanan konutların yeniden yapılması noktasındaki gayretlerini, buraya ilgisini yakından biliyoruz. Benim siyaset büyüğüm, hep birlikte siyaset yaptığımız dönemde, 13 yılın belki 11 yılında kendi gelen ve gelemediğinde buraya heyet yetiştiren Veli Ağbaba eşlik ediyor. Başta Veli Ağbaba’yı ve CHP’nin üçüncü genel başkanın emaneti olarak Başbağlar’a sahip çıkmayı bir vasiyete uymak olarak gördüğüm için beni Başbağlar’ın bir evladı kabul ediniz. Bundan sonra sizlere sahip çıkmaya ve sizinle birlikte olmaya devam edeceğiz. Bir kez daha başımız sağ olsun. Allah bir daha milletimize böyle acılar yaşatmasın. Acınız acımızdır. Şehitlerimiz ailelerimizin şehididir. Hepiniz bizim ailelerimizsiniz. Hepiniz saygı, sevgi, minnetle kucaklıyorum. “İKİSİ DE BU ÜLKENİN ORTAK ACILARI” Özel, anma programının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbağlar anmasına CHP’nin ilk kez “Genel Başkan” statüsünde katılım sağladığının anımsatılması üzerine Özel, “Bugüne kadar partimiz Veli Ağbaba başkanlığında her yıl burada temsil ediliyordu. Sayın Sarıgül bu konuya çok önem veriyor. Ben geçtiğimiz günlerde Madımak’a da CHP Genel Başkanı olarak ilk kez gitmiştim. Aslında bugün yurtdışı programımız vardı ama sayın Sarıgül ve sayın Ağbaba’nın büyük gayretleri ve fedakarlıklarıyla bir şekilde geldik. Çünkü acıları yarıştırmanın ya da kendi acısına sahip çıkmanın dönemi Türkiye’ye çok şeyler kaybettirdi. Biz ülkenin bütün acılarını hep birlikte sahip çıkmalıyız. Berkin Elvan ile Abdullah Tayyip Olçok’a aynı anda yas tutmayan bir ülke birlik ve bütünlük halinde olamaz. Madımak’ta yaşananlarla Başbağlar’da yaşananları birbirinin rövanşı gibi göstermeye çalışanlar var. İkisi de bu ülkenin ortak acıları. Orada yanan canlar da burada yanan canlar da bu ülkenin değerleri. O yüzden biz bir ve beraber olmalıyız. Ben zaten mümkün olduğunca kritik yıldönümlerinde mutlaka bulunmaya çalışıyorum. Başbağlar da bu açıdan son derece anlamlıydı. Güzel bir tören oldu hem katılımla hem ortaya çıkardığı duygularla birlikte. O açıdan çok teşekkür ediyorum hem milletvekillerimize hem sayın Vali’ye” dedi. Özel, sorular üzerine, şunları kaydetti: “ANNELERİN GÖZYAŞININ RENGİ OLMAZ” “Bir kez şunu hissettim. Yani bu köyde bu katliamları yapanlar, nereden geldiniz, nereden buldunuz, nasıl yaptınız? Bir de bunu özel olarak seçtiler. Beklediler. ‘Akşam namazı saatinde toplansınlar da o kadar sayıya yakın insanı hep birlikte katledelim’ diye. Büyük bir vicdansızlık. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti ile çok önemli. Birlikte ve bir bütün halinde olması lazım. Herkesin ötekinin hakkına kendisininkinden daha çok sahip çıkması lazım. Bu ülkede iki şeyin rengi yok. Bir, işçinin alnının terinin bir de annelerin gözyaşının rengi olmaz. Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Sünni’sinin olmaz. Hepsi anamız. O anaların gözyaşlarını dindirmek için herkesin sorumlu davranması lazım. Biz üzerimize düşen sorumluluk neyse onu yerine getirmek için çok kararlıyız. Sayın Sarıgül geçen hafta bir araştırma önergesi verdi. O maalesef Meclis’te reddedilmiş ama biz onu yenileyeceğiz. Diğer partilerle de diyalog kuracağız. Bugün ortaya çıkan olumlu hava, grup başkanvekillerimiz temas edecek. Belki Madımak ve Başbağlar’ın aynı komisyonda araştırılması daha anlamlı olabilir çünkü iki gün arayla birbirine yaşatılan ve sayı olarak, şekil olarak, inanca yapılan saldırı olarak gördüğümüz bu saldırıların nasıl, kimler tarafından organize edildiğine mutlaka bakmak, kirli elleri ortaya çıkarmak lazım. Bu konuyu da gündemimize alacağız… İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Bu konuda kanun var. Mahkemelerin cesaretle bunlara insanlık suçu tanımlamasını yapıp zaman aşımının dışına çıkarması lazım.”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan’dan Başbağlar katliamının 31’inci yıldönümü anmasına katıldı. Özel burada yaptığı konuşmada, “Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü ki hepimizin birliği ve beraberliğine kastetmiş. O terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler ‘mezhep savaşı çıkarır mıyız’ diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen ve birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından, nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik ve beraberlik çıkarılır, onu gösterdiler. O gün o acılarında, bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı bugün bir kez de buradan ben ifade etmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde Aleviler ve Sünniler kardeştir. Türkler ile Kürtler kardeştir. Buna kast edenler de kalleştir” ifadesini kullandı.

