Mehmet Fuat Ergun
Köşe Yazarı
Mehmet Fuat Ergun
 

Hayatımın en güzeli bu dönemlerdi

Babamın memuriyetiden memleketim Malatya'dan hep ayrı şehirlerde yaşadık.  Yine de sağ olsun ailem beni yaz tatillerinde Malatya'ya gönderirdi.  Hayatımın en güzeli bu dönemlerdi benim için.  Halamın amcamlarımın birer odasında kaldığı, eski adı Sığırlık sokak; yeni adı Akbay cad.si olan no.27 de kalıyorduk.  Alt caddemiz Hasanbey yolu.  O zamanların iki buçuk kat Renkli apt. Paytoncuya adres vermeye gerek yoktu. Renkli apt. dersen yeterdi.  Üst tarafımız İsmetpaşa, Gündüzbeye giden yol. Paşanın evinden dolayı Paşa Köşkü denirdi.  Gündüzbeye gidiş gelişlerde ineceğimiz zaman Paşa köşkünde inecek var derdik.  Bizim evden merkeze Sıtmapınarı denilen parke taşlı tek dar bir yol vardı.  Direkt hükümet konağına çıkardı.  Sağda Malatya'nın ender doktorlarından Azmi Kalaycıoğlu tabelasını görürdük.  Gündüzbeye gitmek için evden bir çeyrek saat yürür hükümet konağı yanında sıralı bekleyen burunlu otobüslere biner kalkma saatini beklerdik.  Önceleri Gündüzbey otobüsleri yok denecek kadar az olduğundan İsmetpaşa otobüslerine biner; İsmetpaşa dan Gündüzbeye yaya en az bir yarım saat yürürdük.  Yol güzerğahında şimdi tarla olan Tecde göleti bana enteresan gelirdi.  Şimdi düşünüyorumda aklım ermiyor.  Şu an araçlarla on dakika süren Malatya, Gündüzbey yolu için, nasıl otobüsün kalkmasını saatlerce beklerdik.  Gündüzbey benim en mutlu yaşam alanımdı.  Köprü kahvelerinde çay;  kanala sarkıtılan delikli tenekelerde soğutulan gazoz içmek en büyük zevkimizdi.  Kanalda çimeye çalışan arkadaşlarıma hayretle bakar, o akıntısı yüksek su da nasıl riski göze alıp, atlayarak diğer köprü ayağına tutunurlardı inanmazdım.  Bir kere arkadaşlarım bana şeherli demesinler diye riski göze aldım denedim. Bir daha tövbe.  Benim tercihim, arkadaşların taşlarla etrafını çevirdiği, yirmi otuz metre karelik çaydaki Çaybaşı su birikintisiydi.  Çakalıkavağına üzüm bağına gitmek her baba yiğidin harcı değildi. Çakalıkavak yolu üzerinde iki üç adam boyu derinlikte, tünel çıkışı kanal, Ören'de, yine tünel ağzında Kapılık'da yüzmek bizlere göre değildi.  Tahnebi üzümünün o altın sarısı rengi, tadı bir başkaydı.  Akşamları Cemal abinin kamyonu köprüde bekler; günlük meyvasını deren köylü akşamdan yükünü Cemal abinin kardeşi muavin Hacı abiye teslim ederlerdi.  Ürünü olan köylüler sabah namazına müteakip kamyon üzerinde ürünlerini Malatya haline götürüp satarlardı.  Hele dut, üzüm zamanı. Bastık, yani bestil yapmak bana ayrı bir heycan verirdi.  Büyük kazanlarda kaynatılan dut, zamanına göre üzüm kaynatılır, çarşaflar serilir ve kurtulmaya bırakılırdı.  Tandır ekmeği pişirmek hayatında somun ekmeğinden başka ekmek görmemiş biri için bana çok değişik gelirdi.  Gece yarısı kalkılır, hamur hazırlanır, temiz çarşafın üzerinde ayaklar yıkanarak ayaklanır, imece usulü komşu hanımlar ekmek açar tandırdın başında pişirici pişirirdi.  Tereyağlı biliğin tadına doyum olmazdı.  Ya! eşekle, sabah gün ağarmadan, Banazıya,Horataya, Kadiruşağına gitmeye ne dersiniz?  Her eve kanaldan bağlantı vardı.  Evlerin ortasında buzdolabı yerine havuz ve havuzdan daima akan buz gibi su.  Günlük yemekleri, ayranı, yoğurtlu çorbayı soğuk tutardı.  Köyümüzün, Çakır Ahmedi, Kör Hacisi, Hafız Alisi, Hacıbekir Ergün unutulmayacak isimlerdendi.  Tüm köylü saygı duyardı.  Diş çeken, sünnet yapan berberiniz bile vardı.  Rahmetli babannem, ilk arabanın köye geldiğinde şaşırmışlar.Farlara dokunarak Uy! anam bunun gözleri var demişler.  Yıne babannem üzüm bağında, bibim diğer yamaçtaki bağda.  Babannem bir ses duyar. Bibime seslenir.  Kız Zahide burda zombultu var senin ordada varmı der. Bibim he ana burdada var. Derdemez, babannem eyvah deprem oldu diye işi gücü bırakıp köye dönerler.  Meğersem ilk uçağın köyümüz üzerindeki sesiymiş.  Mehmet Fuat ERGÜN  15.07.2021
Ekleme Tarihi: 17 Temmuz 2021 - Cumartesi

