Çevre Haber Girişi: 07.03.2020 - 23:10, Güncelleme: 15.06.2021 - 12:24

Bilim bir kez daha uyardı

 

Bilim bir kez daha uyardı

Ticari yapılaşma dışında fiili duruma uygun olan yapılaşmayı ruhsatlı yapılması için yasa..
İnşaat Mühendisleri Odası  (İMO) afetler konusunda yetkilileri yine uyardı. 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle yazılı bir açıklama yapan İMO İl Temsişlcisi Bedir Özten, " Doğanyol ve Pütürge ilçelerimizde hala tüvenen malzemeyle (granülometrisi olmayan ve kirli) beton imalatı yapılmakta, bina yapanların kaliteli betona ulaşmaları nerdeyse imkansız. Bu bölgede yıllık beton tüketimi özel yatırımcıya cazip gelecek miktarlarda olmadığından hazır beton santrali kurulmuyor. Bu eksikliği ilgili kuruluş olan çevre ve şehircilik bakanlığı tamamlamalıdır," ifadeleriyle Bakanlığın, hazır beton konusuna el atması gerektiğini belirtti. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsliciliğinin uyarılarla dolu açıklamasının tam metni;  "Ülkemizi  daha yaşanabilir hale getirmek için; yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini bilimin imkanları ölçüsünde bilmek zorundayız. Bu gerçeklerin bir konusu da doğal afetlerdir. Doğal afetler içersin de en çok can ve mal kaybına neden olan depremdir. Deprem yer hareketleri ile ilgili olduğundan, ülke topraklarının tamamının jeolojik yapısının haritasını metrekaresine kadar çıkarıp, depremde en tehlikeli olan; fay, alivyon ve sıvılaşmaya müsait zeminler gibi bilgileri edinerek alt ve üst yapıyı bu bilgiler ışığı altında projelendirmemiz gerekir.  Coğrafyamızı iyi tanımalıyız Afet riski altındaki alanları (deprem, sel, heyelan, çığ, tsunami gibi) belirleyip çevre düzeni planlarımızı ve buna bağlı olarak imar planlarını revize etmeliyiz. Afet riski altındaki alanları belirleyebilmemiz için coğrafyamızın; jeolojik, yağış, heyelan, çığ gibi haritalarının hazırlanması gerekir. Bunlar göz önünde bulundurulmadan yapılan yapılar (bina, baraj, karayolu, demiryolu gibi) ne yazık ki can ve mal kaybına neden oluyor. Bilimsellik den uzak politik hırs ve çıkarlar doğrultusunda, liyakat sahibi olmayan kişi ve guruplar tarafından yapılan proje ve uygulamaları ülkemize zarar veriyor.   Kentsel dönüşüm ranta hizmet etti 2012 yılında yürürlüğe giren Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkında kanun, beklenen  dönüşümü sağlayamadı, çoğunlukla ranta hizmet etti. Kentsel dönüşüm rant değil ulusal afet politikası mantığı ile yapılmalı. Riskli yapıların belirlenmesinin maliyetini düşürmeliyiz; gerekirse ilgili devlet kuruluşları sübvanse etmelidir. Ekonomik kaynaklar ölçüsünde bu dönüşümü bir program dahilinde hızlı bir şekilde yapmalıyız. Unutturup, ört-bas etme mantığını.. Şimdiye kadar uyguladığımız ; bir an önce topluma unutturup, örtbas etme afet politikasından vaz geçmeliyiz.  1999 marmara depremlerinin üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen geldiğimiz nokta ortada. Söylendiği gibi; bir devletin kaderi coğrafyasıdır, bu coğrafyada daha mutlu olabilmek için (birbaşka değişle toplumsal acıları azaltmak için) eldeki imkanları maksimum seviyede kullanmalıyız. Ulusal afet politikamızın en başında; afet öncesi sırası ve sonrası eğitiminin, yaygın ve örgün eğitimin ana okulun dan başlayıp lise bitimine kadar en önemli ders olarak verilerek afet bilinci olan bir toplum meydana getirmek olmalıdır. Son afetler kuruluşların yetersiz olduğunu.. Son yaşadığımız;24 ocak 2020 Sivrice depremi ve 4-5 şubat 2020 Van çığ felaketinde afetle ilgili kuruluşlarımızın ne kadar yetersiz olduklarını yeniden gördük.       Meslek ve sanat okullarını.. Yapıların  (bina, köprü, karayolu, demiryolu, tünel, su yapıları gibi) uygulama projelerini uzman ve yetkin mühendisler tarafından hazırlanmasını sağlamalıyız. Projenin uygulama aşamasında yapılan imalatlar kalifiye eleman, uzman ve yetkin mühendisler tarafından yapılmalı. Uzman ve yetkin mühendislik uygulamasına biran önce geçmeliyiz. Yapılarda çalışan; kalfa,usta gibi elemanların sertifikalı olması için çalışmalar yapmalıyız, meslek ve sanat okullarını güçlendirip yaygınlaştırmalıyız.  