
Malatya'da, Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Malatya Şubesi tarafından bir istişare toplantısı organize edildi. Şehirdeki özel bir otelde gerçekleştirilen etkinliğe; 64. Hükümet Çevre ve Şehircilik Bakanı ve DAİMFED Genel Koordinatörü Fatma Güldemet Sarı, DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılım sağladı.
Sektör temsilcileri, STK yöneticileri ve basın mensuplarının bir araya geldiği buluşmada, 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'nın yeniden imar sürecinde inşaat sektörünün yaşadığı zorluklar ve geleceğe dair beklentiler masaya yatırıldı.
Toplantının açılışında konuşan DAİMFED Malatya Şubesi Başkanı Kadircan Esen, "Deprem sonrası yıkılması gereken bazı yapılar ayakta kalırken, öte yandan birçok binanın gereksiz yere yıkılmasıyla milli servetimizin zayi olduğuna tanıklık ettik. Ne yazık ki o dönemlerde sesimizi yeterince duyuramadık" şeklinde konuştu.
“30-40 yıllık binaların bütün sorumluluğu meslektaşlarımıza yüklenemez”
Deprem sonrası açılan davalardaki hukuki süreçlere değinen Esen, meslektaşlarının haklarını savunmaya devam ettiklerini belirtti.
Onlarca yıl önce inşa edilen yapıların sorumluluğunun sadece müteahhit ve mühendislere yıkılmasına karşı olduklarını vurgulayan Esen, "30-40 yıllık binaların tüm sorumluluğunun meslektaşlarımızın omuzlarına bırakılmaması gerektiğini her platformda dile getiriyoruz" dedi.
Yapıların düzenli aralıklarla denetlenmesi gerektiğini hatırlatan Esen, depremle mücadelenin sadece yeni binalar yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
“Müteahhitlik mesleğini söylemeye utanır hale geldik”
DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ise müteahhitlik mesleğinin toplum nezdindeki imajına değinerek, mesleki standartların yükseltilmesi adına kritik adımlar atıldığını belirtti.
Müteahhitliğin hayatın her noktasında hayati bir önemi olduğunu kaydeden Karslıoğlu, sektörün sadece konut üretiminden ibaret olmadığını söyledi. Bir doktor arkadaşıyla olan diyaloğundan örnek veren Karslıoğlu, "Doğduğunuz hastaneyi, kullandığınız yolu, oturduğunuz evi, eğitim gördüğünüz okulu, üniversiteyi ve evlendirme dairesini müteahhit inşa eder. Vefat ettiğinizde hastanenizi bile müteahhit yapar. Dolayısıyla bu meslek oldukça kutsaldır. Ancak maalesef müteahhit olduğumuzu söylemeye çekinir hale geldik" dedi.
“Önüne gelen müteahhit oluyordu”
Geçmişte sektöre giriş kriterlerinin yetersiz olduğunu savunan Karslıoğlu, birçok farklı meslek grubundan kişinin inşaat işlerine yöneldiğini belirtti. Sektörün disipline edilmesinin şart olduğunu ifade eden Karslıoğlu, "20 Avrupa ülkesinde toplam 42 bin müteahhit varken, bizim ülkemizde o dönemde 380 bin müteahhit mevcuttu. Herkes bu sektöre girebiliyordu; manavı, doktoru, avukatı, emeklisi, öğretmeni müteahhitlik yapıyordu. Bu sektörü disiplin altına almamız gerekiyordu" şeklinde konuştu.
“Malatya'da müteahhit sayısı 150'ye kadar düşmüştü”
Sektörel düzenlemeler hakkında bilgi veren Karslıoğlu, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı döneminde başlayan çalışmaların, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum döneminde de devam ettirildiğini belirtti. Yeterlilik ve sınıflandırma sisteminin önemine değinen Karslıoğlu, "Malatya'dan örnek verirsek, A grubundan E1 grubuna kadar 150 müteahhidimiz vardı. Bugün bu sayı 2 bine ulaştı. Bu da mesleğimizin artık disiplin altına alındığını gösteriyor" dedi.
64. Hükümet Çevre ve Şehircilik Bakanı ve DAİMFED Genel Koordinatörü Fatma Güldemet Sarı da 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen yeniden inşa süreçlerine dair veriler paylaşarak, Malatya'da 79 bin 660 bağımsız bölümün tamamlandığını duyurdu.
“Malatya'da 79 bin 660 bağımsız bölüm tamamlandı”
Deprem bölgesindeki imar faaliyetlerine ilişkin istatistikleri paylaşan Sarı, Türkiye genelinde 455 bin 357 bağımsız bölümün bitirilerek hak sahiplerine teslim edildiğini bildirdi. Malatya özelindeki rakamlara değinen Sarı, "Malatya'da 62 bin 540 konut, 13 bin 32 köy evi ve 4 bin 88 iş yeri olmak üzere toplam 79 bin 660 bağımsız bölümün yapımı tamamlandı" ifadelerini kullandı.
Malatya'da 28 bin 289 bağımsız bölümün inşa edildiği İkizce'nin Türkiye'nin en büyük şantiyesi olduğunu belirten Sarı, bu rakamların sadece birer sayıdan ibaret olmadığını vurguladı.
Sarı, "Daha ileri mühendislik çözümleri sunmalıyız. Daha doğru zemin etütleri yapmalı ve daha kaliteli malzemeler kullanmalıyız. Daha kapsamlı, kalıcı şehir planları oluşturmalıyız. Tüm bunların yanı sıra çok daha güçlü bir meslek ahlakını benimsemeliyiz. Çünkü depreme dayanıklı yapılar inşa etmek sadece teknik bir konu değil, insan hayatına karşı vicdani ve ahlaki bir sorumluluktur" diye konuştu.