Hayatımın en güzeli bu dönemlerdi

Babamın memuriyetiden memleketim Malatya'dan hep ayrı şehirlerde yaşadık. 
Yine de sağ olsun ailem beni yaz tatillerinde Malatya'ya gönderirdi. 
Hayatımın en güzeli bu dönemlerdi benim için. 
Halamın amcamlarımın birer odasında kaldığı, eski adı Sığırlık sokak; yeni adı Akbay cad.si olan no.27 de kalıyorduk. 
Alt caddemiz Hasanbey yolu. 
O zamanların iki buçuk kat Renkli apt. Paytoncuya adres vermeye gerek yoktu. Renkli apt. dersen yeterdi. 
Üst tarafımız İsmetpaşa, Gündüzbeye giden yol. Paşanın evinden dolayı Paşa Köşkü denirdi. 
Gündüzbeye gidiş gelişlerde ineceğimiz zaman Paşa köşkünde inecek var derdik. 
Bizim evden merkeze Sıtmapınarı denilen parke taşlı tek dar bir yol vardı. 
Direkt hükümet konağına çıkardı. 
Sağda Malatya'nın ender doktorlarından Azmi Kalaycıoğlu tabelasını görürdük. 
Gündüzbeye gitmek için evden bir çeyrek saat yürür hükümet konağı yanında sıralı bekleyen burunlu otobüslere biner kalkma saatini beklerdik. 
Önceleri Gündüzbey otobüsleri yok denecek kadar az olduğundan İsmetpaşa otobüslerine biner; İsmetpaşa dan Gündüzbeye yaya en az bir yarım saat yürürdük. 
Yol güzerğahında şimdi tarla olan Tecde göleti bana enteresan gelirdi. 
Şimdi düşünüyorumda aklım ermiyor. 
Şu an araçlarla on dakika süren Malatya, Gündüzbey yolu için, nasıl otobüsün kalkmasını saatlerce beklerdik. 
Gündüzbey benim en mutlu yaşam alanımdı. 
Köprü kahvelerinde çay; 
kanala sarkıtılan delikli tenekelerde soğutulan gazoz içmek en büyük zevkimizdi. 
Kanalda çimeye çalışan arkadaşlarıma hayretle bakar, o akıntısı yüksek su da nasıl riski göze alıp, atlayarak diğer köprü ayağına tutunurlardı inanmazdım. 
Bir kere arkadaşlarım bana şeherli demesinler diye riski göze aldım denedim. Bir daha tövbe. 
Benim tercihim, arkadaşların taşlarla etrafını çevirdiği, yirmi otuz metre karelik çaydaki Çaybaşı su birikintisiydi. 
Çakalıkavağına üzüm bağına gitmek her baba yiğidin harcı değildi. Çakalıkavak yolu üzerinde iki üç adam boyu derinlikte, tünel çıkışı kanal, Ören'de, yine tünel ağzında Kapılık'da yüzmek bizlere göre değildi. 
Tahnebi üzümünün o altın sarısı rengi, tadı bir başkaydı. 
Akşamları Cemal abinin kamyonu köprüde bekler; günlük meyvasını deren köylü akşamdan yükünü Cemal abinin kardeşi muavin Hacı abiye teslim ederlerdi. 
Ürünü olan köylüler sabah namazına müteakip kamyon üzerinde ürünlerini Malatya haline götürüp satarlardı. 
Hele dut, üzüm zamanı. Bastık, yani bestil yapmak bana ayrı bir heycan verirdi. 
Büyük kazanlarda kaynatılan dut, zamanına göre üzüm kaynatılır, çarşaflar serilir ve kurtulmaya bırakılırdı. 
Tandır ekmeği pişirmek hayatında somun ekmeğinden başka ekmek görmemiş biri için bana çok değişik gelirdi. 
Gece yarısı kalkılır, hamur hazırlanır, temiz çarşafın üzerinde ayaklar yıkanarak ayaklanır, imece usulü komşu hanımlar ekmek açar tandırdın başında pişirici pişirirdi. 
Tereyağlı biliğin tadına doyum olmazdı. 
Ya! eşekle, sabah gün ağarmadan, Banazıya,Horataya, Kadiruşağına gitmeye ne dersiniz? 
Her eve kanaldan bağlantı vardı. 
Evlerin ortasında buzdolabı yerine havuz ve havuzdan daima akan buz gibi su. 
Günlük yemekleri, ayranı, yoğurtlu çorbayı soğuk tutardı. 
Köyümüzün, Çakır Ahmedi, Kör Hacisi, Hafız Alisi, Hacıbekir Ergün unutulmayacak isimlerdendi. 
Tüm köylü saygı duyardı. 
Diş çeken, sünnet yapan berberiniz bile vardı. 
Rahmetli babannem, ilk arabanın köye geldiğinde şaşırmışlar.Farlara dokunarak Uy! anam bunun gözleri var demişler. 
Yıne babannem üzüm bağında, bibim diğer yamaçtaki bağda. 
Babannem bir ses duyar. Bibime seslenir. 
Kız Zahide burda zombultu var senin ordada varmı der. Bibim he ana burdada var. Derdemez, babannem eyvah deprem oldu diye işi gücü bırakıp köye dönerler. 
Meğersem ilk uçağın köyümüz üzerindeki sesiymiş. 
Mehmet Fuat ERGÜN 
15.07.2021

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazetemalatya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Suat onur
(18.07.2021 12:48 - #154)
Şahane bir anlatim gerçek hikaye ..guzel.bir biografi tebrikler fuat kardeş im..hikayeerni bir kitapda topla..omer seyfetinin hikauerini .hatırladım.. okurken..yetsir şahane anlatim süper.. selamlar
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazetemalatya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.