Yetkin mühendislik uygulaması.. Mühendislik lisans eğitiminde öğrenci belirlemede seçici olmalıyız, nitelikli mühendisler yetiştirmeliyiz. Lisans eğitiminden sonra uzman ve yetkin mühendislik uygulamasını yapmalıyız. Yapı denetim sistemini revize edip, uzman ve yetkin mühendislik şartını getirilmeliyiz.  İlgili Kamu kuruluşlarında uzman ve yetkin mühendisliğe göre liyakatı belirlenmeliyiz, Uygulama projelerinde seçilen yapı malzemelerine ulaşım kolaylığını sağlamalıyız, yapı malzemelerinin standartlara uygun olup olmadığı ilgili kuruluşlar tarafından daha disiplinli denetlenmeli. Yapılarda sigorta sistemini geliştirmeliyiz. KENTİMİZ DE Malatya Kent merkezimizde 1995 yılına kadar beton ve betonarme yapımında tüvenan (ocak da herhangi bir işlem görmemiş karışık ve kirli kum - çakıl) malzeme kullanılırdı. İnşaat mühendisleri olarak statik betonarme uygulama projesinde seçilen betonun mukavemetini sağlamak oldukça zordu. 1995 yılında odamızın ve Malatya valiliğinin girişimleriyle kum-çakıl ocak işletmecilerinin yıkama eleme tesisleri kurmaları sağlandı ve böylelikle beton kalitesi arttırıldı. 1997 yılında hazır beton tesislerinin kurulmasıyla beton kalitesi istenen seviyelere çıktı. Betonarme çeliğinin ve betonunun denetimini sağlamak amacı ile odamızın çabaları ile Malatya Belediyesine laboratuvar ve denetleme ekibi kurduruldu. İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilciliği olarak 1990-2013 yılları arası proje mesleki denetim  (proje vize) hizmeti verdik. Yapı denetim sistemi uygulama tarihine kadar Malatya Belediyesinin donatı vizesi yapmasını sağladık.                                               Hala kirli kum ve çakıl kullanılıyor 24 ocak 2020 de yaşadığımız 6.8 büyüklüğündeki  Sivrice depreminde ilimizde en çok yıkımın olduğu ve şiddetin 7 nin üstünde olduğunu tahmin ettiğimiz Doğanyol ve Pütürge ilçelerimizde hala tüvenen malzemeyle (granülometrisi olmayan ve kirli) beton imalatı yapılmakta, bina yapanların kaliteli betona ulaşmaları nerdeyse imkansız. Bu bölgede yıllık beton tüketimi özel yatırımcıya cazip gelecek miktarlarda olmadığından hazır beton santrali kurulmuyor. Bu eksikliği ilgili kuruluş olan çevre ve şehircilik bakanlığı tamamlamalıdır, bölgede kaliteli beton ulaşımı kolaylaştırmalıdır, gerekirse sübvanse etmelidir. Ticari amaçlı olmayan yapılaşma ruhsatlandırılmalı Kırsal da vatandaşa gerekli olan tarım ve hayvancılığa uygun binayı ruhsatlı yapmak oldukça zor, vatandaş binasını ruhsatsız olarak yapmak zorunda kalıyor. Bu bölgede fiili yapılaşma; binalar tarım arazilerinin içinde ve  genellikle temel alanı 150-200,-m2  zemin katı depo ve 1.katı konut olarak yapılmış. Yasa ve yönetmelikler bunların ruhsatlı yapılmasına ya uygun değil (tarım kurulundan izin alamamak gibi) yada çok maliyetli (mevzi imar planı ve zemin etüdü maliyetleri gibi) olduğundan.                                                                                                                                                                        Ticari yapılaşma dışında fiili duruma uygun olan yapılaşmayı ruhsatlı yapılması için yasa ve yönetmelikler kolaylaştırıcı olarak yeniden düzenlenmeli.    Yapı stoku envanteri biran önce çıkarılmalı  İlimizin yapı stoku envanterini bir an önce çıkarıp, dönüşüm için program yapmalıyız. Her afetten sonra ilgili kurum, kuruluş ve bireyler özeleştiri yapıp eksikleri tamamlayıp yanlışları düzeltmelidir, ders çıkarılmalıdır. Bunu düzgün sağlayabilmemiz için şeffaf ve katılımcı yerel ve ulusal yönetimlere sahip olmalıyız.  Unutulmasın ki; bu konularda kral çıplak diyecek tek kuruluş TMMOB (Türk Mühendis Ve Mimar  Odaları Birliği)’dir. 
