Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

'UĞUR MUMCU BEN NASIL ÖLDÜRÜLÜRÜM DİYE SORUYORDU'

Malatya'da, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığınca, " Uğur Mumcu'yu anıyoruz, Adalet ve Demokrasi Paneli" gerçekleştirildi. Panele, Gazeteci Yazar Mustafa Balbay, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuşmacı olarak katıldı. Gazeteci Yazar Mustafa Balbay, "Uğur Mumcu'nun öldürülmeden 7 ay önce güvenlik uzmanlarını çağırarak nasıl öldürüleceğini bizzat sorduğunu açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 26.01.2026 00:01
Haber Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 00:30
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.gazetemalatya.com/
'UĞUR MUMCU BEN NASIL ÖLDÜRÜLÜRÜM DİYE SORUYORDU'

“UĞUR MUMCU BEN NASIL ÖLDÜRÜLÜRÜM DİYE SORUYORDU"

Panelde konuşan Gazeteci Yazar Mustafa Balbay, tutuklu iken ziyaretine gelen Veli Ağbaba ve Özgür Özel'e teşekkür ederek "Arkadaşlarımız Ergenekon’dan tutuklu günlerimizden söz ettiler. Ben ağırlıklı olarak Uğur Mumcu’ya ve ardından bugünün Türkiye’sine değineceğim. Ama şunu vurgulamadan geçemem: Ergenekon günlerinde biz, kendimizi topluma ikinci yıldan itibaren anlatabildik. Bu anlatımda da en büyük pay Özgür Özel ve Veli Ağbaba’nın Silivri ziyaretleridir. 15 günde bir, bazen haftada bir Silivri’yi ziyaret edip bizim sesimiz oldular. Hak arayanın, özgürlük arayanın, adalet arayanın yanında oldular sevgili dostlar. Bu anlamda kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Şimdi Uğur Mumcu’yu sizlere anlatırken şuradan başlamak istiyorum. 1992 Temmuz ayı. Uğur Mumcu’nun aracına bomba konmasından yedi ay önce, Uğur Mumcu çok güvendiği iki güvenlik uzmanını evine çağırdı. Bunun birebir tanığı eşi Güldal Hanım’dır. O iki güvenlik uzmanına şu soruyu sordu; 'Ben nasıl öldürülürüm?' Kaç kişi bu soruyu sorabilir? Bugünün Türkiye’sinde aydınlar ardı ardına; kimi araçlarına konan bombayla, kimi evlerine gönderilen bombalı kitapla, kimi kurşunla öldürüldü. 31 Ocak 1990, Profesör Muammer Aksoy; 7 Şubat 1990 Çetin Emeç; 4 Eylül 1990, Turan Dursun; 6 Ekim 1990, Bahriye Üçok... Herkes soruyordu: Sıra kimde? Ve o sorunun sorulduğu günlerde, Muammer Aksoy’un çerçeveli fotoğrafını en önde taşıyan bir kişi vardı; Uğur Mumcu. 'Ağabeyim' dediği, 'hocam' dediği Muammer Aksoy’un Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurduktan kısa süre sonra öldürülmesinin ardından, sonuna kadar yanında yer aldı.

İşte Uğur Mumcu böyle yaşadı. Ve o Uğur Mumcu’ya iki güvenlik uzmanı ilk soruları şöyle sordular; 'Evinize düzenli girip çıkar mısınız?, 'Hayır. Ne zaman gireceğim ne zaman çıkacağım belli olmuyor'. 'Eve posta gelince kim alır?', 'Ben almam', dedi. 'Eve misafir gelince kapıyı ilk kim açar?', 'Ben açmam', dedi. 'Aracı kim kullanıyor?, 'Ben kullanıyorum', dedi Uğur Mumcu. Güvenlik uzmanları sustular. Peki, Uğur Mumcu nelerin uğruna ölümü göze aldı? Her şeyden önce halk ona 'Kalpaksız Kuvvacı' unvanını verdi. Yani Kuvayımilliye’yi savunan, bir tek kalpağı eksik, bütün ruhuyla, yazılarıyla, kalemiyle Cumhuriyet’i, Atatürk devrimlerini ve bağımsızlığı savunan bir insandı Uğur Mumcu. Ve öyle savundu ki adeta bugün CHP'nin Türkiye İttifakı diye önerdiği anlayışta olduğu gibi, Uğur Mumcu gibi düşünmeyenler bile ona güvendiler. Uğur Mumcu, öyle bir araştırmacı gazeteciliğe imza attı ki, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol örgütlere aynı silah kaçakçılarının silah sağladığını ortaya çıkardı. Düşünün; bir mantığı, bir bakışı vardı. Türkiye’nin sürüklendiği yerde payı olanları ortaya koydu sevgili dostlar. Tabii ki o günlerde çok tehdit aldı.”

