Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

NACİ İPEK; 21. YÜZYILDA BİR ERASMUS!

Yazının Giriş Tarihi: 10.09.2025 18:55
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.09.2025 18:57

14 Aralık 2003 Pazar: Almanya'nın Osnerburk Üniversitesinde Yüksek lisans yapan kızım Gül, Şanlıurfa’da düzenlenen Wasamed Çalıştayı (Akdeniz Tarımında Su Tasarrufu) Katılımcı Sulama Yöntemi programına katılmak üzere Ankara'ya gelmişti. Birlikte Şanlıurfa Cesur otobüsü ile saat 22 30’da Ankara’dan hareket ettik. Aksaray ve Osmaniye’deki dinlenmelerden sonra Gâvur Dağları-Antep arasındaki iniş çıkışların, dönemeçlerin yok edilerek yapılan otobandan sonra Gaziantep'e vardık. Orada birkaç yolcu bindi. Birecik sanki Gaziantep yakasına taşınmıştı, Urfa’dan yanda ise fıstık bahçeleri çoğalmıştı.

15 Aralık 2003 Pazartesi: 12 saatlik yolculuktan sonra otogardan minibüsle şehir merkezine gittik, oradan da Karaköprü Tepesine yakın bir yerde bulunan Ziraat Bankası konuk evine gittik, kapalı olduğunu görünce de biraz aşağıda bulunan Öğretmen Evine gittik. Yerimizi ayırttıktan sonra çarşıya indik. Sümer lokantasının yeni yeri eski garajların yazıhanelerinin bulunduğu yere taşınmıştı. Asmalı konak adı da eklenmişti. Bamya ve pirinç pilavının ardından çay söyledik. İzzet Aran’ı aradım, yakındaymış, çok geçmeden geldi, o da yemeğini yedi ve birlikte çıktık, evlerine gittik. Öğretmen evinde yer ayırdığımızı söyleyince, “olmaz, mümkünü yok” diyerek amcası oğlu Cemal’i aradı, Cemal taksi ile geldi, ikimiz öğretmen evine gittik, yeri iptal ettirip CHP Şanlıurfa milletvekili Mahmut Yıldız’ın müteahhitlik işyerine gittik. Cemal orada şoförlük yapıyordu. Veli Göncü’nün oğlu Cuma’nın kızı da orada çalışıyordu. Bir süre sohbet edip çay içtikten sonra eve döndük, biraz sonra bizden sonra çarşıya çıkmış olan İzzet de geldi.
Akşam yemeği sırasında Hakkı ve Yusuf Demir kardeşler, İzzet’in amcası Bakır’ın oğlu Ali Haydar, Mehmet Amcasının oğlu Veysel de geldi eşleri ile geldiler. Eski günleri andık, İbrahim Demirel’in 1968 ve 1978 yıllarında Kısas’ta çektiği fotoğrafların bulunduğu kitabını inceledik. Demirel'in üç kitabı daha varmış.
19 Aralık 2003 Cuma sabahı Ankara’ya döndük. Yazı İşleri Müdürlüğünü yürüttüğüm Malatya Yorum gazetesi iççin bir yazı hazırladım.
21. Yüzyılda Bir Erasmus

