
Bugün sizi Arapgir’in dar sokaklarından geçip, 150 yılı aşkın bir hikayenin içine; taşın ve ahşabın sessizce konuştuğu Keşişin Konağı’na (Seher Atmaca Konağı) götürmek istiyorum. Bu konak sadece bir bina değil, 1867’den beri ayakta duran bir hafıza sandığı...
Fotoğrafları kaydırdığınızda, sadece bir ev değil; taşın dile geldiği, suyun ruhu dinlendirdiği bir şaheser göreceksiniz.
1867’den Kalan Bir Mühür
Konağın girişindeki o eşsiz kitabe, bize 1867 yılını işaret ediyor. Bu taş, 1867 yılında yapılmış, muhtemelen "AWL" baş harflerine sahip bir din görevlisi veya hayırsever tarafından kiliseye/konağa armağan edilmiş bir hatıra taşıdır. Burası Arapgir'de Keşişin Konağı (Meryem Ana Kilisesi Başpiskoposunun evi) olarak bilindiği için, kitabenin Ermeni kültürüyle doğrudan bir bağı olduğu kesin. Taşın üzerindeki işçilik ve semboller, Arapgir'in o dönemki zengin Ermeni taş ustalığı geleneğinin tipik bir örneğidir. Arapgir’in o meşhur hoşgörü ikliminin ve köklü kültürel mirasının birer imzası gibi hala taptaze duruyor.
-Bir Mimari Labirent: Neden Karmaşık?
Konağı gezerken kendinizi bir labirentte hissedebilirsiniz; ama bu tesadüf değil, bir deha eseridir.
• Güvenlik Katmanları: Zeminden yukarı çıkarken karşınıza çıkan o dik merdivenler ve sürgülü ikinci kapılar, hane halkını dış dünyadan koruyan birer kale kapısıdır.
• Işığın Oyunu: Merdivenlerdeki o dantel gibi işlenmiş ahşap korkuluklar (S ve C kıvrımları), dar pencerelerden süzülen ışıkla birleşince içeride muazzam bir gölge sanatı oluşturuyor.
- Odaların Kalbi: Taş Kurnalar ve Su Haznesi
Beni en çok büyüleyen, odanın içinde bulunan masif taş kurna oldu. Anadolu’da "her oda bir evdir" mantığının en asil örneği burada. Dışarıda dondurucu bir ayaz varken, odanızdaki kurnada suyunuzun olması o dönemin en büyük lüksü ve medeniyet göstergesiydi. Konağın alt katındaki o derin su haznesi (sarnıç) ise evin doğal kliması gibi çalışarak yüzyıllardır bu duvarlara serinlik veriyor.
- Sessizliğin Estetiği
Geniş pencereli Başodalar, tavandaki ahşap kirişler ve kapı üstündeki o görkemli ışıklıklar... Bu konak bize; mimarinin sadece barınmak değil, bir yaşama sanatı olduğunu hatırlatıyor.
Arapgir’in bu saklı cevheri, geçmişin asaletini bugün hala omuzlarında taşıyor. Taşın soğukluğuyla ahşabın sıcaklığının bu muazzam buluşmasına tanıklık etmek paha biçilemez.
Konak, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiştir.
Yıllarca metruk durumda kalan ve yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan yapı, ÇEKÜL Vakfı'nın teknik desteği ve
Arapgir Belediyesi’nin girişimleriyle kapsamlı bir restorasyondan geçmiştir.
Mehmet Ali Tanrıvermiş-Arapgir Onar Köyü Derneği Başkanı