
Alişan Hayırlı aradı. "Bende bir resim var Kahtalı Mıçe Hamle Gazetesinde." dedi, birde resim çektimişiz, Kahtalı o zaman ne arıyordu diye sordu. Resimle birlikte yıllar öncesine dönüverdik. Adıyaman'daki dostlarımız aramıştı, Gazeteci meslektaşlarımız telefon etmişlerdi. Kahtalı Mıçe Malatya'ya sürgüne geliyor diye haber gönderdiler. İlgilenmemizi, yardımcı olmamızı istediler. Malatya Gazeteciler Cemiyetini yeni kuruyoruz, HAMLE Gazetesi Başkanımız Haydar Karaduman'ın Emeksiz Caddesindeki mekanında. Üst katlardaki Levent Otelinde bir oda hazırlatıverdik. Odaya birde Televizyon yerleştirdik, çarşafları yenilettik, dayanıklı bir yatak ayarladık. Kahtalı Mıçe geldi, odaya yerleşti. Gardaş, Babo, Oda ney la. Sözleri hala kulaklarımızdadır. Sürgün geliyordu. Mahkeme kararıyla Malatya'da 5 ay süreyle gözetim altında tutulacak ve Karakola imza verecekti. Malatya'dan izinsiz ayrılmayacaktı. Sürgün gelen misafirimiz biz sormadan kendisi anlatıverdi: -Şİmdi siz diyeceksiniz bu adam ne suç işledi, kimi vurdu da sürgün gönderdiler, başımıza bela oldu diyebilirsiniz. 1979 Yılında bir düğünde konusu aşk olan bir türküyü "Kapıyı Çalan Kimdir" türküsünü bir düğünde Kürtçe söyledim. Beden Terbiyesi Adıyaman İl Müdürlüğünde çalışıyorum. Bu türkü nedeniyle işimden ettiler. Sonra 12 Eylül oldu, bu türkü nedeniyle beni yeniden gözaltına aldılar, 1,5 ay gözaltında kaldıktan sonra tutuklandım. 13 Ay cezaevinde kaldıktan sonra Malatya'da 5 ay süreyle gözetim altında kalmak üzere tahliye edildim. Şimdi Malatya'da sürgündeyim ve sizlerle beraberim." Her şeyi dobraydı. O günlerde Malatyaspor'da iyi günlerini yaşıyordu, İstanbul'dan gelen üstat meslektaşlarımızı HAMLE'nin bodrumunda ağırlıyorduk. Kahtalı Mıçe türküleriyle bodrumdaki Gazete bürosunu inletiyordu. Yaptığı çiğköfteleri bizzat ikram ederken, önce emekçilere vereceğim diyerek dağıtıma Matbaa bölümünden başlardı. Aradan iki hafta geçmişti. "Adıyaman'a gitmem gerekiyor, bana izin alabilirmisiniz" diye geldi. Dönemin Malatya Emniyet Müdürü Hüdaverdi Bıyıklı'yı aradık, sürgündeki misafirimizin mazeretini anlattık, Savcı ile görüşüp döneyim dedi ve Mıçe'ye iki gün izin alarak Adıyaman'a göndermiştik. İzin biter bitmez de dönmüştü.
Besteler yapıyordu...Cennet Şehirsin Malatya türküsünü seslendirmişti. Ah le le Sakine, Niye gittin Tütüne'yle başlıyor, Damımıza damımıza kar yağdıyla devam ediyordu.
Tam 28 gün kalmıştı. Başbakan Turgut Özal bir yasayla gözetim cezalarını, yani sürgün cezalarını kaldırdığını açıklamıştı.
Kahtalı Mıçe'nin sürgünü sona ermişti. O günü yine Hamle'nin Bodrumunda kutlamıştık. Adıyaman'a değil Gaziantep'e gideceğini söylemişti. Gaziantep'de sahne alırken 1992 yılında bir kez daha Malatya'ya geldi, İnönü Parkındaki Cemil Doğan'ın Hürriyet Gazinosunda sahneye çıkmak istediğini ancak izin vermediklerini söylemişti. Vali Saffet Arıkan Bedük'dü, ona anlatmaya kar verdik ama nasıl anlatacağımızı düşünmeye başladık. Bir yol bulduk ve denemeye karar verdik. Malatya Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Haydar Karaduman ile DSİ Şube Müdürü Hurşit Kuşçu'nun destekleriyle DSİ Lokalinde bir yemek düzenledik. Yemekte basın mensupları ile TRT'den Canan Tarancı'nın da olduğu yemekte Kahtalı Mıçe türkü söyleyecekti. Bir saz ekibi ayarladık, sahne hazırdı. Yemeğin çok özel bir de konuğu olacaktı. Vali Saffet Arıkan Bedük'ü davet ettik, "hemen gelirim" dedi. Yemekler yenirken, Kahtalı Mıçe izin alamadığı için sahneye çıkamadığı Malatya'da Valinin huzurunda Türkülerini sıraladı. Başkanımız Haydar Karaduman ile birlikte Kahtalı Mıçe'nin başına gelenleri Vali Bedük'e anlattık, dinledi, Devlet tecrübesiyle de gerekeni yaptı. Kahtalı Mıçe Hürriyet Gazinosunda, Vali Konağının hemen arkasında gür sesiyle türkülerini söylemeye başladı. Daha sonra İstanbul'a, Şanlıurfa'ya gitti, Malatya'ya her gelişinde de bizleri ziyaret etmeyi ihmal etmedi.
Başkanımız Haydar Karaduman 2019'da vefat ettiğinde arayarak "Malatya'da Beydağını kaybettim gardaş" diyerek ne kadar üzüldüğünü belirtiyordu. Pütürge ilçesinde bir Festivale gelmişti. Sahnede iken rahmetli Başkanımız Haydar Karaduman ile beni kalabalık arasında görünce konuşmaya başladı: "Adıyaman'dan sürgün gelmişim Malatya'ya... Gazeteciler bana sahip çıktılar, bana sürgün olduğumu bile unutturdular. Malatya Basını benim çok kahrımı çekti. Onları benim için alkışlarmısınız..." Malatyalı gazetecilerin vefasını hiç unutmam diyordu Ahde vefayı bilen dostumuzu edebiyete uğurlarken, Alişan Hayırlı'nın gönderdiği resimle de 1987'yılına yeniden dönerek o günleri bir kez daha yaşadık. Kahtalı Mıçe'yi rahmetle bir kez daha anıyoruz.
RESİMDEKİ HAMLE EKİBİ: Hamle Gazetesi Matbaasında tarafımdan çekilen bu resimde oturanlar Dizgi Operatörü Hüseyin Gümüş. yanındaki Matbaacı Nurettin. Ayaktakiler Çaycı, Kahtalı Mıçe, Alişan Hayırlı ve Mikail Pelit.