Almanya'da İngilizce öğretim yapan bir okulda (Osnabrück Ün.) yüksek lisans yapan kızım Gül arayarak, 15-20 Aralık 2003 tarihleri arasında Akdeniz çevresi ülkeleri ve Almanya temsilcilerinin GAP’ta su kültürü ile ilgili bir proje (VASAMED) için Urfa'da bir araya gelerek toplantılar ve geziler düzenleyeceklerini bildirdi. Proje alanında Kısas beldesinin de bulunduğunu; kendisinin projeyi izleyeceğini ve birlikte gitmemizin uygun olduğunu belirtti. Gül, 22 Nisan 1977 günü Kısas’ta doğmuştu ve 22 yıl sonra Urfa’yı yeniden görecekti...
Ankara’ya geldi ve 14 Aralık 2003 akşamı birlikte Urfa’ya hareket ettik. Ertesi gün yapılan açılış töreninde bulunmadı. 16 Aralık günü Harran Oteli Salonundaki toplantıya katılınca ben de biraz dolaşmak üzere belediyenin önüne geçtim. ‘Halkın Sesi Gazetesi’ levhasını görünce geri dönüp hana girdim. M. Sait Rızvanoğlu adlı gençle çay içip bir süre sohbet ettik. Gazetenin başyazısı Naci İpek’in “Başka Urfa Yok” köşesini görünce de ondan söz etmeye başladık. Aradan on dakika geçmemişti ki Naci İpek içeri girdi. Hal hatırdan sonra üç gün önce (Cumartesi günü) Malatya’da olduğunu, Mehmet Gülseren’i görmek istediğini, ancak göremediğini söyledi. Bir süre sonra da ayrıldı.
Bir saat kadar sonra yağmurun altında yürüyerek Haşimiye Meydanına kadar indim. Oradan gümrük Hana geçtim. Terzi Sezai Karakapıcı ile bir süre sohbet ettik. 2002 yazında Urfa izlenimlerimin yer aldığı gönderdiğim Malatya Yorum gazetesini aldığını, sakladığını ve buraya gelen ŞURKAV yetkililerine gösterdiğini, Malatya’dan gelen bir gazetecinin ilgisinden söz ettiğini, onların da yazıyı inceleyip ilgilendiklerini anlattı. Oradan ayrılarak yağmura karşın oldukça kalabalık olan Şanlıurfa’nın eski pazarlarına doğru yürüdüm.
Kısaslı mobilyacı Abdurrahman Doğru ile karşılaştık. Oradan öğretmen arkadaşım Mehmet Ünlü’nün yanına uğradıktan sonra Haşimiye Meydanına dönüp otobüsle Köprübaşı’na geldim. Geri dönüp Naci İpek’in kitapçı dükkânına uğradım, kapalıydı. Aynı binanın üst katında bulunan Kültür Bakanlığı THM Korosuna çıktım. Çalışmaları bitince Kısaslı Âşık Sefai (Mehmet Acet) ile Kısas, türküler ve âşıklar, Arguvan türküleri çalışmamız üzerine sohbet ettik. Kısas’la ilgili fotoğraflar hakkında konuştuk. Mehmet Acet’in Koro Şefi Halil Atılgan’la birlikte hazırladığı 'Harran'da bir Türkmen Köyü: Kısas' adlı kitap çalışması var. Aşağıya indiğimde Naci İpek’i mum ışığında yazı yazarken buldum. Erasmus gibi mum ışığında yazıyordu. “Yarınki yazım...” dedi yazmasını sürdürürken. Bir süre sohbet ettikten sonra fotoğrafını da çekerek ayrıldım. Naci İpek ile Urfa Yetiştirme Yurdunda öğretmenliğe başladığım 1972 yılında tanışmıştık. Hala otuz yıldan fazla zaman önceki özeni ile çalıştığını görünce aklıma Necati Güngör’ün “Çocukluğumun Masal Ülkesi Malatya” yazısındaki benzetmesi geldi. Necati Güngör Celal Yalvaç için, ‘Malatya’nın Reşat Ekrem Koçusu’ diye yazmıştı. Ben de bunu Naci İpek için şöyle uyarlıyorum; ‘Urfa’nın Reşat Ekrem Koçusu!’ Üstelik yüzyıllar önce yapıtlarını mum ışığında yazan Erasmus gibi yılmıyor da...
Tanıdığım yıllardan beri ‘Başka Urfa Yok’, ‘Her Şey Urfa İçin’ sözlerini ilke edinerek hareket eden Urfa'nın en eski gönüllü kültür adamı Sayın Naci İpek, kolay gelsin!
Malatya’dan, Ankara’dan selamlar... (Malatya Yorum, 17 Ocak 2004)
‘Şanlıurfa’nın Bilgesi Naci İpek Hayatını Kaybetti’

Dokuz yıl görev yaptığım Urfa’dan 1981 yılında Malatya’ya geldim. 1983 yılında Malatya’da halk kültürü alanında derleme ve araştırmalara başladım. Süreçte 1988 yılında Dinçer Ergenekonlu, Vahap Güner ve Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu bağlantılarım ile Celal Yalvaç’la tanıştım. Yazımda anlattığım gibi Urfa’da da Celal Yalvaç gibi biri vardı: Naci İpek...
Yıllar önce Aydın’da yaşamaya başlamıştı. Bazen kendisini arardım, kendisi de bazen arardı. Baharda oldukça hasta olduğunu Prof. Dr. Cihat Kürkçüoğlu ve Mehmet Kurtoğlu’ndan öğrendim. Kendisine uzun zaman ulaşamadım ve bir gün de eşi çıktı telefona, çok ağır hasta olduğunu belirtti. Birkaç gün önce (5 Eylül 2025) basından Aydın’da aramızdan ayrıldığını öğrendim; 'Şanlıurfa’nın Bilgesi Naci İpek Hayatını Kaybetti...'
Onu Ahmet Naci İpek’ten çok Naci İpek olarak tanırdık.
Naci amca, Urfa’yı neden terk etti dersiniz?
Çünkü o, Urfalıydı… 2002 yılında (21 yıl sonra) gittiğimde gerici bir yapılanmaya büründüğünü gördüğüm Şanlıurfa sanırım onu da rahatsız etmişti. ‘Şanlı’ demekle ‘şanlı’ olunamayacağını bilen biriydi. “Vatan, millet, Sakarya” edebiyatçılarından değildi…
Hak rahmet eylesin…

Naci İpek (Urfa, 16 Aralık 2003)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.