AĞBABA: MALATYA DA YEREL SEÇİMDE BİR İTTİFAK KURDUK

CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız’ın açılışını yaptığı panelde CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba aldı. Ağbaba "Malatya'da yerel seçimde bir ittifak kurduk. Türkiye'de de Türkiye ittifakı kurduk. Bu ittifakta milliyetçiler, muhafazakarlar, sosyal demokratlar, solcular var. Bu ittifakta herkes var, Türkiye'nin bekasını, bağımsızlığını düşünen, refahını düşünen herkes var. Bu ittifakı hep beraber genişleteceğiz. 12 Eylül 2010 referandumu öncesinde bir yol temizliği yapıldı. Türkiye’de eli kalem tutan, aydın diye tabir ettiğimiz birçok insanı gözaltına aldılar, susturmaya çalıştılar. Unuttuk belki, örneğin İlhan Selçuk gecenin dördünde gözaltına alındı. Yine Türkiye’nin herhalde en başarılı sivil toplum kuruluşu başkanı, kanser hastası Türkan Saylan’ı evinden gözaltına almaya çalıştılar. Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ı gözaltına almaya çalıştılar. Öyle bir çuval yaptılar ki, o çuvalın içerisine herkesi koydular. Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, iki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Suçu terör örgütü yöneticisi olmak. Tüm orduyu cezaevine attılar. Onlara gittiğimiz zaman diyorlardı ki, 'Biz kimi zaman cephede mücadele ediyoruz, kimi zaman da askerliğimizi sivilde yapıyoruz'. Ve onlar haklı çıktı. Onları da buradan tekrar selamlamak istiyorum. Esenyurt Belediye Başkanı, Türkiye’nin en büyük ilçesinin Belediye Başkanı Ahmet Özer hapis cezasına çarptırıldı. Devlet Bahçeli de 'terörsüz Türkiye ruhuna aykırı' dedi. Bakın, terör örgütü üyesi olmaktan ceza aldı. Ahmet Özer, yıllardan beri ömrünü akademisyenlik yaparak geçirmiş, devlet memurluğu da yapmış birisidir. Ahmet Özer’in terörist olduğu ne zaman akıllarına geldi? 30 Ekim 2024’te akıllarına geldi. Tek suçu var Ahmet Özer’in; Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak. Türkiye’nin en büyük ilçesini kazanmak ve rantlarını kesmek. Eğer Sayın Devlet Bahçeli samimiyse, 'Terörsüz Türkiye ruhuna aykırı' diyor ya, bunu bize değil, kamuoyuna değil, lütfen ortağı Recep Tayyip Erdoğan’a söylesin. 'Bu hukuksuzluktur' desin, 'bu hukuki değildir' desin, lütfen gereğini yaptırsın.” dedi.

BAŞARIRI: “ESCOBARLARI YAKALAMAZLAR”

CHP Grup Başkanvekili, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise katledilişinin 33. yılında Uğur Mumcu’yu büyük acıyla andıklarını belirterek, "Aslında o bugünleri tarif etmişti, uyarmıştı benim güzel ülkemin güzel insanlarını. Laiklik vurgusunu, hukuk ve adalet vurgusunu, denetlenebilen, şeffaf devlet vurgusunu, çetelerin tehlikesini hep anlatmıştı. Bu yüzden öldürüldü. Hâlâ faillerine ulaşamadık. Ama 33 yıl sonra, anlattığı her rezaleti maalesef yaşıyoruz. Üzülerek söylüyorum. Uğur Mumcu, en çok tarikatların, işte İzmir’de en son gördüğümüz Menzil tipi yapıların devlet ve ülke için ne kadar büyük tehlike olduğunu anlatmıştı. FETÖ’yü anlatmıştı. Din ve devlet işlerinin ayrılmasının, tarikatların devletten uzak tutulmasının önemine değinmişti. Ama görüyoruz ki, on yıl önce yaşadığımız FETÖ gerçeğine rağmen hâlâ bu ülkede ona benzer yapılanmalar başkaldırmış. İzmir’den güya bizlere, sizlere, devlete gözdağı vermeye kalkmıştır. Buna izin vermeyeceğiz, asla vermeyeceğiz. Menzil ve benzeri tarikatlar devlette yapılanıp yuva tutamayacaklar.

Yine Uğur Mumcu silah tacirleriyle savaşmıştı, uyuşturucu tacirleriyle savaşmıştı. Bu bataklığın kurutulması gerektiğini söylemişti. Devletin, bu yapılarla ve çetelerle ilişkide olan isimleri deşifre ettiğini anlatmıştı. Ne oldu? 33 yıl sonra her sokakta bir torbacının, her apartmana gelen bir uyuşturucu tacirinin olduğunu gördük. Doğru söylemişti. Ama buradan bir kez daha söz veriyoruz: Sanatçıyı yakalarlar, sporcuyu yakalarlar, torbacıyı yakalarlar ama Escobar’ı yakalamazlar, o da bize düşecek. Türkiye’yi Escobarlardan biz temizleyeceğiz.Devletin demokrasiyle yönetilip yönetilmediğini yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiye bakarak görürüz. Eğer yürütme ve yasama, yargı tarafından bağımsız biçimde denetlenebiliyorsa o ülkede demokrasi vardır. Ama yürütme yargıyı atıyorsa, o yargı muhalefeti tutukluyorsa o ülkede faşizm vardır, bugün olduğu gibi” diye konuştu.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.