Yazı Detayı
19 Aralık 2019 - Perşembe 20:38
 
BUNUN NERESİNİ DÜZELTEYİM...
Celal TÜRKER
celalturker1@gmail.com
 
 

Merhabalar,

Adamın biri etrafındakilere 'Kurban' meselesini şöyle anlatıyormuş: Hz. Musa Allah'a dua etmiş. 'Ya Rabbi, bana bir kız evlat bahşedersen onu sana kurban edeyim.' Bir zaman sonra Hz. Musa'nın bir kızı olmuş, adını Ayşe koymuş. Çocuğun kurban edileceği zaman gelince Hz. Musa bıçağı yavrucağın boynuna dayamış. Tam kesecekken Azrail gökten elinde bir keçiyle gelmiş… Hikâyenin tam bu noktasında dinleyenlerden biri dayanamamış ve şöyle demiş: 'Ben bunun neresini düzelteyimHz. Musa değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, keçi değil koç.'

Bir kıssadan hisse ile başladık yazımıza. Bazen hayatımızda karşılaştığımız yanlışların içerisindençıkabilmek için bir doğru yol bulmak durumunda kalırız, bir bilene danışmak isteriz ama bulamayızdanışacak kimseyi.  İşin içerisinden çıkamaz, neresinden başlayacağımızı bilemeyiz. Bir yanda geçim derdi, ekonomik problemler, vahşi kapitalizmin getirdiği değişen ve günden güne büyüyen, sınırsız ihtiyaçlar, öte yandan kıt kaynaklar ve bu kıt kaynaklarla hedefe varma konusunda sahip olunması gereken yetenekler… 

Rahmetli babam;  evlendiğimizde hiç ev eşyamız yoktu, bir mesleğim ve bir sermayem de yoktu. Bu imkânsızlıklar içerisinde başladık hayat mücadelesine annenleşükürler olsun ki çocuklarımızı okutup bir meslek sahibi edebilmeyi ve birer yuva kurmalarınıbaşarabildik diyordu. Ama şunu da ekliyordu; tabi o zamanlar bir evin bu kadar ihtiyacı yoktu. Kışlık yiyecek ve yakacaklarımızı temin etmek yeterliydi. Ne bu kadar ev eşyası, ne bu kadar kıyafet ve marka takıntısı, ne bu kadar eğitim masrafları ne de bu kadar da fatura ödemek zorunda değildik. O imkânsızlıklar içerisinde, küçücük evlerde, kısıtlı imkânlarla mutluyduk. Allah mekânlarını cennet eylesin, ruhları şad olsun…

Bugün hayat şartları çok farklı, ihtiyaçlar sınırsız. Çocuklarımıza bu zor şartlar içerisinde iyi bir gelecek hazırlayabilmenin endişesini ve stresini yaşıyoruz. Bunun cezasını da çocuklardan çıkarıyoruz. Daha ilkokuldan itibaren sokuyoruz bir yarışın içerisine ve kırbaçlıyoruz, daha fazla koşturuyoruz onları, çocukluk, gençlik kayıyor ellerinden yavaş yavaş. Bu arada ana baba ile ilişkiler de gerginleşiyor. Az ders çalışıyor diye kızıyoruz, gözümüzden çok sevdiğimiz yavrumuza. Doya doya sevemiyoruz onları. Sonra mı, sonrası daha büyük sorun, ya kazanamazsa istediği üniversiteyi, ya giremezse bir işe, ya yuvasını kuramazsa ya da yeterli kazancı olmazsa ailesini geçindirecek… Endişe ve stres devam ediyor. Tükeniyor ömür böyle bir gerilim içerisinde. 

“Düzeltme” ortak paydasında hemfikiriz de, neresini düzelteceğiz, nasıl düzelteceğiz işte o konuda bir çözüm bulamıyoruz. Ama önce şu konuda anlaşmak lazım. Mutlu çocuklar, mutlu aile, mutlu toplum, başarı demektir. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde bu gerilim yatıyor. Haberleri dinlemek bile istemiyoruz. Dizileri izlemek istemiyoruz. Hatta akrabalarla, arkadaşlarla, komşularla bile görüşmek istemiyoruz. O kadar gergin bir toplumuz ki, sonu nereye varacak bilemiyoruz. Biliyoruz da bilmezden gelmeye çalışıyoruz. Akışına bırakmış herkes, bakalım ne olacak diye merak ediyor.

Dokunmalıyız bu soruna, çözüm bulmalıyız. Evlatlarımızı kaybetmemeliyiz, sarılmalıyız onlara sıkı sıkı, öpüp koklamalıyız doya doya, destek olmalıyız hayat yolculuklarında. Ne olmak istiyorsun diye sorduklarında “Mutlu” olmak istiyorum diyebilmeliler özgürce. Yüksek mevkili ve bol kazançlı meslekleri söylemek zorunda olmadıklarını bilmeliler. Başarmalıyız bunu biz büyükler, başarmalıyız. Önlerini açmalıyız onların ve destek olmalıyız onlara…

Kalın sağlıcakla…

                                                                                                                          19 Aralık 2019

                                                                                                                           Celal TÜRKER

 

 
Etiketler: BUNUN, NERESİNİ, DÜZELTEYİM...,
Yorumlar
Haber Yazılımı }); });