
AK Parti Malatya Milletvekili, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Malatya Gazeteciler Cemiyetini ziyaret ederek MGC Başkanı Vahap Güner ile görüştü. Açıklamalarda bulunan Babacan ‘Terörsüz Türkiye’ mücadelesinde gelinen noktayı, Irak ve Suriye sahasındaki gelişmeleri, Meclis’te yürütülen yeni yasal süreci ve demokratik reform başlıklarını kapsamlı şekilde değerlendirdi.
“Terörle mücadele yalnızca Türkiye sınırlarıyla sınırlı değildir”
Babacan, Türkiye açısından terörle mücadelenin yalnızca ülke sınırları içinde bitmiş sayılmasının yeterli olmadığını vurgulayarak "Bizim açımızdan terörist bölgeyle bağdaşık herhangi bir proje kabul edilemez. Sadece Türkiye'nin PKK teröründen tamamen arınması yeterli değil. İnşallah bu zaten oldu ve 26 Ekim itibarıyla örgüt tamamen Türkiye’yi boşalttı. Ancak Irak sahası ve Suriye sahası da bizim için en az Türkiye kadar kritik alanlar. Terör örgütünün bu alanlarda varlığını sürdürmesi, Türkiye açısından tehdidin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu nedenle mücadeleyi bölgesel bir güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz.” dedi.
“Pençe-Kilit temizlendi, operasyonlar derinleşiyor”
Irak’ın kuzeyinde yürütülen operasyonlara değinen Babacan, sahada ciddi bir mesafe alındığını ifade ederek "Irak'ta Pençe-Kilit operasyon bölgesindeki stratejik noktalar çok şükür tamamen temizlendi. Bu alanlarda örgütün barınma ve hareket kabiliyeti ortadan kaldırıldı. Şimdi vadinin diğer tarafına geçiliyor; Hakurk, Gara ve Kandil hattı hedefleniyor. Bu bölgelerle ilgili de sahada istediğimiz sonucu aldığımızda, terörle mücadelede çok daha derin ve kalıcı bir aşamaya geçmiş olacağız. Bütün süreç sahada birebir takip ediliyor.”ifadelerini kullandı.
“Mağaralar imha ediliyor, geri dönüş ihtimali ortadan kaldırılıyor”
Silah bırakma sürecinin yalnızca deklarasyonlarla değil, fiili uygulamalarla yürütüldüğünü de kaydeden AK Parti Malatya Milletvekili, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, “Sahada silah bırakma sürecinin nasıl ilerlediği, silahsızlanmanın ne aşamada olduğu sürekli gözlem altında tutuluyor. Silah bırakmanın ardından örgütün kullandığı mağaralar infilak ettiriliyor. Bu mağaralar öyle küçük yapılar değil; bir buçuk kilometre uzunluğunda, derinliği olan, içinde hastaneler kurulmuş devasa yaşam alanları. Ben bazılarını bizzat gördüm. Bu alanlar sadece PKK için değil, herhangi bir terör örgütünün bir daha kullanmaması için tamamen imha ediliyor.” “Suriye’de devlet içinde devlet asla kabul edilemez” diye belirtti.
Suriye politikasına ilişkin net mesajlar veren Babacan, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini yineledi:
“Suriye’nin kuzeyinde ya da kuzeydoğusunda ayrı bir federatif yapıya, ayrı bir devlete ya da terör devletine asla müsaade etmeyiz. Bu bizim için tartışmasız bir kırmızı çizgidir. Ancak mesele sadece bu da değil. Suriye devleti içerisinde özel ordusu olan, devlet içinde devlet gibi davranan herhangi bir terör yapılanması da kabul edilemez. YPG ve SDG dediğimiz yapılar zaten PKK’nın Suriye koludur ve Kandil’den yönetilmektedir.”
“ABD’nin çıkarlarıyla Türkiye’nin kırmızı çizgileri örtüşüyor”
Babacan, ABD’nin son dönemde bölgeye bakışında değişim olduğunu söyledi:
“Amerika artık bölgede vekalet güçlerinin, paramiliter ve terör yapıların yarattığı istikrarsızlığın farkında. Yeni bir istikrarsızlık dalgasının ABD açısından da çok ağır sonuçları olacağını görüyorlar. ABD’nin asıl rakibi Pasifik’te Çin’dir. Orta Doğu’da yaşanan her kriz, ABD’nin asıl mücadelesini ertelemesine neden oluyor. Bu nedenle bugün ABD’nin çıkarlarıyla Türkiye’nin kırmızı çizgileri önemli ölçüde örtüşüyor.”
“Terörsüz Türkiye bir pazarlık süreci değildir”
Sürecin herhangi bir pazarlıkla yürütülmediğini vurgulayan Babacan, net bir duruş sergilendiğini ifade etti:
“Türkiye bu konuda son derece kararlıdır. Savaşsa savaş, müdahaleyse müdahale, operasyonsa operasyon. Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık ürünü değildir. Bunun en açık kanıtı, süreç devam ederken sahada hiçbir boşluk bırakılmamasıdır. Ne içeride ne dışarıda en ufak bir taviz verilmemiştir. Örgütün bu süreci istismar etmesine kesinlikle izin verilmemiştir.”
“Silah bırakma teyidi olmadan Meclis aşamasına geçilmez”
Meclis’te yürütülen çalışmalar hakkında da ayrıntılı bilgi veren Babacan, ön şartı net şekilde ortaya koydu:
“Biz eğer gerçekten yeni bir Türkiye istiyorsak, önce terörün tamamen bittiğini, silahların gerçekten bırakıldığını sahada tespit etmeliyiz. Bu bizim için vazgeçilmez bir ön şarttır. Bu şartı görmezden gelip başka başlıklara odaklanamayız. 2013’te bu hatayı yaptık ve bedelini ödedik. Bu kez aynı hataları tekrar etmeyeceğiz.”
“Af yok, umut hakkı yok”
Kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” meselesine de açıklık getiren Babacan şunları söyledi:
“Bizim açımızdan af da yoktur, umut hakkı da yoktur. Hele hele Öcalan’a özel bir düzenleme asla söz konusu değildir. Sayın Bahçeli’nin kastettiği şey, eğer AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasıysa, bu zaten hukuk devletinin bir gereğidir. Ancak bu, kişiye özel bir uygulama anlamına gelmez. Bu konuda çizgimiz son derece nettir.”
“Bu ay ortak rapor kamuoyuyla paylaşılacak”
Babacan, Meclis’teki uzlaşmaya dikkat çekerek sürecin takvimini de açıkladı:
“Şu anda Meclis’te ciddi bir mutabakat zemini var. Ortak raporda önemli bir aşamaya geldik. Bu ay içerisinde rapor tamamlanacak ve kamuoyuyla paylaşılacak. Sahada silahların tamamen bırakıldığı teyit edilirse, önümüzdeki aylarda gerekli yasal düzenlemeler Meclis gündemine gelecek. Süreç son derece dikkatli ve titiz bir şekilde yürütülüyor.”
MGC BAŞKANI GÜNER, BABACAK'A TEŞEKKÜR EDİYORUZ
MGC Başkanı Vahap Güner ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek "Sayın Milletvekilimiz aynı zamanda bir meslektaşımız, siyasette de oldukça başarılı çalışmalara imza atıyor. Avrupa'da Türkiye'yi temsil edilen çalışmalarını dikkatle takip ediyoruz. Terörsüz Türkiye Komisyonunda Malatya'yı en iyi şekilde temsil ediyor. Cemiyetimizi ziyaretinden dolayı kendisine teşekkür ediyor başarılar diliyoruz" diye konuştu.