Ticari yapılaşma dışında fiili duruma uygun olan yapılaşmayı ruhsatlı yapılması için yasa..
İnşaat Mühendisleri Odası  (İMO) afetler konusunda yetkilileri yine uyardı. 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle yazılı bir açıklama yapan İMO İl Temsişlcisi Bedir Özten, " Doğanyol ve Pütürge ilçelerimizde hala tüvenen malzemeyle (granülometrisi olmayan ve kirli) beton imalatı yapılmakta, bina yapanların kaliteli betona ulaşmaları nerdeyse imkansız. Bu bölgede yıllık beton tüketimi özel yatırımcıya cazip gelecek miktarlarda olmadığından hazır beton santrali kurulmuyor. Bu eksikliği ilgili kuruluş olan çevre ve şehircilik bakanlığı tamamlamalıdır," ifadeleriyle Bakanlığın, hazır beton konusuna el atması gerektiğini belirtti. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsliciliğinin uyarılarla dolu açıklamasının tam metni; 
"Ülkemizi  daha yaşanabilir hale getirmek için; yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini bilimin imkanları ölçüsünde bilmek zorundayız. Bu gerçeklerin bir konusu da doğal afetlerdir. Doğal afetler içersin de en çok can ve mal kaybına neden olan depremdir. Deprem yer hareketleri ile ilgili olduğundan, ülke topraklarının tamamının jeolojik yapısının haritasını metrekaresine kadar çıkarıp, depremde en tehlikeli olan; fay, alivyon ve sıvılaşmaya müsait zeminler gibi bilgileri edinerek alt ve üst yapıyı bu bilgiler ışığı altında projelendirmemiz gerekir. 
Coğrafyamızı iyi tanımalıyız
Afet riski altındaki alanları (deprem, sel, heyelan, çığ, tsunami gibi) belirleyip çevre düzeni planlarımızı ve buna bağlı olarak imar planlarını revize etmeliyiz. Afet riski altındaki alanları belirleyebilmemiz için coğrafyamızın; jeolojik, yağış, heyelan, çığ gibi haritalarının hazırlanması gerekir.
Bunlar göz önünde bulundurulmadan yapılan yapılar (bina, baraj, karayolu, demiryolu gibi) ne yazık ki can ve mal kaybına neden oluyor. Bilimsellik den uzak politik hırs ve çıkarlar doğrultusunda, liyakat sahibi olmayan kişi ve guruplar tarafından yapılan proje ve uygulamaları ülkemize zarar veriyor.  
Kentsel dönüşüm ranta hizmet etti
2012 yılında yürürlüğe giren Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkında kanun, beklenen  dönüşümü sağlayamadı, çoğunlukla ranta hizmet etti. Kentsel dönüşüm rant değil ulusal afet politikası mantığı ile yapılmalı.
Riskli yapıların belirlenmesinin maliyetini düşürmeliyiz; gerekirse ilgili devlet kuruluşları sübvanse etmelidir.
Ekonomik kaynaklar ölçüsünde bu dönüşümü bir program dahilinde hızlı bir şekilde yapmalıyız.
Unutturup, ört-bas etme mantığını..
Şimdiye kadar uyguladığımız ; bir an önce topluma unutturup, örtbas etme afet politikasından vaz geçmeliyiz.  1999 marmara depremlerinin üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen geldiğimiz nokta ortada.
Söylendiği gibi; bir devletin kaderi coğrafyasıdır, bu coğrafyada daha mutlu olabilmek için (birbaşka değişle toplumsal acıları azaltmak için) eldeki imkanları maksimum seviyede kullanmalıyız.
Ulusal afet politikamızın en başında; afet öncesi sırası ve sonrası eğitiminin, yaygın ve örgün eğitimin ana okulun dan başlayıp lise bitimine kadar en önemli ders olarak verilerek afet bilinci olan bir toplum meydana getirmek olmalıdır.
Son afetler kuruluşların yetersiz olduğunu..
Son yaşadığımız;24 ocak 2020 Sivrice depremi ve 4-5 şubat 2020 Van çığ felaketinde afetle ilgili kuruluşlarımızın ne kadar yetersiz olduklarını yeniden gördük.      
Meslek ve sanat okullarını..
Yapıların  (bina, köprü, karayolu, demiryolu, tünel, su yapıları gibi) uygulama projelerini uzman ve yetkin mühendisler tarafından hazırlanmasını sağlamalıyız. Projenin uygulama aşamasında yapılan imalatlar kalifiye eleman, uzman ve yetkin mühendisler tarafından yapılmalı. Uzman ve yetkin mühendislik uygulamasına biran önce geçmeliyiz. Yapılarda çalışan; kalfa,usta gibi elemanların sertifikalı olması için çalışmalar yapmalıyız, meslek ve sanat okullarını güçlendirip yaygınlaştırmalıyız. 
