
Haber: Mehmet YALMAN/Hekimhan
Hekimhan ilçesine bağlı Akmağara köyünde Saya Madencilik A.Ş.'nin maden ocağı kapasite artışı ve cevher zenginleştirme projesi kapsamında köylülerden arazi satın almak amacıyla gerçekleştirmek istediği görüşmeye katılan köylüler Şirket yöneticilerine izin vermedi.
"Toprağımızı vermiyoruz, Maden istemiyoruz" diyen Hekimhanlılar'ın tepkisi üzerine Şirket yetkilileri, köylülerin tepkileri üzerine köyden ayrılmak zorunda kaldı. Halk madencilik faaliyetlerine karşı birlikte mücadele edeceklerini belirterek, "Bu ülkenin her toprağı karış karış vahşi madenciliğe teslim edilmek isteniyor. Halk olarak toprağımızı, suyumuzu, doğamızı savunmakla mükellefiz. Toprğımızı vermiyoruz, buradan gidiniz” dedi.
Saya Madencilik yetkililerinin noter huzurunda arazi sahipleriyle satın alma ve pazarlık görüşmesi yapmak üzere köye gelmesi üzerine yurttaşlar tepki gösterdi. “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz” sloganları atan köylüler, “Madenci şirket toprağımızı terk et” diye slogan attı. Köylülerin itirazları nedeniyle görüşme gerçekleştirilemezken, durum tutanak altına alındı ve şirket yetkilileri alandan ayrıldı.
ÇED'E DE İTİRAZ
Akmağara’da daha önce gerçekleştirilen ÇED sürecine ilişkin de itirazların sürdüğü belirtildi. Yurttaşlar, çevresel etkiler konusunda gerekli incelemelerin yapılmadığını savunarak sürece itiraz edeceklerini ifade etti. SOL Parti Temsilcisi Ali Osman İzci, yaptığı açıklamada halkın mücadelesi sonucu şirket yetkililerinin köyden ayrılmak zorunda kaldığını söyledi. İzci "Şirket yetkilileri arsa sahiplerinden tesisler için yer satın alma, pazarlık yapmak için geldi. Açık ihale usulü noter huzurunda yapılacaktı. Büyük çoğunlukta buna karşıydı zaten. Tutanak tutuldu ve şirket yetkilileri gitti" dedi.
Bölgede toplantı gerçekleştirmek isteyen şirket yetkilileri ve noter memurları, vatandaşların tepkisi üzerine toplantının yapılmasını istemeyen vatandaşlar, yetkililerin bölgeden ayrılmasını talep etti. Yaşanan gerginlik üzerine Hekimhan Jandarma ekipleri araya girerek vatandaşları sakinleştirdi.
"DİRENECEĞİZ"
71 yaşındaki bir yurttaş, hayvancılığın ve doğal kaynakların giderek tükendiğine dikkat çekerek, "Biz diyoruz ki yerin üstü altından daha kıymetlidir. Dağlarımız bozulmasın, çevre zehirlenmesin. Topraklarımızın satılmasına karşıyız, direneceğiz. İlk kazmayı vuran kepçenin önünde ben duracağım. Geleceğimiz için bu madene izin vermeyeceğiz" dedi. Bir başka yurttaş ise “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız” diye konuştu.
ALİ AMANAT: “HALKIN GÜCÜ ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!”
Sol Parti adına konuşan Ali Amanat, Hekimhan’daki çevre mücadelesinin yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin mücadelesi olduğunu söyledi. Amanat, halkın örgütlü hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, “Toprağımızı, suyumuzu ve doğamızı savunmak lüks değil, en doğal hakkımızdır” mesajını verdi.
Mücadelenin dönemsel bir tepki olarak kalmaması gerektiğini belirten Amanat, “Mücadele hayatımızın bir parçası olacak. Ekmek gibi, su gibi değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.
Amanat ayrıca Türkiye’nin farklı bölgelerinde doğal alanların madencilik faaliyetleri nedeniyle tehdit altında olduğunu savunarak, halkın ortak iradesinin önemli bir güç olduğunu söyledi.
MUHTAR DENİZ KOÇ: “TOPRAKLARIMIZA, DAĞLARIMIZA, DERELERİMİZE SAHİP ÇIKALIM!”
Bahçedam Mahallesi Muhtarı Deniz Koç da yaptığı konuşmada madencilik faaliyetlerine sert tepki gösterdi. Koç, meselenin yalnızca Akmara ile sınırlı olmadığını belirterek, doğal yaşam alanlarının korunması gerektiğini vurguladı.
“Yaşam alanlarımız tehdit altında. Bütün canlıların yaşam alanları tehdit altında. Gidecek bir yerimiz yok. Bu topraklar bizim topraklarımız, bu dağlar bizim dağlarımız.” ifadelerini kullandı.
Gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmanın herkesin sorumluluğu olduğunu belirten Koç, altın ve madenlerin yaşamdan daha değerli olmadığını söyledi. “Gıda, su, toprak olmadan hiçbir canlı yaşamını devam ettiremez. Altın bizim karnımızı doyurmaz.” diyen Koç, vatandaşlara birlik çağrısı yaptı.
TAKSIN TEMEL: “TOPRAĞIMIZA, HAVAMIZA, SUYUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ!”
Hekimhan Çevre Platformu adına konuşan Taksim Temel, halkın örgütlü mücadelesinin önemine dikkat çekti. Temel, vatandaşların toprağına, havasına ve suyuna sahip çıkması halinde madencilik faaliyetlerine karşı güçlü bir kamuoyu oluşturulabileceğini belirterek, “Halk isterse toprağına, havasına, suyuna sahip çıkarsa onlar ne kadar zorlarsa zorlasınlar, bizim gücümüz karşısında geri adım atmak zorunda kalacaklar.” dedi.
Temel, geçmişte yaşanan çevre mücadelelerinden ders çıkarılması gerektiğini ifade ederek, vatandaşların daha güçlü şekilde örgütlenmesi gerektiğini savundu.
KEMAL KILINÇ: “ALTINI YİYEMEZSİN, DEMİRİ YİYEMEZSİN!”
10 Ekim Şehitleri Derneği adına konuşan ve Akmağra Mahallesi’nde yaşayan Kemal Kılınç ise madencilik faaliyetlerine karşı en sert mesajlardan birini verdi. Kılınç, şirket temsilcilerinin bölgede anlaşma önerisinde bulunmak istediğini ancak vatandaşların buna örgütlü şekilde karşı çıktığını belirtti.
“Bugün vahşi madencilik faaliyetleriyle ilgili bir anlaşma önerisinde bulunmak istediler. Biz örgütlü bir şekilde buna müsaade etmedik.” dedi.
Madencilik faaliyetlerinin suya, toprağa ve doğal yaşama zarar vereceğini savunan Kılınç, “Kimse altını yiyemiyor, demiri yiyemiyor. Ama bu topraklar yüz yıllardır atalarımızdan, dedelerimizden miras kalmıştır. Bunu vahşi madenciliğe peşkeş çekmeyelim. Para gelip geçicidir ama yaşam devamlı ve süreklidir.” dedi.