Erzincan’dan Başbağlar katliamının 31’inci yıl dönümü anmasında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “31 yıl önce yüreklerinde katlanılmaz bir acı hisseden, bir büyük acıyı burada yaşayan Bağbağlar köyünün yüreği yanık, kalbinde vatan, millet ve bayrak sevgisi olan güzel insanları. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Aslında biraz önceki konuşmalarda birliğin ve beraberliğin önemi, ülkenin ortak menfaatlerinde bir arada olmak, tasa ve kıvançta ortaklaşabilmenin önemini ifade eden çok önemli konuşmalar oldu. Devletin ve milletin birliği ve bütünlüğüne vurgu yapan önemli konuşmalar oldu. O sırada ben bu konuyu hiç kelimeler kullanmadan ifade eden bir olaya tanık oldum. Bir Sayın Sevgili gazimiz, ev sahibi olmanın verdiği heyecan ile geldi ve protokole çay dağıtıyordu. Sayın Valim ayağa kalktı ve zorla elinden aldı. Götürdü dedi ki ‘Gazi çay dağıtır mı hiç?’. Gazi bu milletin devletine duyduğu sevgiyi ifade ediyordu. Sayın Vali de bu devletin devlet adamlarının milletine ve gazilerine, şehitlerine, onların ailelerine gösterilmesi gereken saygıyı, devletin kibir değil alçak gönüllük olduğunu gösteriyordu. İkisine de yürekten teşekkür ederiz” dedi. Özel şöyle devam etti:

“ALEVİLER VE SÜNNİLER KARDEŞTİR, BUNA KAST EDENLER DE KALLEŞTİR”

“5 Temmuz günü birileri aldıkları talimatla aslında bir pusu kurdular. Beklediler ki köyün erkekleri camide toplansın. Akşam namazını takiben camiye giden, namazdan çıkanları aldılar getirdiler ve 28’ini köyün meydanında katlettiler. Köyü ateşe verdiler. Yaktılar. 5 canımızı orada aldılar. 33 şehidimizi yüreğimizi yakarak tarih önünde hepimize emanet ettiler. Öyle Başbağlar rastgele seçilmiş bir yer değildi. Eylemin biçimi, sayısı asla rastgele değildi. İki gün önce Sivas’ta Madımak Oteli’nde canlar yanmıştı. 33 kişi hayatını kaybetmişti. Önce 31 sonra da 33’e çıkacaktı rakam. Onlar semah durmaya gelmişlerdi. İnançlarına göre bir ibadeti yerine getiriyorlardı. Birileri onları katletti. Güya ona misilleme bu sefer bir cami çıkışında, yakın sayıda vatandaş, sonra da yakılarak 5 kişi, yine 33 kişi hayatını kaybetti. Hesap bu ülkede mezhep kavgası çıkarmak. Terör örgütü ki hepimizin birliği ve beraberliğine kastetmiş. O terör örgütü ya da o terör örgütünü kullanan başka güçler ‘mezhep savaşı çıkarır mıyız’ diye niyetlendiler. Bu büyük acıya rağmen iki tarafın da acılarını yüreklerine gömen ve birbirlerini seven, vatanını seven insanları bütün dünyaya bir büyük insanlık dramından, nasıl bir insanca mesaj, nasıl bir kardeşlik, birlik ve beraberlik çıkarılır, onu gösterdiler. O gün o acılarında, bu mezhep kavgasına yönelmeyenlerin verdiği mesajı bugün bir kez de buradan ben ifade etmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde Aleviler ve Sünniler kardeştir. Türkler ile Kürtler kardeştir. Buna kastedenler de kalleştir.”