Yetkin mühendislik uygulaması..
Mühendislik lisans eğitiminde öğrenci belirlemede seçici olmalıyız, nitelikli mühendisler yetiştirmeliyiz. Lisans eğitiminden sonra uzman ve yetkin mühendislik uygulamasını yapmalıyız.
Yapı denetim sistemini revize edip, uzman ve yetkin mühendislik şartını getirilmeliyiz. 
İlgili Kamu kuruluşlarında uzman ve yetkin mühendisliğe göre liyakatı belirlenmeliyiz, Uygulama projelerinde seçilen yapı malzemelerine ulaşım kolaylığını sağlamalıyız, yapı malzemelerinin standartlara uygun olup olmadığı ilgili kuruluşlar tarafından daha disiplinli denetlenmeli.
Yapılarda sigorta sistemini geliştirmeliyiz.
KENTİMİZ DE
Malatya Kent merkezimizde 1995 yılına kadar beton ve betonarme yapımında tüvenan (ocak da herhangi bir işlem görmemiş karışık ve kirli kum - çakıl) malzeme kullanılırdı. İnşaat mühendisleri olarak statik betonarme uygulama projesinde seçilen betonun mukavemetini sağlamak oldukça zordu. 1995 yılında odamızın ve Malatya valiliğinin girişimleriyle kum-çakıl ocak işletmecilerinin yıkama eleme tesisleri kurmaları sağlandı ve böylelikle beton kalitesi arttırıldı. 1997 yılında hazır beton tesislerinin kurulmasıyla beton kalitesi istenen seviyelere çıktı. Betonarme çeliğinin ve betonunun denetimini sağlamak amacı ile odamızın çabaları ile Malatya Belediyesine laboratuvar ve denetleme ekibi kurduruldu. İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilciliği olarak 1990-2013 yılları arası proje mesleki denetim  (proje vize) hizmeti verdik. Yapı denetim sistemi uygulama tarihine kadar Malatya Belediyesinin donatı vizesi yapmasını sağladık.                                            
 
Hala kirli kum ve çakıl kullanılıyor
24 ocak 2020 de yaşadığımız 6.8 büyüklüğündeki  Sivrice depreminde ilimizde en çok yıkımın olduğu ve şiddetin 7 nin üstünde olduğunu tahmin ettiğimiz Doğanyol ve Pütürge ilçelerimizde hala tüvenen malzemeyle (granülometrisi olmayan ve kirli) beton imalatı yapılmakta, bina yapanların kaliteli betona ulaşmaları nerdeyse imkansız. Bu bölgede yıllık beton tüketimi özel yatırımcıya cazip gelecek miktarlarda olmadığından hazır beton santrali kurulmuyor. Bu eksikliği ilgili kuruluş olan çevre ve şehircilik bakanlığı tamamlamalıdır, bölgede kaliteli beton ulaşımı kolaylaştırmalıdır, gerekirse sübvanse etmelidir.
Ticari amaçlı olmayan yapılaşma ruhsatlandırılmalı
Kırsal da vatandaşa gerekli olan tarım ve hayvancılığa uygun binayı ruhsatlı yapmak oldukça zor, vatandaş binasını ruhsatsız olarak yapmak zorunda kalıyor. Bu bölgede fiili yapılaşma; binalar tarım arazilerinin içinde ve  genellikle temel alanı 150-200,-m2  zemin katı depo ve 1.katı konut olarak yapılmış. Yasa ve yönetmelikler bunların ruhsatlı yapılmasına ya uygun değil (tarım kurulundan izin alamamak gibi) yada çok maliyetli (mevzi imar planı ve zemin etüdü maliyetleri gibi) olduğundan.                                                                                                                                                                       
Ticari yapılaşma dışında fiili duruma uygun olan yapılaşmayı ruhsatlı yapılması için yasa ve yönetmelikler kolaylaştırıcı olarak yeniden düzenlenmeli.   
Yapı stoku envanteri biran önce çıkarılmalı 
İlimizin yapı stoku envanterini bir an önce çıkarıp, dönüşüm için program yapmalıyız.
Her afetten sonra ilgili kurum, kuruluş ve bireyler özeleştiri yapıp eksikleri tamamlayıp yanlışları düzeltmelidir, ders çıkarılmalıdır. Bunu düzgün sağlayabilmemiz için şeffaf ve katılımcı yerel ve ulusal yönetimlere sahip olmalıyız.
 Unutulmasın ki; bu konularda kral çıplak diyecek tek kuruluş TMMOB (Türk Mühendis Ve Mimar  Odaları Birliği)’dir. 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazetemalatya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.