“İNSANLIĞI KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ, AFFI OLMAZ”

“Tabii açılan davaların sonuçsuz kalması, o günlerde sadece 25 kilometre öteden 14 saatte ulaşılabilmesi, burada yarattığı büyük travma, halen daha yüreğimizin soğumamasına sebebiyet veriyor. Dava zaman aşımına uğradı aynı Madımak gibi bunu kabul etmiyoruz. Çünkü böyle suçlar insanlığa karşı işlenen suçlardır. İnsanlığı karşı işlenen suçların zamanaşımı olmaz, affı olmaz. Dava 2019’da bir kez daha açıldı ama yine bütün sanıklar firari. Biz bu davanın sanıkların gıyabında da olsa bir insanlık suçu, insanlığa karşı işlenmiş suç olarak nitelendirilmesini, her türlü zamanaşımı ve ceza indiriminden, aftan muaf olmasının sağlanmasını geleceğe yönelik olarak önemsiyoruz. Ben bu ay tekrar Saraybosna’da olacağım. Geçen devlet günlerinde orada olduğumda Aliya İzzetbegoviç’in mezarının başındaydım. Duamızı okuduk. Aliya İzzetbegoviç’in muhteşem öğüdü ve vasiyetini tekrar ettik. Diyor ki ‘Unutulan katliamlar tekrarlanır’. Biz bugün Başbağlar’a gelirken 31’inci yılındaki bir acı ile değil birinci yılındaki acıyı hissederek, birinci yılda yüreğimiz ne kadar yanıyorsa, o kadar yüreğimiz yanarak geldik. İki gün önce Sivas’taydık, orada o acıyı hissettik, iki gün sonra buradayız. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin mutlaka o acıları unutturmamaya, hayatını kaybedenlerin manevi huzurlarında onlara rahmet dilemeye, geride bize bıraktıkları emanetlere sahip çıkmaya, gazilerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

“BAŞBAĞLAR’IN ACISININ ARAŞTIRILMASI İÇİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM”

“Ben daha önce hep zorlu kara yolculukları ile geliyordum. Bugünkü yurtdışı seyahatimizden dolayı buraya da havaalanında helikopter ile geldik. Gelirken öyle bir coğrafya gördüm ki. Pilot arkadaş ‘Başbağlar burası’ deyince uzaktan, dağların, vadilerin arasında, şirin bir köy. Nereden buldunuz be kardeşim, nereden geldiniz ve musallat oldunuz, kim yolladı? Ne istediniz bu güzel insanlardan? Gerçekten insan bir kez daha bu terörün ne kadar acımasız olduğunu, bu teröristlerin ve bunları kullanan güçlerin ne kadar vicdansız olduklarını ve ne kadar sinsi bir planın parçası olduklarını bir kez daha görüyor. Burada maalesef şunu ifade etmek isterim. Sayın milletvekilimiz geçtiğimiz hafta bir araştırma komisyonu Sayın Sarıgül teklif etti. Bence biz bu teklifi yineleyelim. Partiler arası diyalogla, nasıl birçok komisyonu Soma’da ya da hekime karşı şiddet için bu sefer İliç’te kurduysak, bu Başbağlar’ın acısının araştırılması, hiç olmazsa tarih önünde Gazi Meclis’in dokümanlarına bu konuda bir çabanın nakşedilmesi için bunu grup başkanvekillerimizden rica edelim. Kendileri diğer parti grupları ile görüşsünler ve bu komisyonu ivedilikle kuralım. İliç komisyonunun gayretlerini, mücadelelerini önemsiyoruz. Yapılacak madencilik faaliyetlerinin insan sağlığı ve çevreyi önemsemesini, bu konuda ÇED raporları konusunda, diğer konularda varsa üzerlerine cesaretle gidilmesini önemsiyoruz. Sayın Valimiz, Sayın Bakan teşekkür etti. Ben de Sayın Bakan’a ‘Eğer devletin valisi, milletin kendisi bakandan razıysa, ben de razıyım’ dedim. Geçen sene olimpiyatlarda Busenaz gece 03.00’de izliyordum. Şampiyon oldu. Dedi ki ‘Bakanımız bizi hiç yalnız bırakmıyor’. Ertesi gün çıktım, Bakan’a teşekkür ettim. Milli sporcu Bakan’dan razıysa ben de razıyım. Köylü, kaymakam, vali, herkes eğer diyorsa ki ‘Bizi yalnız bırakmadı, o Bakan’dan biz de razıyız’. Siyaset gerektiğinde mücadele etmek. Gerektiğinde münakaşa etmek, gerektiğinde millet için kavga etmek ama üzerine düştüğünde teşekkür etmek ve nezaket göstermektir. Bunu ifade etmek isterim.”

“BAŞBAĞLAR’A SAHİP ÇIKMAYI BİR VASİYETE UYMAK OLARAK GÖRÜYORUM”

“Erzincan güzel coğrafyasına, muhteşem insanlarına, can Erzincanlılara, geçmişlerinde çok acılar bırakmış bir coğrafya, depremlerle, katliamlara, felaketlerle, biraz önce sayın milletvekilim ifade etti. Erzincanlıların acıya dirençliliğini, artık bundan sonra Erzincanlıların acıların kenti değil güzelliklerin kenti olmasını ümit ediyoruz. Partimizin üçüncü genel başkanı, Türkiye Cumhuriyet Başbakanı Bülent Ecevit’in Başbağlar sonrası o yanan konutların yeniden yapılması noktasındaki gayretlerini, buraya ilgisini yakından biliyoruz. Benim siyaset büyüğüm, hep birlikte siyaset yaptığımız dönemde, 13 yılın belki 11 yılında kendi gelen ve gelemediğinde buraya heyet yetiştiren Veli Ağbaba eşlik ediyor. Başta Veli Ağbaba’yı ve CHP’nin üçüncü genel başkanın emaneti olarak Başbağlar’a sahip çıkmayı bir vasiyete uymak olarak gördüğüm için beni Başbağlar’ın bir evladı kabul ediniz. Bundan sonra sizlere sahip çıkmaya ve sizinle birlikte olmaya devam edeceğiz. Bir kez daha başımız sağ olsun. Allah bir daha milletimize böyle acılar yaşatmasın. Acınız acımızdır. Şehitlerimiz ailelerimizin şehididir. Hepiniz bizim ailelerimizsiniz. Hepiniz saygı, sevgi, minnetle kucaklıyorum.

“İKİSİ DE BU ÜLKENİN ORTAK ACILARI”

Özel, anma programının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbağlar anmasına CHP’nin ilk kez “Genel Başkan” statüsünde katılım sağladığının anımsatılması üzerine Özel, “Bugüne kadar partimiz Veli Ağbaba başkanlığında her yıl burada temsil ediliyordu. Sayın Sarıgül bu konuya çok önem veriyor. Ben geçtiğimiz günlerde Madımak’a da CHP Genel Başkanı olarak ilk kez gitmiştim. Aslında bugün yurtdışı programımız vardı ama sayın Sarıgül ve sayın Ağbaba’nın büyük gayretleri ve fedakarlıklarıyla bir şekilde geldik. Çünkü acıları yarıştırmanın ya da kendi acısına sahip çıkmanın dönemi Türkiye’ye çok şeyler kaybettirdi. Biz ülkenin bütün acılarını hep birlikte sahip çıkmalıyız. Berkin Elvan ile Abdullah Tayyip Olçok’a aynı anda yas tutmayan bir ülke birlik ve bütünlük halinde olamaz. Madımak’ta yaşananlarla Başbağlar’da yaşananları birbirinin rövanşı gibi göstermeye çalışanlar var. İkisi de bu ülkenin ortak acıları. Orada yanan canlar da burada yanan canlar da bu ülkenin değerleri. O yüzden biz bir ve beraber olmalıyız. Ben zaten mümkün olduğunca kritik yıldönümlerinde mutlaka bulunmaya çalışıyorum. Başbağlar da bu açıdan son derece anlamlıydı. Güzel bir tören oldu hem katılımla hem ortaya çıkardığı duygularla birlikte. O açıdan çok teşekkür ediyorum hem milletvekillerimize hem sayın Vali’ye” dedi. Özel, sorular üzerine, şunları kaydetti:

“ANNELERİN GÖZYAŞININ RENGİ OLMAZ”

“Bir kez şunu hissettim. Yani bu köyde bu katliamları yapanlar, nereden geldiniz, nereden buldunuz, nasıl yaptınız? Bir de bunu özel olarak seçtiler. Beklediler. ‘Akşam namazı saatinde toplansınlar da o kadar sayıya yakın insanı hep birlikte katledelim’ diye. Büyük bir vicdansızlık. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti ile çok önemli. Birlikte ve bir bütün halinde olması lazım. Herkesin ötekinin hakkına kendisininkinden daha çok sahip çıkması lazım. Bu ülkede iki şeyin rengi yok. Bir, işçinin alnının terinin bir de annelerin gözyaşının rengi olmaz. Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Sünni’sinin olmaz. Hepsi anamız. O anaların gözyaşlarını dindirmek için herkesin sorumlu davranması lazım. Biz üzerimize düşen sorumluluk neyse onu yerine getirmek için çok kararlıyız. Sayın Sarıgül geçen hafta bir araştırma önergesi verdi. O maalesef Meclis’te reddedilmiş ama biz onu yenileyeceğiz. Diğer partilerle de diyalog kuracağız. Bugün ortaya çıkan olumlu hava, grup başkanvekillerimiz temas edecek. Belki Madımak ve Başbağlar’ın aynı komisyonda araştırılması daha anlamlı olabilir çünkü iki gün arayla birbirine yaşatılan ve sayı olarak, şekil olarak, inanca yapılan saldırı olarak gördüğümüz bu saldırıların nasıl, kimler tarafından organize edildiğine mutlaka bakmak, kirli elleri ortaya çıkarmak lazım. Bu konuyu da gündemimize alacağız… İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Bu konuda kanun var. Mahkemelerin cesaretle bunlara insanlık suçu tanımlamasını yapıp zaman aşımının dışına çıkarması lazım.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazetemalatya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.